Merhaba sevgili okur,
Lüzumsuz Kadın’ı büyük bir keyifle okudum. En sevdiğim kitaplar arasında yerini aldı. Öyle sevdim işte… Samimi üslubu ve mizah anlayışıyla gönlümü fethetti. Okumayı hobi olarak görenler değil, sadece tutkulu okurlar çok beğenecektir, bu sebeple sadece okuyarak soluklanan azınlığa tavsiye ediyorum efenim.
Bu kitabın bir erkek yazar tarafından yazıldığına hâlâ inanamıyorum. Bu bilgiyi sindirmem zaman alacak. Çevirmeni de oldukça başarılı buldum, lezzetli bir okuma deneyimi sundu.
Ürdün asıllı Rabih Alameddine Lüzumsuz Kadın’da çokça konuya değiniyor. Beyrut’u, Lübnan ve Orta Doğu ülkelerinin yaşadığı zulmü, İsrail’in her fırsatta uyguladığı “orantısız güç” ve “cinai maçoluğu” gözler önüne seriyor. Belli bir konu bütünlüğünden ziyade bir tür yaşam anlatısı. Daha önce adını bile duymadığım yazarlar ve kitaplar tanıdım.
Aaliya, soykırımın ve savaşın gölgesinde, var oluşundan ödün vermeyen yalnız başına yaşam mücadelesi veren, kimsenin okuyamadığı, duvarlar arasında saklanan çevirilerin sahibi bir kadın. Yanlış anlaşılmasın kendisi bundan hiç şikayetçi değil. Kitaplarla ördüğü duvarların içimdeki küçük yaşamından hoşnut, ya da hoşnut olduğunu sanıyor. Bombalar altında yaşayan birinin entelektüel kişiliği çok etkileyiciydi. Bahsedilen yazar ve kitapların çoğunun adını bile duymamıştım. Büyük çoğunluğun Türkçe çevirisi var, hepsi okuma listeme eklendi; ancak bazılarının çevirisi yok maalesef. Atladığım çok fazla yazar ve eser var ama bazıları şu şekilde:
Roberto Bolano/ 2666
Roberto Bolano/ Vahşi Hafiyeler
Fernando Pessoa/ Huzursuzluğun Kitabı
Javier Marias/ Beyaz Kalp
Javier Marias/ Yarın Savaşta Beni Düşün
Javier Marias/ Yarınki Yüzün
Charles Dickens/ İki Şehrin Hikayesi
Calvino/ Görünmez Kentler
Bruno Schulz/ Tarçın Dükkanları
Alberto Moravia/