9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 10:39
Yazarımız Freida McFadden nin kalemine bayılıyorum. Bu romanı da tek kelimeyle muh-te-şem-diii!!! Gerilim unsurları çok iyiydi, akıcı bir anlatımı vardı okuması kolay bir kitaptı. Sadece sonunun eksik olduğunu düşünüyorum. Yani roman genel olarak güzeldi ama hikayede eksik parçalar vardı. Sonu da biraz havada kaldı sanki devamı varmış gibi merakta bıraktı. Bunların dışında benim şüphelendiğim biri vardı gerçekten de o çıkmasına aşırı şaşırmadım ama bu kadarını yapacağını beklemezdim yani karısı ve çocukları bile mi? Gerçekten düşüncesi bile insanın kanını donduruyor. Olivia karakterinin cesaretine, ne olursa olsun umudunu kaybetmeyişine en önemlisi de azmine hayran kaldım. Asla pes etmedi, yeri geldi canının acısından çığlık çığlığa kaldı ama yine de devam etti. Gerçekten Olivia karakterine bayıldım. Sadece onca şeyden sonra nasıl olur da hâlâ onunla kalabilirsin!! Aklım almıyor Allah korusun böyle bir şey başıma gelse bir dk daha durmaz giderdim. Bu pervasızlık mı yoksa deli cesareti mi bilemiyorum ama sonuçta bir sosyopat ve genetik geçişli!! Nasıl görmezden gelebilirsin ki?? Spoiler olmasın diye ekstra çabaladım. Umarım ilginizi çekmiştir, çünkü bu kitap okunmayı kesinlikle hak ediyor. (⁠✯⁠ᴗ⁠✯⁠) Kusursuz Çocuk
1K
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026801 okunma
10/10
·826 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 11:46
Bu eser için ne diyebilirim bilmiyorum, belki de en kısa ve öz ifade şu olur: Tam bir şiir ziyafeti. Hem de asırlar öncesinden gelen, zevkli insanlara hususî olarak hazırlanmış harika bir ziyafet. Eserin sahibi Fuad Köprülü'yü elimden geldiğince tanıtmaya çalıştığım şu incelememin linkini buraya kopyalıyorum, merak buyuranlar buradan okuyabilir: #289442729 Türk Saz Şairleri, Fuad Köprülü'nün büyük araştırmaları neticesinde ortaya çıkan çok kıymetli bir metin. Eserin içerisinde Karacaoğlan gibi ismini bildiğimiz şairler dışında isimlerini ilk defa duyduğum bir çok şairin hem kısa hayat hikâyeleri hem de şiirleri yer alıyor. Bu saz şairlerinin yaşadıkları devirler ise 16 ila 19 ncu asır arasını kapsıyor. 16. Asır Saz Şairleri: Kul Mehmed, Öksüz Dede, Hayâlî, Köroğlu, Ozan, Bahşi ve Mağrib Ocakları Şairleri: Oğuz Ali, Gedâ Muslu, Çırpanlı, Armudlu, Kul Çulha 17. Asır Saz Şairleri: Gevherî, Âşık Ömer, Karacaoğlan, Kuloğlu, Kâtibî, Kul Mustafa, Âşık, Üsküdari, Keşfi, Âşık Halil, Kul Deveci, İbrahim, Kâmil, Benli Ali, Gazi Âşık Hasan 18. Asır Saz Şairleri: Ravzî, Ali, Hoca Oğlu, Hükmi, Kâtibî, Derviş Mûsâ, Kabasakal Mehmed, Ahmed, Levnî, Şermî, Mahtûmî, Mecnûnî, Kıymetî, Neşâti Vatan, Civan, Nûrî, Abdi, Sadık, Kâmil, Âşık Said, Derûnî, Nigârî, Küşâdî, Âşık Süleyman, Bağdâdî, Âşık Halil, Kütahyalı Sırrı, Şem'i ve Garb Ocakları Şairlerinden: Nakdi, Seferli Oğlu, Mağribli Oğlu, Kara Hamza 19. Asır Saz Şairleri: Erzurumlu Emrah, Âşık Dertli, Bayburdlu Zihnî, Kayserili Seyrânî, Tokadlı Nûrî, Ruhsati, Minhâcî, İspartalı Seyrânî, Aşık Ali, Beşiktaşlı Gedâi, Silleli Devamı, Silleli Sürüri, Silleli Figanî, Silleli Zehri, Silleli Nigârî, Aşık Cevri, Aşık Hikmeti, Bezmi, Micmeri, Sabri,
Türk SazşairleriFuad Köprülü · Milli Kültür Yayınları · 196211 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·240 syf.··
2026 11. kitabı
Kitap üç seriden oluşuyor: Doğuda Aşk Böyle Yazılır, İlm-i Aşk ve #k:12031. Bu üç eser, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin "Hamdım, Piştim, Yandım" sözünden esinlenerek sırasıyla ele alınmış diye düşünüyorum bu cümle üç kitaba da tam uymaktadır. Bu kitap, "yanma" aşamasını yani hakiki aşka ulaşma sürecini anlatıyor. Rüya görür müsün ey kâri? Rüyalarla yaşar mısın bazı vakitler? Sonra yanaklarından kulaklarına doğru süzülen iki damla yaş ile uyanır mısın gecenin o en ıssız, en sessiz, en kimsesiz vaktinde? Dünyanın bir rüya alemi olabileceğine inanır mısın? Gel bir başkasının rüyasında dalalım seninle. Hakikate uyanalım. Pervane olalım. Bedenimize yakacak ateş arayalım. Evvela Şiraz'a çırpalım kara ipekten kanatlarımızı, ateşi bilen aşk erlerinin yanında konaklayalım. Aşk ateştir diyelim lisansız ve sessiz ve hatta harfsiz kelimelerle. Aşka yanalım, başka yanalım. Sonra Mevlana dergâhına düşürelim kara bedenlerimizi, bizi kavuracak bir şem arayalım. Aşk arayalım. Göğe yükseltelim feryadımızı. Aşka ağlayalım. Bir dağ başında dua eden Yunus'u bulalım sonra. Ona aşkı soralım dilersen, aşkına şahit olalım. Aşkı üç âşıktan dinleyelim biz. Biri; "Aşka uçarsan kanatların yanar" desin bize, diğeri"Aşka uçmazsan kanat neye yarar" diğeri temmet çeksin düşlerimize; "Aşka vardıktan sonra kanatları kim arar" desin, susalım. Açma sakın gözlerini, bu rüya âşıkların rüyasıdır. Uyanırsan rüyaları unutacaksın. Kitap incelemesini ben değil yine kitap ele alsın istedim açıklayıcı ve ruha işlesin ne demek istediğini kitabın kendisi anlatsın…
Aşk İnanmakla BaşlarFatih Duman · Nesil Yayınları · 2020475 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 49. kitabı
Pervaneyle Yaren şiir kitabı yorumum: Öncelikle yazardan bahsetmek istiyorum. Genç yaşlarda şiirleriyle çokça ödüller almıştır. Yazar şiirlerini okuyunca kapalı anlatım yoğun bir dil yapısıyla Cemal Süreya, Turgut Uyar’ı çağrıştırır. Kitabın ana teması yanarak olgunlaşan aşk ve insanın dönüşümünüdür. Gündelik fakat derin, katmanlı bir dil yapısı vardır. Kitaptaki Pervane: aşık/ aşkı arayan Ateş: Aşkın kendisidir. Bu şiir kitabını okurken “ Şem ü Pervane” mesnevisi aklıma geldi. Çünkü aşık yanacağını bile bile ateşe gider, yandıkça da aşık kendi özünü tanımaya başlar. Sevgi insanı yakar ama aynı zamanda onu gerçek kılar. Ben çok beğendim sizlere de tavsiyemdir. Birkaç alıntıyla bitirmek istiyorum: -"Ateşe bir kez degmiş olan, yarenidir pervanein. - Yanmayı bilmeyene ışık anlatılmaz. - ⁠" sana bir roman cümlesinden hayat çalıyorum umutla bakıyorsun masamdaki insanlara.”
Pervaneyle YarenOnur Caymaz · Kırmızı Kedi Yayınları · 201559 okunma
Ölümün, Huzursuzluğun ve Hayal Sanatının Şairi Pessoa
9/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
230 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 07:37
230 gün boyunca kumaş mağazasında yardımcı muhasebeci olarak çalışan Bernando Soares ile yürüdüm. Var olmaktan duyduğu ızdırabı ve gerçekleri elinin tersiyle itip hayallerinde yaşamayı tercih edişini sayfa sayfa okudum. Bazen şımarıkça ve fazla romantikçe buldum hislerini. Bazen düşlerinde bir krallık kurmasına şapka çıkardım. Çoğunlukla afakanlar bastığı için 5-6 sayfadan fazla okuyamadığım oldu, ama elimden de bırakamadım ve 8 aya yakın sürse de nihayet kitabı bitirdim. Huzursuzluğun Kitabı, Portekizli şair Fernando Pessoa'nın yarattığı karakterlerden biri olan Soares'in günlüğü formatında yazılmış bir kitaptır. Yaşadığı hayattan ve kendinden memnun olmayan birini görürüz, fakat bu memnuniyetsizlik, basit bir bunalımdan ibaret değil, bilinçli olarak seçilmiş bir tavırdır. Sayfalar ilerledikçe kendi içinde tutarlı bir felsefeyi kurar Soares. Eylemi reddeder, hayal kurmayı yüceltir. Ona göre hayal edilen bir gün batımı manzarası, "gerçek" bir gün batımından daha kalıcı, daha gerçektir. Çünkü güneşin batışını izlediğinizde hemen olup biter ama düşlediğiniz bir gün batımını dilediğinizce uzatabilir, detaylandırabilir ve mükemmelleştirebilirsiniz. Bir fikir ya da ilham, kafanızın içindeyken mükemmeldir. Yazdığınızda ya da ortaya koymaya başladığınızda ise gerçekliğin kusurlarıyla lekelenir. Bu yüzden Soares'e göre, zihninizde, en mükemmel haliyle durması doğru tavırdır. Buna rağmen içindekileri yazar, çünkü kendisiyle çelişmeye, saçmalamaya çalışır. Saçmalıkları ve gereksizlikleri, mantıklı ve faydalı olana yeğler. Kendi olmaya mahkûm olmanın ızdırabından sık sık bahseder. Mesela ben Gizem'sem, sadece Gizem'im, Ayşe ya da Fatma olamam, ya da bir bulut, bir kuş olamam. Bu bir trajedidir yazara göre. Oysaki yeterince hayal kurduğumuzda başka biri de olabiliriz. Kuşa
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,5bin okunma
MİTOLOJİ, TARİH, CİNAYET…
8/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 23:34
Bir polisiye roman ne katabilir ki size? Hiç bilmediğiniz, ilgi duymadığınız konulara yöneltebilir mi mesela? Sayfalar akıp giderken bir yandan da tarih öğretebilir mi? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım! Bugün Ahmet Ümit ‘in mitoloji ve cinayetlerle dolu, Berlin’den Bergama’ya uzanan romanı, Kayıp Tanrılar Ülkesi ‘ni inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım… Küçük bir itirafla başlayayım… Polisiye aslında benim favori türlerimden değil. Ama uzun süre ağır kitaplar okuyunca zihnim gerçekten yoruluyor. Altını çize çize okunan cümleler, psikolojik çözümlemeler, klasikler vs… Hepsi çok kıymetli ama arada insanın biraz da akıp giden bir hikâyeye ihtiyacı oluyor. Ben de böyle zamanlarda polisiye okumayı seviyorum. O yüzden ağır kitapların arasına küçük molalar koymak istediğimde genelde benim için iki isim kurtarıcı oluyor: Agatha Christie ve Ahmet Ümit… Ahmet Ümit zaten Türk edebiyatında polisiyeyi geniş okur kitlelerine sevdiren yazarlardan biri. Romanlarında çoğu zaman suç hikâyelerini tarih, kültür ve toplumsal meselelerle bir araya getiriyor. Ama şunu da söylemeliyim; ben Ahmet Ümit külliyatına çok hâkim bir okur değilim. Bu kitapla birlikte ondan okuduğum üçüncü kitap oldu ve incelemesini yaptığım bu roman okuduklarım arasında en beğendiğim kitabıydı diyebilirim… Roman, Berlin’de işlenen bir cinayetle başlıyor ama olaylar ilerledikçe işlenen seri mistik cinayetlerle beraber hikâye bizi antik dünyanın izlerine doğru götürüyor. Polisiye bir kurgu ile mitolojiyi bir araya getirme fikri gerçekten güzeldi ve zaten yazarımız bu tarz kurgular konusunda çok başarılı. Özellikle Bergama’dan çıkan ve bugün Berlin’de sergilenen Pergamon Altarı, yani Zeus Altarı etrafında şekillenen kısımlar oldukça ilgi çekiciydi. Okurunu araştırma yapmaya sevk eden kitapları çok seviyorum. Bu eserde de
Edebiyat
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma