Bu zavallı genç memur, yaşadığı şu dar ömründe, insan denen yaratıkta insanlık dışı onca şeyi görmekten, kültürlü,sosyete üyesi, zarif olma iddiası taşıyan ve hatta dünya alemin soylu kabul ettiği kişilerde ustaca gizlenmiş nice kabalıklar görmekten nasıl ürpermiş, elleriyle yüzünü kapayarak nasıl tir tir titremişti.
Bir dakika sonra duyacağı sevinç bundan da cılız olacaktı ve nihayet, tıpkı suya atılan bir taşla doğan halkaların bir süre sonra yitip gitmesi gibi içinde kıvılcımlanan son sevinç kırıntısı doğal ruh haline karışacak, bu hal içinde sönecek, belirsizleşip gidecekti.