Umudumu tazeliyorum.
Hayatı bir performans raporu sanıyoruz bugünlerde; sürekli üretmek, sürekli tüketmek, hep önde olmak. Durup bir gökyüzüne bakacak vaktimiz yok, bir çiçeğin açışını bekleyecek sabrımız da. Her şeyi rakamlarla ölçüyoruz; sadakati, emeği, hatta dökülen gözyaşlarını bile. Oysa en kıymetli şeyler, sayıların diline tercüme edilemeyenlerdir. Bir yetimin sessizliği kaç hane eder? Ya da bir ihtiyarın pencere kenarına sığdırdığı bekleyişi? Her şeyin hızını biliyoruz; internetin, trenlerin, geçen günlerin, gezegenlerin, akan nehirlerin. Fakat kalbe düşen bir ayrılık yangınının, bütün bir ruhu hangi hızla küle çevirdiğini tahmin edemiyoruz. İnsanlar artık vitrinlerle tanımlıyor kendini; Her şeyi görünür kılmaya çalışıyor. Hangi markayı giydiğini, nerede yediğini, içtiğini. Etiketlerin parıltısı gurur kaynağı oluyor. Rakamlarla anlatıyor kendini; Sanal meydanlarda sahte gölgeler büyütüyor. Takipçi sayısıyla, Tıklanma sayısıyla, aldığı beğeniyle övünüyor. Bir ekranın ışığında parlayan rakamlar, dijital kalabalıklar arasında, insana kendi cüceliğini dev gösteriyor.
Alıntı
Eşinin ifadesine göre, o gün işgalciler bağırıyordu: "Adnan el-Burs, aşağı in! Ya aşağı inersin ya da hastaneyi başına yıkarız." Eşi devam ediyor: "Hastanedeki hastaları, hastaneyi ve içindekileri düşünerek onlara zarar gelmesine sebep olmak istemedi, bu yüzden cesurca aşağı indi ve gitti, gitti, gitti... Ama Allah'a şükür. Allah'a şükür, şerefiyle ve onuruyla şehit oldu."
Sayfa 92 - İnsan·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
O akşam bir arkadaşı daha şehit ettiler. Şah damarı hâlâ atıyordu. Bağırıyoruz çağırıyoruz ama elden gelen bir şey yok. Cenazeyi sardık, orda kaldı. Arkadaşın ölmüş, içinde bir şeyler oluyor, ama hayat devam ediyor..
Sayfa 209 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Bir bakıma askerliğin faydalı olduğu kanısına varıyorsun. İnsanları tanımış oluyorsun, insanların beynini okuyacak duruma geldim. Çok şey gördük, yaşadık. Siyaset, parlamento falan her şeyin boş olduğunu, hikâye olduğunu görüyorsun. Gerçekten neler olup bittiğini, Kürt-Türk, Alevi-Sünni ayrımını kendi gözünle görüyorsun. Bu tür şeylerin savaşla değil de diyalogla çözümlenmesi kanısındayım. Askerlerimiz niye şehit düşüyor? Mayına basıyor, ayağı kopuyor. O askerin ve ailesinin ne durumda olduğunun farkına varıyor mu devlet? Bu acıyı çeken sadece askerdir, erler yani..
Sayfa 206 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Şehit bir kız çocuğu, şehit bir kız çocuğu, şehit Kız kardeşi şehit, kız kardeşi şehit son gibi Annesi şehit, soyu sopu şehit Yıllanmış komşusu şehit (vs... vs... ) İnsanları etkileyecek bir şey anlatılmıyor, Her şey barbarların zamanında tükeniyor, Meçhul giden adlar gitgide çoğalıyor, yalan Büyüyor... gerçek gibi... nedenler (vs... vs... )
Filistin
İyileşince benim ülkeme zarar verecekti. Belki benim askerlerimden birini şehit edecekti. Bir çocuğu daha yetim, bir kadını daha dul bırakacaktı. Sayısız ocağa ateş düşürecekti. Benim vatanıma el uzatacaktı. Ben onu iyileştirdiğim için olacaktı bunların hepsi. Bu adam bir teröristi. Bebek katiliydi. Vatan hainiydi. Bir katili hayatta tuttuğum için geri kalan ömründe alacağı her canın vebali şimdiden ezim ezim eziyordu içimi.