Vedalaştıktan sonra arkamdan koştu, sarıldı bana.
Sana bırak beni dediğimde sakın beni ciddiye alma. Tut beni, yalvarırım, tut beni. Ne zaman aklına eserse gel, ayda bir kere, yılda bir kere, ama tut beni...
Bilmiyorum doktor bey, biraz evvel soda içtim ve bir tanıdığımız sodanın karnımdaki yakışıklı oğlumu eritebileceğini söyledi, çok kötüyüm ... " "Binnur Hanım bir dakika sakin olun. Geçen hafta verdiğim hapı yarıya bölüp içmek yerine bu gece tam olarak yu tun. Karnınızdaki yakışıklı oğlunuza değil soda, o okuduğunuz çok satan ergen kitapları dahi zarar veremez, müsterih olun. İlacı içip ötesini bırakın!" "Doktor Bey eminsiniz değil mi, çok korkuyorum." "Bana güvenin. Hapı dediğim gibi için, haftaya tekrar görüşelim."
Siz on altı, on yedi, on sekiz yaşlarında, zihninizin saplantılı bir şekilde sadece arka arkaya jestlerle, ruh halleriyle, hareketlerle meşgul olmasının ve bütün bunlar bir araya geldiğinde bazen gerçek dışı bir şeye dönüşmenin, bunun da bir kişi olmasının ne anlama geldiğini bilir misiniz? Hayır, ne büyük bir acı! Gözleriniz o kadar sakin bakarken nereden bileceksiniz? O aşırılıkları muhafaza etme hissi, duygulardan utanmanın imkansızlığı konusunda da hiçbir şey bilmezsiniz.