Osmanlı Beyliği, uclardaki Türkmen beylikleri tarihinin bir parçası olarak ele alınmalıdır. Kutsal savaş, gazâ, gazî/alp liderler etrafında, çoğu zaman bu liderlerin adını taşıyan grupların ortaya çıkmasını sağlar. Gazîler, başarı gösteren ünlü liderler, beyler etrafında toplanırlar, onun bayrağı altına koşarlar. Türkmen göçerlerin hâkim olduğu Selçuklu uclarında bu liderler çoğu zaman boy beyleridir. Fakat devlet kuran bu beylerden birçoğunun eski Selçuklu emîrleri arasından çıktıklarını biliyoruz (Yazıcızâde). Bu gazî beyler, merkezî hükümete genellikle vergi vermezler, yahut tâbi-iyetlerini göstermek üzere sözde bir şey gönderirler. Uc hayatı büyük tehlikelerle dolu olup şahsî girişim ister. Zira serhaddîn öte tarafında aynı ruhla hareket eden Hıristiyan serhad teşkilâtı, batı ucunda Bizanslı akritai vardır. Bu dönemde Bizans, bu sınıra Altı-nordu Emîri Nogay'ın ölümünden sonra başsız kalan savaşçı Alanları ve Kıpçak Kumanları getirip yerleştirmiştir (Pachymeres). Etnik bakımdan uc cemiyeti çok karışıktır. Buraya hareket kabili-yeti büyük göçerlerle merkezden kaçan siyasî muhalifler, rafızîler, maceracûlar kaçıp sığınmışlardır. Hinterlandda egemen muhafaza-kâr yüksek medeniyet şekilleri (teoloji, saray edebiyatı, şerî hukuk) karşısında ucda mistik ve eklektik, henüz kalıplaşmamış bir hak kültürü (rafızî tarikatlar, mistik ve epik bir edebiyat, örfî ve millî hukuk) hâkimdir. Eski Osmanlı rivâyetlerinde Osman Gazî'nin hayatına ait kayıtlar bu hayat tarzını kuvvetle aksettirmektedir. Osmanlılar, Oruc Tarihi'ne göre (s. 3) "Gâzîlerdir ve gâliplerdir, fî sebîlillâh hak yoluna durmuşlardır, gazâ malını cem' edüp Hakk'a harc edicilerdir ve Hak'tan yana gidicilerdir. Din yoluna gayretlüdürler, dünyaya mağrûr değillerdir. Şerîat yolunu gözedicilerdir, ehl-i şirkten intikam