Osmanlı Cihan Devleti'nin sona erip Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda tekkelerin kapatılması üzerine sokağa çıkmamaya karar veren Es'ad Efendi -rahmetullahi aleyh- Erenköy'deki hânesinde inzivâya çekildi.
Ömrünü Allah yolunda hizmet ve irşadla geçiren Es'ad Efendi Hazretleri, maalesef mâruz bırakıldığı ağır bir zulmün neticesinde zehirlenerek 84 yaşında şehîden vefât etti. (3-4 Mart 1931 gecesi)
Şehitliğe inanıyorum, dini inancı tam bir insanım. Şehit düşseydim, cennete gideceğime inanıyordum. Toplum bu olayla ilgili değil, refahını düşünüyor. Evet toplum rantı düşünüyor..
Bir baba ne mümkündür ki oğullarını kılıç altında bırakıp kaça. Oruç Reis köprüyü gerisin geriye geçti. Kafir deryasına dalıp kılıç üşürmeye başladı. Ancak leventler o kadar mecalsizdiler ki bazılarında, kılıç kaldıracak güç kalmamıştı. Zaten Afrika’nın kızgın bir günüydü. Susuzluktan dudaklar şerha şerha çatlamıştı.
Oruç Reise belki yüz kişi birden kılıç üşürdü. Ağam şehit düştü. Mübarek başı kesilip İspanya kralına gönderildi. Ağam İshâk bey de birkaç ay önce şehit düşmüştü. Dört karındaştık. Üçünün şehadetini gördüm. Ne hikmettir ki ulu Tanrı yalnız bana şehadeti nasip buyurmadı. Demek karındaşlarm benden çok mübarek kullarmış. Tanrı hepsine rahmet makamlarını cennet eylesin! Amin.
Anne: Böyle bir acı, Allah kimseye tattırmasın ama, yaşamak başka karşıdan görmek başka... Yaşamak değişik bir duygu, anlatılacak gibi değil... İki kolu yok gösteriyorlar, insanın içi gidiyor. 20 yaşına kadar büyüt, şehit olarak gelsin. Kendi kendime kalıp duygulanıyorum, ağlıyorum... Bacakları yok, onu görünce kendi acımdan hafifliyorum, sonra da diyorum, "Allahım, sen affet, ben ne yapıyorum". Böyle karmaşık bir şey... Bir asker görsem, ağlıyorum önce, bir burukluk giriyor içime. Sonra da, diyorum, "ben gördüm, siz de görün". İçimden öyle geliyor..