1000Kitap Logosu
2007'de, cumhurbaşkanı adayı Nicolas Sarkozy, "yancılar" adını verdiği ve kendisine göre, çalışmadıkları için Fransız halkının parasını çalan kadınlara ve erkeklere karşı bir kampanya yürütmeye başladı. Dedi ki: "hali hazırda çalışan işçiler [...] bu yancıların, hiçbir şey yapmadıkları halde ay sonunu kendilerinden daha rahat getirdiğine şahit oluyor." Çalışmadığın için, dünyanın sırtında bir kambur, bir hırsız, bir fazlalık olduğunu anlamanı sağladı - Simone de Beauvoir'ın deyişiyle fuzuli bir boğaz. Oysa Sarkozy seni tanımıyordu. Böyle düşünmeye hakkı yoktu, seni tanımıyordu. Egemenlerin bu aşağılayıcı tavırları belini iyice ezdi.
56 syf.
·
3 günde
" Yaşamaya Mecbur Bırakılan Bir Hayat"
Fransa’nın genç yazarlarından Edouard Louis’in otobiyografisini içeren roman üçlemesinin sonuncusu Babamı Kim Öldürdü, uzun zaman sonra babasını ziyarete giden yazarın, babasıyla ilgili iç hesaplaşmalarını, sorgulamalarını, baba-oğul yüzleşmesini konu alıyor. « Senden bahsederken geçmiş zamanda konuşuyorum çünkü seni artık tanımıyorum. Şimdiki zamanda konuşursam yalan söylemiş olurum.» (s.31) Baba ve oğul, birbirilerine dokunacak kadar yakın olmalarına rağmen geçen yıllarda aslında birbirlerine çok uzak kalmışlar, birbirlerini hiç tanıyamamışlar. Yetiştiği çevre, görünen ya da görünmeyen toplumsal normlar, hayat şartları babayı kendi hayatını anlatma imkânından ve birçok şeyden mahrum bırakmış. Ama oğlu asla alamayacağı soruların yanıtını bekliyor, babasından uzakta geçen yılları, yüzünden okumaya çalışıyor. Bir yapbozun parçalarını birleştirir gibi babası ile ilgili duyduklarını, gördüklerini, anılarını, görüntüleri, fotoğrafların ardındaki görünmeyenleri parça parça yerleştirmeye başlıyor çerçevenin içine. Görünenin arkasındaki görünmeyen babasını keşfetme, anlama çabası. Böylece babası ile ilgili büyük bir resme ulaşıyor. Bu sorgulamaları, iç çözümlemeleri yaşarken babasından nefret etmiyor, öfke duymuyor, onu yargılamıyor. Ama sona geldiğinde kitaba ismini veren sorunun cevabına ulaşıyor: 'Babamı Kim/ler Öldürdü?' Babası başka biri olabilecekken, kendi hayatını yaşayabilecekken kimler yüzünden 'hayatın kıyısında' yaşamaya mecbur bırakılmıştı? Alınan en basit siyasi kararın bir fabrika işçisi baba ve ailesinin üzerinde nasıl bir deprem dalgası yarattığını bilmeyen siyasiler. Yazar babasının sırtına binen, onu ezen, hayatın kıyısında yaşamaya mecbur bırakanların isimlerinin unutulmasını istemiyor, intikamını onların isimlerini tarihe kazıyarak almak istiyor: « Hollande, Valls, El Khomri, Hirsch, Sarkozy, Macron, Betrand, Chirac. Acının tarihinde isimler yazılı. Senin yaşamının tarihi, seni yok etmek için birbirinin yerine geçen bu insanların tarihidir. Senin bedeninin tarihi, onu yok etmek için birbirinin yerine geçen bu isimlerin tarihidir. Bedeninin tarihi, siyahi tarihi suçluyor.« (s.51) Bu nedenle kitap her ne kadar hacim olarak küçük, bir soluk da okunacak gibi görünse de anlatmak istediklerini anlamak için üzerine bir süre düşünmek, yazarın anlattıklarını sindirmek gerekiyor. Bu kitabı okuyarak kendi adıma öğrendiğim en büyük şey ise; bize çok yakın görünenler aslında çok uzak kalabilirmiş. Yargılamadan, nefret etmeden önce geçmişte karanlıkta bırakılan tarafları aydınlatmamız gerekiyormuş. Görünenin arkasındaki görünmeyeni bulursak belki uzakları yakın edebileceğiz. Kırmadan, incitmeden birbirimizi daha çok anlayabileceğiz. Bu okunmaya değer kitap önerisi için kitap dostum
Sıfır Virgül Beş
Sıfır Virgül Beş
'e çok teşekkür ediyorum. Ve kitapla ilgili benim de hissettiklerime tercüman olan incelemesini (iç dökümünü) paylaşıyorum. #110918854
Babamı Kim Öldürdü
Okuyacaklarıma Ekle
“Uluslararası Camia” bir ağızdan bağırıyor! “Diktatörü indirin!” Kaddafi bir diktatör!... Bush değil mi? Ya Obama? Sarkozy mi “demokrat”? Yoksa İsrail mi “demokrasi beşiği”!? Demokrasi “getirdikleri” ülkelere bir bakın! Bosna, Irak ve Afganistan! Getirdikleri düpedüz FAŞİZM, diyeti sadece KAN!
Daha güzel nasıl anlatılabilir ki, şahane...
Mahrem müstehcenliklerin ka­musal teşhiri, televizyon şovlarındaki uygunsuz itiraflar, siyaset ile özel iş çıkarlarının arsızca iç içe geçmesi işte tüm bunlar giderek tehlikeli bir ahlaki vakuma yol açıyor. 4 Eylül 2009'da, Berlusconi' nin avukatı olan Niccolo Ghedini, Berlusconi'nin "büyük bir zampara da iktidarsız da olmadığını açıklamak üzere mahkemeye git­meye hazır olduğunu" söylemiş ve böylece kamusal müstehcenlik yolunda bir adım daha atmıştır. Berlusconi'nin tam anlamıyla iktidarlı olduğunu nasıl "açıklayacağını" düşününce insanın tüyleri ür­periyor! Sağ'ı ayırt eden niteliğin katı görgü kuralları olduğu ve Sol'un da taşkınlıkla "kaba" laflar ettiği günler çoktan geçti. Sağ'ın gitgide daha açık bir şekilde kabalaştığı günümüzde (Fransa İtalya’ yı yakından takip etmiyor mu? Sarkozy'nin Berlusconi'yi andıran kaba saba bir tarafı yok mu?), basit edep adap kurallarına yeniden can vermek belki de Sola düşen bir görev (ya da Sol'un görevlerin­ den biri de bu).
Slavoj Zizek
Sayfa 394 - Metis Yayınevi
Bir Fransız vatandaşı, o zaman Cumhurbaşkanı olan Sarkozy'ye hakaret etmişti.Fransız mahkemeleri vatandaşa 30 EUR ceza vermişti.Vatandaş,bu cezadan rahatsız oldu ve AİHM'e gitti.AİHM kararında şu hususları tespit etmiştir. 30 EURO'luk bir para cezası,güncel konulara ilişkin hiciv kullanan ifade özgürlüğü türlerine büyük olasılıkla caydırıcı etki yaratır.Bu sonuç;hapis cezaları için daha geçerlidir! .....
Ece Güner Toprak
Sayfa 458 - doğan kitap
"Hollande, Valls, El Khomri, Hirsch, Sarkozy, Macron, Bertrand, Chirac. Acının tarihinde isimler yazılı. Senin yaşamının tarihi, seni yok etmek için birbirinin yerine geçen bu insanların tarihidir. Senin bedeninin tarihi, onu yok etmek için birbirinin yerine geçen bu isimlerin tarihidir. Bedeninin tarihi, siyasi tarihi suçluyor."
408 syf.
·
32 günde
·
8/10 puan
Kitab'ın ismi her ne kadar "Kısa Fransa Tarihi" olsa da kitap, çok da kısa değil, 379 sayfa, boşluklar çıkartılırsa 360 civaruı sayfaya denk geliyor. II. Dünya Savaşı'ndan günümüze kadar olan kısma 140 civarı sayfa ve birden fazla bölüm ayrılmış. Bu durumda, kitabın Fransa Tarihi'nin son 75 yıllık bölümüne gereğinden fazla değindiği söylenebilir. Gerçekten de Chirac, De Gaulle, Sarkozy, Giscar d'estaing, tüm Fransız Cumhurbaşkanları'nın iktidar dönemlerindeki icraatları, seçimleri % kaç oyla kazandıkları da da dahil Fransa tarihi'nin son 75 yılı ayrıntılı ele alınmış. İlk Çağ, Orta Çağ Fransası ve Fransız Devrimi ise bu hacimdeki bir kitapta yeterince yer bulamamış gibi geldi bana. Uzun cümlelerin çokluğu, anlatımı biraz zorlaştırsa da gerekli zaman ayrılabilirse , bazı önemli kısımlar birden fazla kere okunabilirse, Fransa siyasal tarihi, her dönemin edebi-düşünsel atmosferi, ekonomisi hakkında detaylı bilgi edinebilir.
Kısa Fransa Tarihi
Okuyacaklarıma Ekle
1
...
64 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.