Babası oğluna peşinden gelmesini söyler ve birlikte evden çıkarlar. Babası yaşlı eşeklerinin sırtında, oğlu yanında yürüyerek yola düşerler. Köy ahalisi onları nefretle birbirine gösterir: 'Ne kötü bir baba, oğlunu yanında yürütüyor!'
'''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.'
"Ertesi gün baba oğlunu eşeğe bindirip kendi de yanı başından yürümeye koyulur. Köy ahalisi bu sefer de şöyle söylenir: 'Ne hayırsız evlat, yaşlı babasını yürütüp de kendi eşek sırtında geziyor!'
'''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim'
"Ertesi gün her ikisi birden eşeğin sırtına binerler. Köylüler bu sefer de şöyle der: 'İkisinde de hiç vicdan yok, zavallı hayvancığın üzerine çökmüşler!'
"'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.'
"Bir sonraki gün her ikisi de kendi eşyaları sırtlarında
yaya olarak çıkarlar yola, eşek de arkalarından gelir. Köy ahalisi bu durumu da şöyle yorumlar: Dünya tersine dönmüş, adamlar yüklerini taşıyorlar, eşek de peşlerinde!'
'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim'
"Eve döndüklerinde baba oğluna şöyle der: 'Bana mutluluğun sırrını mı sormuştun? Sen ne yaparsan yap mutlaka birileri yanlış yaptığını söyleyeceklerdir. Sen ne yapmayı seviyorsan ya da neyi yapmayı doğru buluyorsan onu yap,
o zaman mutlu olursun!''
Dünya'nın Ruhu
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Babası oğluna peşinden gelmesini söyler ve birlikte evden çıkarlar. Babası yaşlı eşeklerinin sırtında, oğlu yanında yürüyerek yola düşerler. Köy ahalisi onları nefretle birbirine gösterir: 'Ne kötü bir baba, oğlunu yanında yürütüyor!'
'''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.'
"Ertesi gün baba oğlunu eşeğe bindirip kendi de yanı başından yürümeye koyulur. Köy ahalisi bu sefer de şöyle söylenir: 'Ne hayırsız evlat, yaşlı babasını yürütüp de kendi eşek sırtında geziyor!'
'''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim'
"Ertesi gün her ikisi birden eşeğin sırtına binerler. Köylüler bu sefer de şöyle der: 'İkisinde de hiç vicdan yok, zavallı hayvancığın üzerine çökmüşler!'
"'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.'
"Bir sonraki gün her ikisi de kendi eşyaları sırtlarında
yaya olarak çıkarlar yola, eşek de arkalarından gelir. Köy ahalisi bu durumu da şöyle yorumlar: Dünya tersine dönmüş, adamlar yüklerini taşıyorlar, eşek de peşlerinde!'
'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim'
"Eve döndüklerinde baba oğluna şöyle der: 'Bana mutluluğun sırrını mı sormuştun? Sen ne yaparsan yap mutlaka birileri yanlış yaptığını söyleyeceklerdir. Sen ne yapmayı seviyorsan ya da neyi yapmayı doğru buluyorsan onu yap,
o zaman mutlu olursun!''
Dünya'nın Ruhu
Babası oğluna peşinden gelmesini söyler ve birlikte evden çıkarlar. Babası yaşlı eşeklerinin sırtında, oğlu yanında yürüyerek yola düşerler. Köy ahalisi onları nefretle birbirine gösterir: 'Ne kötü bir baba, oğlunu yanında yürütüyor!'
'''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.'
"Ertesi gün baba oğlunu eşeğe bindirip kendi de yanı başından yürümeye koyulur. Köy ahalisi bu sefer de şöyle söylenir: 'Ne hayırsız evlat, yaşlı babasını yürütüp de kendi eşek sırtında geziyor!'
'''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim'
"Ertesi gün her ikisi birden eşeğin sırtına binerler. Köylüler bu sefer de şöyle der: 'İkisinde de hiç vicdan yok, zavallı hayvancığın üzerine çökmüşler!'
"'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.'
"Bir sonraki gün her ikisi de kendi eşyaları sırtlarında
yaya olarak çıkarlar yola, eşek de arkalarından gelir. Köy ahalisi bu durumu da şöyle yorumlar: Dünya tersine dönmüş, adamlar yüklerini taşıyorlar, eşek de peşlerinde!'
'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim'
"Eve döndüklerinde baba oğluna şöyle der: 'Bana mutluluğun sırrını mı sormuştun? Sen ne yaparsan yap mutlaka birileri yanlış yaptığını söyleyeceklerdir. Sen ne yapmayı seviyorsan ya da neyi yapmayı doğru buluyorsan onu yap,
o zaman mutlu olursun!''
Dünya'nın Ruhu
Öncelikle DURUN!
Şayet kitabı okumaya başladıysanız sabırlı olun ve kapağı kapatmayın. Kitaba bir şans verin. Neden mi söyledim? çünkü kitabı okurken epey bir sıkıldım bırakmamak için direndim. Daha önce Hanne ‘de de bunu yaşamış iki kez başlayıp yarım bırakmıştım. Ama Antikacı’ da bunu yapmadığım için mutluyum.
Kitabın ortasına gelene kadar fikrimce birkaç güzel konuşma ve iç çözümleme paragraflarından başka bir şey yoktu ama meçhul adamın gelmesi ile birlikte kitap bana tam anlamıyla “vaov” dedirtti.
Neden mi?
Nedeni şu; bazı kitaplar vardır ve bu “bazı kitapları” okurken durup; “bir dakika, ben bu cümleyi bir yerden hatırlıyorum” dersin ve koşup raftan çekip aldığın kitabın sayfaları arasından o cümleleri aramaya koyulursun.
İşte tam olarak bunu yaşattı. En en güzel kısmı Şeriat ve Kadın kitabından okuduğum bir pasajda İlhan Arsel’in yorumladığı bir ayetin meçhul adam (ya da belki de Bahadır Yenişehirlioğlu) tarafından yapılmış yorumuydu. Ve bunun gibi bir sürü aydınlatıcı yorum… mesela Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi” “Kur’an Okuyan Adam” ve “Mihrap” tabloları gibi tabloların yorumlanması…(bu tablolar ben de yeni bir merak kapısı araladı) okurken zihnimdeki sorulara cevap verdiğim için mi ya da zihnimde yeni sorular oluşturduğu için mi? bilmiyorum ama bu tarz kitaplara veya metinlere bayılıyorum. Beni sorgulamaya teşvik ediyor, zihnimin içinde dönüp dolaşan düşünce halkalarını birbirine zincirliyor ya da birbirine sıkı sıkı kenetlenmiş orantısız halkaları çözerek düzene sokuyor. Kısacası “tefekkürü” iliklere kadar hissettiriyor.
Belirttiğim sayfalara geldiğinizde ne söylemek istediğimi anlayacaksınız.
Tüm bunlar güzel ama kitapta bir şey eksik. Anlattığım bu muntazam anlatım kitabın tamamına hakim değil. Sadece küçük bir kısım ve bu beni üzdü:( muhtemelen Hanne ‘de