-Kitaba başladıktan sonra derin bir taziplikle devam ettim, ve her okuyuş tat bırakıyordu.
Kitabı okudukça sıhhati yerinde olan vücudumun her birimine şükür ediyordum, empati yapmak bile acıyı hissetiriyordu bilhassa o durumda olmak ne yüce çaresizliktir. Yazarın dediği gibi midir? “Halbuki mesele çok basit: insan hastalanır ve ölür.” Sözün esiri olabilmek kolay değildi. Kitaplar arasındaki seyahate devam ederken sürekli bir hüzün ile ilerliyordu, adam’ın hastalığı yetmezmiş gibi aşık oluyor ve daha da sarsılır hale geliyor! ne acı…
-“Bana tâbi olmayan binlerce hayaller ve hatıralar, şiddetli bir anafor içinde savruluyorlar.”(sf.45)
Kitapta geçen ufak bir bağlantılı sözle bırakıyorum, umarım okur ve Tedai ile hayatımızda etkisi olur…
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
İlk girişle beraber çok güzel ve anlaşılır geçti fakat ağırlıkla tasavvufi idi, ilerleyişte yazılar ağırlaşıyordu kafamızı yoğunlaştırmamız gerekiyor dikkatle. Bilmediğimiz kelimeler çoğu kez sayfalar arasında bizi karşılıyordu bu bizim eksikliğimizden ötürü, kitabın içinde 8 ayrı ayır konular içermekte. Betimleme yapmadan olayları tahayyül ederek okura bırakmış gibi. Kitabı okumaya devam ettikçe nasıl bittiğini anlamadan son sayfayla yüzleşiyorsunuz.
-“Aramakla bulunmaz... Ama bulanlar ancak arayanlardır.”(sf.70)
-“Var olan varlığım yok olmuş, yoktan var edilmiş idim.”(sf.92)
Mustafa Kutlu
İrade terbiyesi
-Kitabı ele alırken ısrarla bilhasıl tefekküre ihtiyacın olunacağından bahsediyor. Zihnimizi çalıştırırken irademizden de istifade edeceğimiz için onu beslememiz gerek. Gerçek şu ki kararlı bir iradenin karşısında ancak devamlı bir güç durabilir. Tutkularımız ise doğası gereği geçicidir; ne kadar şiddetli olursa bir o kadar kısa sürer. Takıntı haline gelen ihtiraslar haricinde tutkuların sık oluşu düzenli bir çabanın yerini tutabilecekleri anlamına gelmez? Yazarın dediği ve söylediği gibi "birçok insan aklını en az şekilde kullanarak hayattan gelip geçer". Tıpkı bir zaman gibi akan saat gibi örneğin aynı rutinlerin tekrar edildiği, yeteneklerinin zamanla köreldiği bir iş olsun; yeter ki zorlanılmamalı, çok zorlanması gerekmesin başlangıçta gayret sarf etmeyi gerektiren işler zamanla Ünsiyet’e dönüşür ayrıca bir gayeye bağlanmak ve fikirlerini oluşturmuş olacağız. Çalışmalarımızı günlük yaşantımız haline getirmeli ve İhtar etmeliyiz çünkü gerçek zevk çabada gizlidir.
insan kendine tahmininden daha fazla yabancıdır.(90 sf.)
Jules Payot
-Öncelikle kitaba başlamadan ilk girişte bizi “herkes için ve hiç kimse için bir kitap” diye bir sözle karşılıyor. Daha başlamadan insan tahayyül’üyle karşı karşıya kalıyor, Kitabı okuduktan sonra dünyayı algılayışınızın, etrafınızda yaşanan olaylar, yorumlayış algoritmanızı, hayata ve kendinize olan bakış açınızın değişeceğini söylemek pek olağan.
-Nietzsche'nin bu eserinde bahsettiği ve üzerinde bilhasıl ısrarla durduğu Üstinsan kavramına, eserin içeriğine, diline ve neyi amaçladığına göreceğiz. Başta anlamak pek mümkün olamasada kitaptaki seyahatin son duraklarında anlamış oluyorsunuz; belkide hala düşünce kargaşasının içinde olacağız…
ve her okuduğumuz da belirli yerlerde şiirsel anlatım tarzıyla çokça karşılaşıyoruz, yorsada asla sıkıcı değil gayet her okuyuş büyük bir zevk vermekte. Bu kitaba başlamadan önce sakın hızlı yada bir an önce bitireyim düşüncesi ile başlamayın. Çünkü o kadar dolu dizgin ki, kağıt kalem yanınızda ve tüm odağınızla okumalı ve hayatınızdan belli bir zaman ayırmalısınız.
-"Özgür mü diyorsun kendine? Sana hükmeden düşünceni duymak isterim.." (57/sf.) Buradaki sözün melce’sinde kala kalıyorsunuz. Biz, kendimizi kendimizle asla yüzleştirmiyoruz çünkü olanları bilmiyor ve nasıl bir enkazın altında kalacağımız gerçeğinide. Mümkün olduğunca içimizdeki beni bırakmalı ve mahsar olunmalı…
-Daha nice alıntılar alacağımız hayatımızla bağdaştıracağımız sözler içermektedir. Umarım bu kitap herkese ulaşır ve benliğinize katkı sunar.
Friedrich Nietzsche
|Seda Alğın