Şimdi kendisinden ne kadar hürmetle bahsedilse yine az diyebileceğimiz İmam-ı Azam'ın bir sözünü söylemenin sırası geldi. Önünden İbrahim Ethem geçerken ayağa kalkıyor, büyük İmam... "Buyrun, seyyidimiz, efendimiz!.." diyor, İbrahim Ethem'e... O bir derviş... Tâcını, tahtını Allah aşkına feda etmiş bir derviş... Selâm verip geçiyor. Talebeler, (tabiî onlar zahir ehli) koca müçtehid'e dönüyorlar, diyorlar ki: "- Sizin gibi bir mezheb kurucusu, nasıl oluyor da bir derviş parçasına efendimiz diyor?" Şu cevabı alıyorlar: "- Şu yüzden ki, O Allah'ın zatı ile meşgûl, bizse işin dedikodusuyla."
Alışkanlık haline getirmeli, bir şey vermeli; selam vermeli, yol vermeli, sadaka vermeli, güler yüz vermeli... Birinin gönlüne bir sürur, bir neşe kondurduğun zaman ondan fazla sen mutlu olacaksın, emin ol.
Sayfa 45
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çevremizde bizim gibi yaratıklar olduğunu düşünürüz halbuki olan,sadece,don ve yabancı bir dil konuşan taşlardır; bir dosta selam vermek üzereyizdir, ama kolumuz hareketsiz yana düşer, gülümsememiz yarıda kalır çünkü tamamen yalnız olduğumuzu görürüz.
İmâm Rabbânî Hz.nin (ks) Bazı Adetleri
İbadete çok önem verirdi. Hizmetinde ve etrafında bulunanlara da, çokça zikre devam ve murakabeye dikkat etmelerini ısrarla tenbih eder ve şöyle derdi: "Bu dünya iş ve amel dünyasıdır, ahiretin tarlasıdır. iç huzurunu, âdab ve harici amellerle birleştirmelidir. Peygamber Efendimiz (SAV), üstün mertebesine ve Allah'ın elçisi olmasına rağmen çok ibadet etmekten mübarek ayakları şişerdi." Yaz olsun kış olsun, yolculukta ve ikamet halinde adeti şöyleydi: Çok kere gecenin son yarısında, bazen de son üçte birinde yataktan kalkar, hadislerde okunması bildirilen duaları okurdu. Büyük bir özenle abdest alırdı. Abdest alırken başkasının eline su dökmesine izin vermezdi. Misvak kullanmaya çok dikkat eder, duaları okur, sonra büyük bir huzur ve sükûn içinde uzun sureleri okuyarak nafile namaz kılardı. Bundan sonra huşu ile, dış dünyadan ilgisini kesip kendi içine kapanarak murakabeye dalardı. Sabah namazının sünnetini evde kılar, sünnet ile farz arasında hafi olarak 'sübhânellahi ve bihamdihi sübhânellahi'l-azîm' i okumaya devam eder, sabah namazını gece karanlığının sonu ve aydınlığın başında kılardı. Bizzat kendisi namaz kıldırır ve hadislerde bildirildiği tertip üzere uzun sureler okurdu. Sabah namazından sonra işrak vaktine kadar zikir halkası yapar, sonra işrak namazını kılıp tesbihlerini, dualarını bitirerek eve gelir, aile fertlerinin ve ailenin hizmetinde bu-lunan kişilerin hal ve hatırlarını sorardı. Günlük hayatla ilgili işler için emir ve tavsiyelerini söyler, sonra halvete çekilir, tam bir dikkatle kendini vererek Kur'an-ı Kerim okumakla meşgul olurdu. Okumayı bitirdikten sonra müridlerini çağırarak onların ahvalini inceler, onlara yol gösterirdi. Bu arada özel ye-tişkin talebelerini çağırarak onlarla konuşurdu. Onlara, daha çok gayret etmelerini, sünnete tam
Sayfa 316·Kitabı okudu
Hayata Dair
Furkan suresinde Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: "Rahman'ın halis kulları onlardır ki, yeryüzünde mütevaziyane bir halde yürürler." (Ayet: 63 den)
Sayfa 465·Kitabı okuyor
Alıntı
İnsanların en beceriksizi dua yapmayanı, en cimrisi de selam vermeyenidir. -Resulullah(sav)-
Sayfa 138 - Reyhanî Yayınları