ŞEHADET İNCİLERİ - PEYGAMBER ÇİÇEKLERİ
HZ. HASAN VE HZ. HÜSEYİN ( RADIYALLAHUANH
MUSTAFA NECATİ BURSALI
CENÂB-I HÜSEYİN'İN DOĞUMU
Nûr neslini yürüten iki kolbaşından ilki Cenâb-ı Hasan'ın doğumundan on ay yirmi gün sonra ikinci Peygamber torunu Hazret-i Hüseyin dünyaya geldi.
Allah'ın Arslanı ve Evliyalar Sultanı Hazret-i Ali'nin ikinci oğlu...
Hicretin dördüncü senesi Şaban ayının beşinde, nûr şehri Medine'de bir hikmet goncası olarak açıldı...
Cenâb-ı Hüseyin (radiallahu anh) o kadar parlak bir yüze sahipti ki, karanlık gecelerde etrafını nokta nokta aydınlatırdı.
Allah'ın Resûlü buyuruyorlar:
"Hüseyin benden ve ben Hüseyin'denim, Allahü Teâlâ Hüseyin'i seveni sever."
Hazret-i Abbas'ın zevcesi Ümmü Fadl, bir gün Kâinatın Efendisinin huzuruna geldi:
"Ey Allah'ın Resûlü," dedi, "ben gece bir rüya gördüm."
"Nedir o gördüğün rüya?"
"Çok şiddetli ve mihnetli bir rüya!"
"Nedir o, söyle!"
"(Ey Allah'ın Resûlü!) Senin cesedinden bir parçanın kesilip evime konulduğunu gördüm."
29
2. KÜNYELERİ
HZ. HASAN (R.A.) VE HZ. HÜSEYİN (R.A.)
KÜNYELERİ
Ebu Muhammed!.. Lâkapları; Takî, Seyyid ve Varis... Bu nesep nûrlandırıcı güneşi Cenâb-ı Ali... Levlâke levlâk ufkunun nûrlandırıcı güneşi Cenâb-ı Ali med (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyuruyorlar:
"Bu Hasan bendendir ve Hüseyin de Ali'dendir."
Artık mini mini yavru büyüyor. Beşiğinin içinde etrafa nûrlar saçıyor. Ve çiçek çiçek gülüyor... Allah'ın Resûlü sık sık gidip bu güzel çiçeği kokluyorlar...
İnsanlık hurisi derin ve ince Fâtıma (radiallahu anha), mini mini Hasan'ı tertemiz ellerine almış zıplatıyor. Ve mîr çocuğu şöyle diyerek seviyor:
"Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e benzeyen, babası Ali'ye benzemeyen oğul!"
Ve Nebiyyi Muhterem de bir gün mukaddes ellerini ulvîlik âlemlerine
Şerife Bacı, vatanı için gösterdiği fedakârlık ve cesaretle Türk milletinin hafızasında yer etmiş büyük bir kahramandır. Soğuk kış şartlarında, cephane taşırken bebeğini ve vatanını aynı anda korumaya çalışması onun ne kadar güçlü bir inanç ve sorumluluk taşıdığını gösterir.
Şehit Şerife BacıMuharrem Kaşıtoğlu · Pozitif Yayınları · 2023176 okunma
Kitap, işgali kabul etmeyip direnen ve bu direnişi destansı bir zafere dönüştüren, Mustafa Kemal Atatürk'ün en yakınındaki üst komuta kademesini ele alır. Yazar, Millî Mücadele’nin lider kadrosunun tesadüfen bir araya gelmediğini; her birinin geçmişten gelen askeri dehalarını, fedakarlıklarını ve yol arkadaşlıklarını belgelerle ortaya koyar.
Kitapta ;
Mustafa Fevzi Çakmak, Mustafa İsmet İnönü
Dadaylı Halit Akmansü
Ali Hikmet Ayerdem
İzzettin Çalışlar
Ali Fuat Cebesoy
Cemil Cahit Toydemir
Köprülü Kâzım Özalp
Şehit Miralay Nazım Bey
Yakup Şevki Sübaşı
Vatandan Başka Sevgili Bilmeyen komutanlar hakkında bilgiler verilmiş.
Eğer Kurtuluş Savaşı'nın perde arkasını, komuta kademesindeki o askeri dehaların birbirleriyle olan ilişkilerini ve vatan uğruna neleri feda ettiklerini merak ediyorsanız, kütüphanenizde bulunması gereken çok kıymetli bir başucu eseridir. Serinin devamında da diğer önemli komutanlar ele alınmaktadır.
Herkese Merhaba
Bugün sizlere Con Sinov kaleminden Corinne & Mustafa Kemal - Son Mektup kitabının yorumu ile geldim
Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 110 sayfalık bir kitap
•Madam Corinne; Cenova asıllı, entelektüel bir kadın. Hayatını Mekteb-i Harbiye'nin yakışıklı subayı Ömer Lütfü Bey ile birleştiriyor ama Balkan Savaşı’nda eşini şehit verince dünyası kararıyor. Tam bu acının ortasında Mustafa Kemal çıkıyor karşısına. Silah arkadaşının emanetine sahip çıkmak için yaptığı taziye ziyareti, yıllar sürecek derin bir sırdaşlığın ilk adımı oluyor.
•Mustafa Kemal o dönem henüz tüm dünyanın tanıdığı o büyük lider değil; kabına sığmaz ama bir o kadar da ketum bir binbaşı. Yüreğini kasıp kavuran o büyük hayalleri, ülkenin kaderini değiştirecek fikirleri duyan o çok az insandan biri Corinne oluyor. Ve aralarındaki mektup trafiği, Mustafa Kemal'in 21 Kasım 1913’te Sofya’ya gidişiyle başlıyor.
•12 Ocak 1914’te Corinne’e yazdığı mektupta, içindeki büyük ihtiraslardan bahsediyor. Bu hırs makam için değil; vatanın kurtuluşu için. Henüz ortada dünya savaşı yokken kafasındaki o modern Türkiye vizyonunu, kadının toplumdaki yerini ilmek ilmek buraya yazıyor. Bu satırlar, 10 yıl sonra gerçek olacak muazzam bir kehanetin belgesi resmen.
•Ardından o cehennem gibi Çanakkale Siperleri dönemi geliyor. Ölümün nefesinin hissedildiği siperlerde bile sırf insan kalabilmek, zihnini diri tutmak için Corinne’den ısrarla Fransızca romanlar, tiyatro oyunları istiyor.
•İstanbul işgal edildiğinde, evinde Mustafa Kemal’in imzalı portresi asılı diye Corinne ve ailesi hapse atılıyor, ardından Roma'ya sürgün günleri başlıyor. Cumhuriyet kurulduğunda Corinne’in yazdığı o gurur dolu son mektubu tüylerimi diken diken etti. Yıllar sonra Türkiye'ye döndüğünde, yoğun devlet işlerinin ve bürokratik duvarların araya girmesiyle
Temelde toplumsal eşitliği, sosyal adaleti, gelir dağılımında dengeyi ve insan haklarını ön planda tutan siyasi, ekonomik ve sosyal bir dünya görüşü derler...Toplumdaki sınıfsal farklılıkları azaltmayı, ayrıcalıkları kaldırmayı ve bireylerin refahını devlet eliyle güvence altına almayı hedeflediği söylenir ama inanç olarak, etnisite ve kültürel olarak çokluğun olduğu bir yerde çok teorik ve ütopik olduğunu düşünüyorum. Sağcılık gibi solculuk ta sadece ülkemizde değil tüm dünyada kaça bölünmüş bilmiyorum gerçekten. Kitap kısmen bu bölünmeye ve ülkemizdeki öncülerine değinmiş... Kafamdan geçen herşeyi yazamıyorum tabi ama kendi gibi düşünmeyenlere eziyet eden,yakan, içinde bulunduğu toplumun güvenlik güçlerine saldırıp şehit eden sağcı veya solcu olsa ne fark eder... Bana göre insanlar ikiye ayrılır: iyiler ve kötüler.. kurucu değerlere, yaşadığı topraklardaki insanlara saygılı herkese saygım var. Aksi insanların zaten derdi başka... yaşadıklarımdan öğrendiğim budur... Dünyada sağcı solcu mu kaldı bakmayın siz herkes paranın derdine düşmüş ama öyle ama böyle... "Zenginin ve siyasetçinin iyisi azdır, çünkü iyi olanları aralarında yaşatmazlar." Buket uzuner... Kitap yaklaşık 1400 sayfa olunca okumak biraz zamanımı aldı..meraklısına fikir olması açısından tavsiye ederim. Biraz yüzeysel kalmış...
Hristiyanlıkta ilk kadın şehit zamanla yok olmuş adına yapılan manastirlar kiliseler ve birçok şey.. Tekla .. Belki hikaye dediler belki rivayet ama arastirildiginda izlerinin olduğu görülüyor..
İlk HikayeFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 202514 okunma