Memleketimizi teslim etmektense; yakar, yıkar, intihar ederiz: çünkü tarihimiz var; çünkü bizi tel'in edecek ecdadın ruhu, ahfadın feryadı var; çünkü, her şeyden üstün namusumuz var!
Buyurunuz Ferhat bey, Samim bey, cemiyet bey, ahlak bey, namus bey, buyurunuz yazıyorum işte:
"İntihar ediyorum. Kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada yalnızım."
Haşim'e göre tebessüm, gülüş ve ağlayış, insanın hep saklamak istediği, gülünç ve iğrenç ruhun etrafındaki perdelerdir; ruh bu perdelerin arkasında çarpık ve ürkek bir hayvan gibi çömelmiş oturur. Haşim, salt güzelliğe hep önem veren bir şair olarak kesekağıdı içinde cebine bırakılan üç uskumru dolmasının ölçüsüzlüğüne bile katlanamayıp evlilik fikrinden uzaklaşandı:
Kadın nedir? O münevver menekşesidir ki uçar / Samim-i hüsn-i baharında hande-i afak
Bu bölümde geçmiş siyasi cinayetleri analiz ederek çözme gibi bir iddia taşımıyoruz. Sadece, çözdüklerine emin olanların ne kadar boş konuştuklarını gözler önüne sermeye çalışacağız. Abdülkadir Bey’in siyasi cinayetlerle ilişkilendirilmiş olması, bu konu hakkında okuyucuya genel bir bilgi verilmesini gerektirmiştir.
Gazeteci cinayetleriyle ilgili genel kaynaklardan alınan çeşitli kronolojik bilgiler dışında, bazı özel konuların kaynakları, yapılan alıntıların arkasından verilmektedir.
İttihat ve Terakki Cemiyeti, kelle koltukta bir mücadele sonucunda 1908 Temmuz’unda II. Abdülhamit’e II. Meşrutiyet’i ilan ettirmiştir. Tek ve tam siyasal güç artık Cemiyet’tedir. Ülkede özgürlük havası egemendir.
Bu ortamda yine bir muhalefetin oluşması da kaçınılmazdır. Özgürlük şarkılarıyla iktidara gelen İTC şimdi muhalefete tahammülde zorlanmaktadır. Karşıt basın ve yazarlara ayar çekilmeye çalışılır. Ama ayardan anlamayanlar olacaktır.
Birer yıl arayla 3 adet basın mensubu cinayeti gündemlere bomba gibi düşer. 1909 yılında Hasan Fehmi Bey, bir yıl sonra Ahmet Samim. Sadece 1911’deki son cinayetin perdesi aralanabilmiştir. Cemiyetin bir kararı ve bilgisi dışında, durumdan vazife çıkaran bir tetikçi tarafından Zeki Bey vurulmuştur. Katil mahkemeye çıkarılır; hüküm yer.
Aradan geçen bir yüzyıla karşın diğer iki cinayet aydınlanabilmiş değildir. Bu cinayetler İzmir Suikastı davasının görüldüğü Ankara İstiklal Mahkemesi’nde de gündeme getirilmiş ancak sürpriz bir biçimde mahkeme heyeti tarafından örtbas edilmiştir. Sanıkların da, mahkeme heyetinin de o eski yıllarda aynı tarafta yer aldığını ve aynı komitacılık yöntemlerinden geçtiğini unutmamak gerekir.
Eskiden beri bazı yazarların bu konuları zaman zaman kaleme aldığı ve kafalarına göre hükümler verdiği görülmektedir. Hasan Fehmi