Jane Eyre’in Gölgesinde Otobiyografik Bir Klasik: Agnes Grey
10/10
·220 syf.··
2026 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 17:32
Agnes Grey, Anne Brontë’nin ilk göz ağrısı, ilk kitabı. Zaten topu topu üç tanecik eseri var ve ikisini okumuş olmaktan dolayı çok mutluyum. Kitaba geçmeden önce, hüzünlü hikayesiyle kalbime dokunan Anne Brontë’den biraz bahsetmek istiyorum. 1820’de Yorkshire’da, altı çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. Babası yoksul bir din adamıydı ve Anne yaşamının büyük kısmını onun cemaatinin bölgesinde geçirdi. Annesini henüz çok küçükken muhtemelen kanserden kaybetti. Ardından iki büyük ablası tüberkülozdan hayatını kaybetti. Kalan kardeşlerin edebiyata olan tutkusu ve yeteneği ise aralarında hem kopmaz bir bağ hem de bir kara kedi oldu. Anne, uzun yıllar mürebbiye olarak çalıştı ve bu süreçte Agnes Grey’i yazdı. Ancak basılan ilk eseri, kardeşleriyle birlikte takma isimlerle yayımladıkları şiir kitabıydı. Hayatındaki en büyük yara izlerinden biri, babasının yardımcısı rahip William Weightman’e duyduğu aşktı. Bu aşk, Weightman’in henüz 26 yaşında koleradan vefat etmesiyle yarım kaldı. Anne de 1849 yılında, henüz 29 yaşındayken ablası gibi tüberkülozdan vefat etti. Agnes Grey, yayınlandığı dönemde ablası Charlotte'ın eseri Jane Eyre ile çok karşılaştırıldı ve onun yanında "daha az dramatik" bulundu. Oysa Agnes Grey, fazlasıyla otobiyografik, yazarın kendi ruhunun yansımasıydı. Anne, aranan o yüksek dramayı zaten kısa süre sonra yazacağı ikinci romanı Wildfell Konağı Kiracısı ile edebiyat dünyasına fazlasıyla sunacaktı. Wildfell Konağı Kiracısı #97062570 Romanı okuyanlar görecektir ki Agnes ile Anne Brontë’nin yaşamı neredeyse ikiz gibi. Ben size romanın olay örgüsünü değil, bana hissettirdiklerini anlatmak istiyorum. İkinci romanının aksine Agnes Grey; bana bir bahar günü, ikindi saatlerinde, durgun ve masmavi bir gölün kıyısında kitap okuyormuşum hissi
1000Kitap
Agnes GreyAnne Brontë · Yedi Yayınları · 2021146 okunma
10/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 16:35
Bir kitabın daha sonu. Fevkalade bir son. Ya da kötü sonla biten fevkalade bir yol, sona gidiş için. Her bir karakteri ayrı ayrı değerlendirmenin boş zahmet olmayacağı bir eser. Kısa bir özet: Başkarakterimiz Martinin bir tesadüf sonucu Mors ailesini tanıyıp evlerine misafir olmasıyla başlıyor serüven. Evin kızı olan Ruth'un etkisi altına giren Martin, bir süre sonra onu takıntı haline getirecek ve hayatını ona göre yaşamaya başlayacaktır. Burjuva ile hiçbir bağlantısı olmayan Martin, bu ortama girdikçe cehaletinin ne denli yüksek olduğunu idrak edecek ve işi gücü bırakıp gelişimine zaman ayıracaktır. Bunda Ruth'un teşviki oldukça fazladır. Toy birinin, kendisi tarafından yetiştirilmenin azgın çekimi de diyebiliriz. Bilahare özgüveni artan, öğrendikçe ufuklarının genişlediğini sezen Martin kendisini tecrit ederek ortamlardan, hikayeler, şiirler, kitaplar yazmaya koyulur. Ancak talih henüz yanında değildir. Bu sıralarda Ruth ile ilişkisi ileri bir boyuta taşınan Martin, sürekli çevresinin kendisine telkin ettiği üzere iş bulup çalışması gerektiği gerçeğini bir türlü ciddiye almamış ve yazmaya devam etmiştir. Morse ailesinin bulunduğu toplumsal konum sebebiyle, kızlarının işsiz-güçsüz ve üstelik kendilerine göre cahil olan - onlara göre okul okumayanlar cahil oluyordu- bu gence kızlarının gitmesini istemiyorlardı. Sefalet içerisinde yaşayan Martin ise mütemadiyen yazıyor ve araştırıyordu. Durum böyleyken en sonda Ruth, ailesinin dayatmaları sonucu Martin ile ilişkisini bitirmeye karar verir. Genç için algılaması biraz zor olsa da alışır ve yeni ortamlar ile kendisini geliştirmeye devam eder. Morsların evinde tanıştığı Brissenden ile muhtelif konular üzerinde konuşmalar yapıyor, Sosyalist ortamlara da girerek, felsefi ve siyasi anlamda düşüncelerini harmanlıyordu.
1K
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·192 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 22:41
Yavaş Ebeveylik ,okulda veliler ile birlikte okuduğumuz bir gelişim kitabı. Yazar Pınar Mermer klinik psikoloji alanında uzmanlık yapar,çocuk ve yetişkinlere danışmanlığını,eğitimlerini halihazırda devam ettirir. Kitabında bizlere yavaş bir ebeveyn olmanın yollarını kendi anneliğinden çocuğundan ve danışanlarından da yola çıkarak aktarmaya çalışmış.Anlatımı sade olsa da biraz dağınık ve yüzeysel şekilde ele almış konuları sanki. Okurken ilgimi çeken ve düşündüren kısımları aktarmak istiyorum bende sizlere. Kitap isminden de anlaşılacağı üzere hızla tükettiğimiz ömrümüzde her şeye yetişme çabası içerisinde iken nasıl yavaşlayabilirime bir cevap aramak.Bu yavaşlamayı özellikle zihinsel olarak gerçekleştirdiğimizde huzur ve dinginlik bulabileceğimiz doğru mudur?Bence evet. Bende kendimden örneklendirme yaparak açmak istiyorum konuyu mesela oğluma kitap okurken veya onunla oyun oynarken bir an önce bu eylem bitsin başka işlerime bakayım moduyla oturduysam aklım yapılacak şeylerdeyse daha gergin ve geçen her dakikanın on dakika olarak sayıldığı anları yaşıyorum.Ne vakit ki zihnimi yavaşlatıp ana odaklandıysam keyif alabildiğimi çoktan farkettim neyse ki. Kendi çocukluğumuzdan çıkıp gelen hayalet peki buna ne demeli hiç dikkat etmiş miydik,çocuğumuza karşı olumsuz davranışlarımızda bilinçdışı devreye girip kendi çocukluğumuzda yaşadıklarımız gün yüzüne mi çıkıyor.Bu bilinçdışı sadece olumsuzluklarda değil olumlu davranışlarda devrede mi?Sormak isterdim yazarımıza. Anne-baba huzurunun önemi yadsınamaz elbette ek olarak babaların sebatkâr ,tutarlı davranış içerisinde olanların çocuklar üzerindeki olumlu etkisine değinilmiş. Mutlu aile tablosunu satın almak adlı bölüm bana son zamanlarda okuduğum Doris Lessing'in Beşinci Çocuk adlı eserini hatırlattı.Huzurlu bir yuva
Psikoloji
Yavaş EbeveynlikPınar Mermer · Altın Kitaplar · 2014260 okunma
10/10
·210 syf.·
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Gerçekten çok başarılı bir metin. Zor bela okuduğumu söylesem yeridir. Bu kadar Çetin bir olgudan yine de yılmadan, yıkılmadan hayatını idame ettirmek her bünyenin kaldırabileceği bir şey değildir. Kendi elleriyle ilk başta oğlunu, kızını, eşini, damadını en son torununu kendi elleriyle gömmek ve bu yolda sebatkâr bir şekilde ilerlemeyi, her şeye rağmen yaşamayı çok güzel irdelemiş bir kitap.
Duygu ve Düşünce
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,7bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2022 5. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2022 21:36
İrade Terbiyesi'nin mesajları... -Yetilerimizin düzenli çalışması için mevcut işlerimizin paralelinde kendimize farklı zihinsel etkinlikler bulup uygulamalıyız. -Mücadele etmeden mutlu olunmaz. Her mutluluk az çok bir çaba ister. -Az da olsa düzenli ama sürekli olan çalışma, uzun molalar içeren yüksek eforların toplamından daha güçlüdür ve daha değerlidir. -Gerçek ve verimli çalışma enerjisi az ama düzenli olan eforla mümkündür. -İşin zahmetli kısmı evvelâ dikkat etmek, ardından da konsantre olmak ve kendini tanımakta gizlidir. -Aslında dikkat, sürekli tekrar eden, bazen şiddetli, bazen sakin ve de birbirini takip eden irili ufaklı gayret gerektirir. -Gayretimizin gayesi düzenli ve sebat gerektiren bir dikkat göstermeye çabalamak olmalıdır. İrademize hâkim olmayı güçlendirmenin yolu ise kendimize günlük vazifeler belirlemekten geçer. -Dağınık, düzensiz bir çalışmanın yoğun olmasının hiçbir faydası yoktur. Sarf edilen çaba tek bir neticeye yönelik olmak zorundadır. -Fikirlerin veya hislerin olgunlaşması, organize olması, yavaşça, sabırla, derin tefekkürle olur. -İrademiz müdahale etmediği müddetçe hayatımızı dürtülerimiz şekillendirir. -İnsan kendine hâkim olmanın paha biçilmez bir değer olduğunu zamanla öğrenecektir. Hayattan ne istediğimiz, ne olacağımız, hayatta oynayacağımız rol, kendine hâkim olmaya bağlıdır. İnsanlardan beklediklerimiz ve insanlara vereceğimiz değer sabırdan geçiyor. -Uzun soluklu bir işi isteksiz olarak, sevmeden yapmak, baştan kaybetmek anlamına gelir. Başarmak için işine saygı duyman gerekir. -İhtiras, insanda hayvanî dürtülerin coşmasına, gözün kör olmasına, beynin kararmasına sebep olur. İnsanlığımızı, gururumuzu, benliğimizi bizden alır; devam ettiği sürece hayvanlar gibi oluruz. Kısa sürmesi nedeniyle ihtirasın çok da tehlikeli
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,5bin okunma
Notlar
10/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 10:54
Marcus Aurelius Aurelius, zihnin ve aklın bir arada kullanılmasına çok fazla atıfta bulunur. Akıllı, ihtiyatlı, sağduyulu olan biri mutlu huzurlu olacaktır her koşulda. Fikirlerinde ve yargılarında sebatkar olan kimseler mutludur. Dışarıdan mutlulukları engellenemez. Bu kişiler erdemli, ahlaklı, doğruyu savunan açık ve net konuşan kimselerdir. İdeal ve mutlu olan kişilerdir. Bunun dışında haz ve duyguları üzerinde irade erdemine sahip olmayan kişiler bedbaht kişilerdir. Mutsuz olup yakınırlar. Kendini doğa ile uyumlu kılma ve doğayı kabul etme söylemini de çok fazla kullanır. İşte bu doğaya uygun davranmayan; duygusallığa ve haza kapılan kimseler yakınan kişilerdir. Bunlar mutsuz olurlar. "Elinde olmayan, doğasına karşı gelemediğin şeyler için neden üzülesin, yakınasın" der, Aurelius. Zihnini doğaya uygun kullandığın zaman elinde olmayan şeyler için neden üzülesin. Aklını kullandığın sürece seni hiç bir şey üzemez. Bu engel yaşamanı bile engelliyorsa bu engeli aşan kişilerin de öldüğünü söyler bize Aurelius. Sebebini kendinde veya tanrıda arama der. Aurelius'un tüm bu rahatlığının sebebi de tüm bu zorlukları ve engelleri ve doğanın uygun gördüğü şeyleri kadere ve tanrının öyle buyurmasına bağlar. Aurelius'un duygusal zorluklar ve hayattaki engellere karşı bu kadar soğukkanlı, bilinçli, sağduyulu olmasının sebebi birincil olarak tanrısallığa bağlamasıdır. İkincil olarak da doğanın yapısı ve kanunu budur diye düşünmesidir. Bu iki düşünceyi çok sık tekrarlar. Hatta bir yerde şeyi söyler "Yolunun önünü böğürtlen çalıları kapladı diye söylenme çünkü doğa/evren kendine uygun şekilde davranmıştır. Nasılki bir marangozda talaş, ayakkabıcıda yonga görürsen ayıplama çünkü onlar sana gülerler." yani evrenin doğası neyse o olur. Aurelius sürekli hayatın amacından ve insanın
Felsefe-Düşünce
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428,1bin okunma