Puan vermedi·150 syf.··
2025 76. kitabı
Ferhat Aslan’ın İstanbul’un 100 Efsanesi adlı eseri, şehrin binlerce yıllık hafızasında birikmiş anlatıları, efsaneleri ve kültürel kodları büyük bir özenle bir araya getiren değerli bir çalışma. Kitap, İstanbul’un hem antik mitolojideki hem de Osmanlı dönemindeki hikâyelerini, şehirle bütünleşmiş kişiler ve mekânlar üzerinden sürükleyici bir dille okuyucuya sunuyor. Eserin ilk bölümlerinde Argos Kralı İnakhos’un kızı İo ile Zeus’un aşkı, ardından İo’nun kızı Keroessa’nın Poseidon’la evliliği ve bu birliktelikten doğan Byzas anlatılıyor. Bu efsane, İstanbul’un kuruluş mitini hem mitolojik hem de kültürel bir çerçeve içinde aktarması bakımından kitabın temel taşlarından birini oluşturuyor. Kitap yalnızca antik çağla sınırlı kalmıyor; Osmanlı dönemine uzanan zengin bir efsane örgüsü de sunuyor. Bunlardan biri, Cebe Ali’nin İstanbul kuşatması ve semte adını veren Cibali hikâyesi. İstanbul’un mahalle isimlerinin dahi kökeninde ne kadar derin tarihsel olayların yattığını hatırlatan etkileyici bir anlatı. Kandilli semtinin adının IV. Murat’ın Bağdat seferiyle ilişkilendirilmesi, padişahın sefer yolu üzerinde semti aydınlatan kandillerle kurulan bağ, kitabın İstanbul’un topografyasını tarihsel anekdotlarla örme biçimini gösteren güzel örneklerden biri. Yine IV. Murat’ın Üsküdarlı Remmal Ahmed Ağa ile yaşadığı olay ve bunun Yenikapı semtinin doğuşuna bağlanması, efsanelerin nasıl şehir dokusuna dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Eserde yer alan bir diğer güçlü bölüm, Hacı Bayram Veli’nin II. Murat’a “Henüz değil, zamanı var” demesi ile İstanbul’un fethinin kaderinin işaret edildiği kerametli anlatı. Bu efsane, devamında Rumeli Hisarı’nın yapılışında geçen meşhur sığır derisi hikâyesi ve Akşemsettin’in “Kul tedbir alır, Allah takdir eder…” sözüyle birleşerek, fethin manevi
İstanbul'un 100 EfsanesiFerhat Aslan · İstanbul Büyükşehir Belediyesi · 201021 okunma
10/10
·224 syf.··
2025 29. kitabı
Kitap Meryem Hanım'ın hayat hikayesi ve yeni edindiği dostlarıyla büyük bir bağ kurması ile başlıyor. Kitabın başında eşinden öyle bir bahsetmişti ki sanki bir şairi anlatır gibi anlatıyordu.Öyle büyük duygular beslemiş ki bu okuyucuya da geçiyordu. Meryem Hanım eşi Cahit Bey'i kaybetmesi ile büyük bir yas yaşıyor.Eşinin ölümünden sonra başlayan hayat evet yanlış duymadınız bazen asıl hayat bir şeyler kaybettikten sonra başlar. Meryem Hanım için de öyle olmuştu çünkü evliyken yani eşini kaybetmeden önce hiç kendini bulamamış zenginlik ve şaşa içinde yaşayan Meryem Hanım eşini kaybettikten sonra bolca sorgulama ve içsel yolculuğa çıkmakta bulmuş kendini. Kitapta Meryem Hanım'ın bolca kendini sorgulamasını okuyacağız. O hayatını zenginlik ve şaşa içinde yaşarken neleri gözardı ettiğini neleri kaçırdığını neleri yaptığını zannederek aslında yapmadığını fark eder. Çıktığı yürüyüşlerden birinde kendini bir dükkanda bulacak buradaki ustalar sedef işçiliği yapıp aslında sedefleri yontarken aslında kendi iç dünyalarını pişiriyorlardı oradakiler onun yeni yol arkadaşları olacak düştüğü duygu dolu bu yolculukta dükkanda bolca tasavvuf bolca dostluk bulacak hayatın ve kendi yüreğindeki sorgulamaları sedefkar ustasının ve diğer dostlarının da sohbetleriyle pekiştirmesine yardımcı olacak. Aslında yazarımız Meryem Hanım'ın çıktığı yolculukta bir kadının yasını değil de bir ruhun uyanışını bizlere kitap aracılığıyla anlatmış içimize düşen tek bir damla hakikat bir inciye dönüşebiliyor eğer sabırla ve farkındalıkla kabullenebilirsek kendi içsel yolculuğumuzda kendimizi bulabileceğimizi bizlere dillendirmiş her satırda içsel bir çağrı tasavvufu bir melodi ama bir yandan da keskin bir sorgulama vardı emin olun özellikle de kadın bir okuyucuysanız kitabı ara ara bırakıp belki de
Nisan YağmuruEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 2013174 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
6/10
·264 syf.·
2025 14. kitabı
O ZAMANIN CESURLARI, BU ZAMANIN DÂHİLERİ Kimdir dâhi... İnsan dâhi olduğunu bilip mi yola çıkar, yoksa dâhilik insanı yola çıkmaya mecbur mu bırakır? Kimsenin yapmadığını yapmak mı, kimsenin düşünmediğini düşünmek mi, yoksa cesaret edip ortaya bir iş çıkarmak mı dâhilik... Hayat ileriye doğru yaşanır, geriye doğru anlaşılır. Biz, bizim gerimizde yaşayanların ne denli ilerimizde olduğunu henüz anlamaya başlamışken, bizden sonra gelecek nesillere ne bırakacağız cidden merak ediyorum. Mesela müzikler, mesela diziler, mesela mimari yapılar, mesela gündüz kuşağı programları... Hepsinde gerimizde kalanların fersah fersah gerisindeyiz. Bu kitap ismini defalarca duyduğumuz ama hakkıyla tanıyamadığımız, övünç kaynağımız olan Osmanlı döneminin dahilerini bizlere anlatmaktadır. Kitap içerisinde çok fazla detay ele alındığından yer yer sıkıcı bulanlar olabilir. Yazım dili çok akıcı bir kitap değil. Mesela ilk defa tarih okuması yapacak olanların başlayacağı bir kitap olmadığını söyleyebilirim. Bu kitaptan önce hangi kitapla başlamalı derseniz aşağıda ki kitaplar başlangıç olabilir. Bu alanda okumalarım arttıkça inşallah aşağıda ki listeyi güncelleyeceğim. Seyahat Ya Resulallah Tuna Nehri Buz Tutunca Orta Şekerli Tarih Yeryüzünün Sırları Kafası Değişikler Atlası > #274760261 Serinin ilk kitabı olan bu kitabın içerisinde bahsedilen dahilerimiz; Asırlardır okunan Mevlid-i Şerif kitabının müellifi Süleyman Çelebi, Türkçe ilk tıp kitabını yazan Geredeli İshak bin Murad, Çağ açıp çağ kapayan dâhi padişah Fatih Sultan Mehmed Han, Akdeniz’i Türk gölü yapan Kapdân-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa, Bir Osmanlı hezârfeni Matrakçı Nasuh, Osmanlı’da ilk rasathaneyi kuran astronom Takıyyüddin Râsıd, Kanije kahramanı bir harp dehası Tiryaki Hasan Paşa, Sultanahmet Camii’nin
Osmanlı DâhileriOsman Doğan · Çamlıca Basım Yayın · 091 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2025 82. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 20:34
Bahşi lakabıyla tanınan Yunus ve bir papazın kızı olan Kaknusia'nın aşklarını, yıllar boyu süren ayrılıklarının hikayesini anlatıyor yazar Aşk Hikâyesi 'nde. Evlenmek isteyen bu iki gencin karşına Kaknusia'nın babası çıkar. Birbirlerini seven gençler çareyi kaçmakta bulurlar ama bu kaçış ayrılıklarının da başlangıcı olacaktır. Tam yirmi yedi yıl süren bir ayrılık... Sultan I. Ahmed döneminde geçen hikaye de buram buram İstanbul'u soluyarak, amansız bir kavuşmayı bekliyoruz. Yirmi yıldır kayıp sevdiğini arayan Bahşi, Sultan I. Ahmed'in Mimarbaşı Sedefkâr Mehmet Ağa'ya yaptırdığı eşsiz caminin temel atması esnasında kalabalıklar arasında bir çift göz görür ve yirmi yıllık hasretinin bittiğini düşünür. Hikaye güzel bir aşk hikayesi. İnsanda böyle bir aşık, öyle sevilen bir maşuk olma hissi doğuruyor. Ancak ilk görüşte aşk mevzusunun biraz abartıldığını düşünüyorum. Birde aşık birini gören herkes hemen yelkenleri suya indiriveriyor. O durum biraz fazla optimist bir yaklaşım olmuş. Ama yine de tarihi aşk romanları sevenlerin kitabı beğeneceğini düşünüyorum. Sultan I. Ahmet'in, Safiye Sultan'ın hikayeye sentezlenmesi güzel bir tat katmış. İyi okumalar...
Edebiyat
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 88. kitabı
Emine Işınsu/ Nisan Yağmuru. (1938- 2021) Yazar, Kars'ta doğdu. Halide Nusret Zorlutuna'nın kızıdır. Ankara Koleji'ni bitirdi. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü öğrencisi iken öğrenimini yarıda bırakarak fıkra yazarlığına başladı. 1971'de bir neslin yetişmesinde büyük etkisi olan ilim ve fikir dergisi Töre'yi çıkardı.  Emine Işınsu Tanzimat'tan bugüne yetişen kadın romancılarımız içinde, kendi insanını tanıyarak, duyarak, yaşayarak ve en önemlisi de severek anlatan, milletine ve değerlerine yabancılaşmamış bir romancıdır. Kalemi ile hayatı iç içe olduğundan roman anlayışı da gerçekçidir. Romanlarında insanın çıkmazlarını ve iç çatışmalarını, özellikle kadın karakterleri ve onların psikolojik çözümlemelerini verişi, yazarlığının üstün yanlarını meydana getirir. Yazdığı her roman okuyucuda bıraktığı derin tesirler nedeniyle birer klasiktir aslında.. Tasavvufla ilgili yazmış olduğu romanlarından belki de en önemlisi bu eseridir. Ankara'da bir sedefkar tezgahında başlayan arayış, sedefkar dostunun başka şehre göçüyle bu kadar güzel kurgulanmıştır ki, okuyucu da tasavvufa karşı olumlu bir istek meydana getirirken, ayrılığın bile bir şehirden başka bir şehre olması dolayısıyla romanda ölüme bile çare bulmuştur. Okuyucusunun çok olması dileğiyle... #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Nisan YağmuruEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 2013174 okunma
“BiR AŞK HiKâYeSi
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2024 182. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2024 14:41
Her kitabına koşarak gittiğim canım İskender Pala Kalemini her daim cambaz gibi halden hale koyan canım yazar. Aşk Hikâyesi yine çok güzeldi. O hep yazsın biz hep okuyalım dediğim yazarlardan biri benim için. Tarihin dokusuyla işlediği her kitabını büyük bir keyifle okuyorum. Bu kitabın zaman dilimi Sultan Ahmed’in olduğu dönem ve Sultan Ahmed Camiinin inşası süreci. Dönemin padişahı l. Ahmed'in "Marmara’ dan şehre gelen ecnebi gemileri artık Ayasofya' dan önce onun kubbelerini görecektir." diyerek inşası için Sedefkar Mehmet Ağa’ ya emir verdiği Sultan Ahmed Camii… “Çektiğim sevgi miydi, aşk mıydı bilemedim. Zamanı kaybettim… Şimdi bile bir girdaptayım, çıkamıyorum. Sahilim neresi bilemiyorum. Dalımı toprağa verdim, tutunamıyorum, varlığımı yitirdim, kayboldum, ayaklarım kayboldu, yürüyemiyorum.” 1589 yılında Kırım’da müslüman bir genç Bahşı ile Hristiyan papazın kızı olan Kaknusia'nın aşkı. Deniz fırtınasında batan bir gemi. Karadenizin hırçın sularında bir kapı parçasına tutunarak hayatta kalmaya çalışan beş kişi. Kaybolan insanların birbirine tutunarak yitirdiklerini aradıkları yirmi yıla aşkın bir zaman dilimi. Bahşı, Kaknusia, Gunala, İshak… Peki, aşkı en çok hangisi hak ediyordu? En çok arayan mı? En çok sabreden mi? En çok bekleyen mi? Peki en çok kime kızmalı, kime sitem etmeli? Benim en çok kızdığım İshak oldu. Bazen vazgeçebilmeyi de bilmek gerek.
Aşk
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma