İslam'ın ırkçılığı kaldırmadaki etkisi sadece teorik düzeyde kalmamış, pratik uygulamalarla da desteklenmiştir. İslam toplumlarında farklı ırk ve etnik kökenlerden insanların bir arada yaşaması, bu İslâm dininin hükümlerinin somut bir yansımasıydı. İslam dünyasında hilâfet'in tevzi edildiği zamanlarda birçok farklı kültür ve millet bir arada yaşamış, birbirlerinden etkilenmiş ve ortak bir medeniyet oluşturmuştu.
Endülüs’te, İslam hakimiyeti altında Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar birlikte yaşamış ve bilgi alışverişinde bulunmuşlardı. Bu dönem, bilim, sanat ve kültür açısından büyük ilerlemelerin kaydedildiği bir dönem olmuştur. Farklı din ve ırklardan insanların barış içinde yaşadığı bu toplum, İslam'ın hoşgörü ve eşitlik ilkelerinin bir yansımasıdır.
Osmanlı İmparatorluğu da İslam'ın ırkçılığı reddeden yapısının bir başka örneğidir. Osmanlı Devleti, farklı etnik grupları ve dinleri bünyesinde barındıran, çok kültürlü bir imparatorluktu. Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler ve diğer gruplar, Osmanlı yönetimi altında birlikte yaşamış ve topluma katkıda bulunmuşlardır. Bu çok kültürlü yapı, İslam'ın eşitlik ve adalet ilkeleri üzerine inşa edilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu, 600 yılı aşkın süre boyunca geniş bir coğrafyada Allah'ın kanunları ile hüküm sürmüş ve çok sayıda farklı etnik, dini ve kültürel grubu bünyesinde barındırmıştır. Genel olarak, Osmanlı İmparatorluğu'nda 30'dan fazla etnik grup ve birçok farklı dini topluluk yaşamıştır. İşte bazı ana etnik ve dini gruplar:
Etnik Gruplar:
1. Türkler
2. Araplar
3. Kürtler
4. Ermeniler
5. Rumlar
6. Sırplar
7. Boşnaklar
8. Arnavutlar
9. Bulgarlar
10. Hırvatlar
11. Yahudiler
12. Romanlar
13. Lazlar
14. Gürcüler
15. Çerkezler
16. Arnavutlar
17. Makedonlar
Dini Gruplar:
1. Müslümanlar
2. Ortodoks Hristiyanlar