Piruz

Piruz
Ayı, ayak tırnağı gibi gözüktüğünde seviyorum
Aptal oldukları için başlarının üstünde gezinen yıldızlara bakıp düşünmüyorlardı, aptal oldukları için öğrenecekleri şeyin önce neye yarayacağını soruyorlardı, aptal oldukları için ayrıntılara değil özetlere meraklıydılar, aptal oldukları için birbirlerine benziyorlardı vb.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Her devirde İstanbul
İstanbul’un güzel şehir olduğunu, ama insanın burada köle değil, efendi olması gerektiğini düşünürdüm.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Orhan pamuk tarihi şimdiki zamandan okuyabildiği için mi karakterine “son kıpırdanışlar bunlar” dedirtiyor? Çünkü o bahsi geçen dönem de Osmanlı’nın sınırları en geniş halde olsa dahi diğer devletler üzerinde ki üstünlüğünün kaybedildiği yıllar. Yazar bu gerçekliği bildiği için mi bunu yazıyor yoksa karakterine gerçekten müneccimlik özellikleri mi yüklüyor (karakter bir bilim insanı olmak düşünde) ben bu kısımı okurken ilk defa yazarı satırlarında gördüğümü ve artı olarak hikaye içinde bir taraf tuttuğunu hissediyorum. Bir yanım bunu hata olarak görürken, bir diğer yanım rastgele cümlelerdeki bu şovdan etkileniyor.
Yazarın kendi kitapları arasında metinler arasılık yapması
Yokavar adındaki, insanı Ben’den ibaret kalana kadar sadeleştirme süreci, bugüne kadar hiç kimse tarafından gerçekleştirilmemiştir. Hiçbir insan, hiçliğin merkezine erişememiş ve varlıktan ibaret kalmamıştır. Bu yüzden temel kurallar, varlığın bilinci düzeyine kadar geçerlidir. Ondan sonrası, yani varlığın bilincini kaybedip varlıktan ibaret kaldığı andan sonrası, insan zihninin hayal edemeyeceği kadar basittir. İnsan zihninin olamayacağı kadar boş, duyuların ve sezgilerin fark edemeyeceği kadar belirsiz. Sadece var olmak. Hiçbir şeyin olmadığı bir yerde ve zamanda var olmak. Tatminin, acının, duyguların, sahte amaçların, hiçbir şeyin. Hiçliğin merkezinde bir varlık. Hepsi bu. Bilinen insanın vardığı anda yok olduğu bir düzey. Son düzey. Varılabilecek son nokta, bir noktaya dönüşmektir. Nokta mükemmeldir. İnsanın varlıktan ibaret kalması gibi. Kusursuz bir hal. İnsanın varlık nedeni, hiçliğin merkezinde var olarak mükemmel bir durağanlığa erişmek ve sonsuza kadar o halde kalmaktır. Buna, yaratarak yok olmak denir.
Sayfa 96
Derin bir uçurum; Azil
Puan vermedi
Bir insanı sevdiğini düşünmek, ona bunu söylemek ve ardından sarılmakla anlatılamayacak kadar mükemmeldir Bir insanı öldürmek, ondan nefret ettiğini düşünmenin yanında daima kusurludur. Hiçbir davranış düşüncenin gerçek tercümesi değildir. (Sf.31) Bu yazarın beyin kıvrımlarının incelenmesini talep ediyorum ey bilim insanları! Söyleyecek ne çok şey var. Ama kitap bitip de kapağı kapatınca “ben ne okudum ya” hissi yok mu? Yaşamadım diyen buyursun. Ben hiçbir şey bilmiyorum. Anladıklarım ise Günday’ın yazdıklarının ucundan bile geçmiyor hissi hikaye boyunca yakamı bırakmadı. Bu kitap Piç, Zargana, Malafa’yı da geçip ikinci sıraya Kinyas ve Kayra’nın yanı başına geçti, yerini buldu. Biraz daha uzasaymış kitap en en iyisi bile olabilirmiş. Hakan Günday bu kitabı yazarken “ne varsa içimde dökmeliyim” demiş olmalı. Düşünceler, kurallar, aileler, toplum, toplumcuklar, inançlar, değerler, Türkiye, benlikler, hesaplaşmalar, iyiler, kötüler, delirmeler ve akıl yürütmeler… daha neler neler. Bazı cümleleri beş-on kere okudum. Dedim ki, sanırım ben Türkçe bilmiyorum. Felsefe ve bilimi özellikle fiziğin belli başlı kuramlarını elinde parçalayıp un ufak eden, varoluşu ve yok olma isteyişi, yok olarak var olmak düşüncesini (evet biraz beyin yakıyor) öyle cümleler ve örneklerle sunuyor ki kurgu geri planda kalıyor. Başkarakter araya giren biri oluyor sanki. Sanki Asil’in değilde Hakan Günday’ın hikayesi bu. Sanki içinde otobiyografik unsurlar var gibi. Sanki Asil’deki çoğu özellik yazarda da var gibi. Para kazanmak için aklındakileri bir kitaba döken Asil’in cümleleri bile Günday’ın cümleleri gibi. Sonra, aile olmaya, anne ve babaya hatta bir çocuğa bakışı bile. Kitap içinde yazarı gördüğüm çok an oldu. Boylu boyunca çizdiğim sayfalar. Uyuşan beyinlere en güzel jimnastik olarak
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma