-Bir insan için zaaftan mahrumiyet de büyük bir zaaf değil midir? Hatta zaafların en büyüğü..’”
“-Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğ retir...”
Yaşamı kendi başına bıraktığı için çok daha mutlu o. Hayatı, düşünemeyecek kadar yaşamakla meşgul. Zaten benim tek yanlışım kitapları açmak oldu.
Yaşamın kendisi memnunluk verici bir şey değil, ama ölümü beklemek daha memnuniyetsizlik verici bir şey.
Bu son görüşmemiz olmalı, diye düşünüyor, duygularından emin, peki ama bu fikir onu neden böyle ürkütüyor? Alıştı belki de. Peşinde dolanan, ona müptela bu gölge yokken nasıldı hayatı, hatırlamıyor.
Neşe bulaşıcıdır falan diyorlar.Yalan.Neşe kolonya gibi bir şey. Dökünüyorsun, o an ferahlıyorsun. Sonra uçup gidiyor burnundan, elinden, üzerinden. Kasvet öyle değil ama, zamk gibi, bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.