Erkek kadından farklıdır. Kadın şimdiki zamana bağlıdır ve bir tek, anlık gereksinimleri bilir. Biz onun onurunun üstündeki onuru, onun en çılgın gurur tasavvurunun ötesindeki gururu biliriz. Bizim gözlerimiz yıldızları gözetleyelim diye uzak görüşlüyken, onun gözleri, ayağını bastığı sert topraktan, göğsünün üstündeki âşığının göğsünden, kollarının arasındaki gürbüz bebekten ötesini görmez. Ama yine de çağlar boyunca kimyamız böyle oluştuğundan, kadın düşlerimizde ve damarlarımızda sihir yaratır, bu yüzdendir ki âşıkların doğru biçimde söylediği gibi dünyanın tamamına bedel kadın, bizim için düşlerden, uzak görüntülerden ve yaşamın özsuyundan daha fazlasıdır. Yine de yalnızca budur, yoksa erkek erkek olmazdı, tüm öteki ve aşağı yaşamı ayakları altına alıp kendi kızıl yolunu çizen savaşçı ve fatih olmazdı; erkek âşık, soylu bir âşık olmasaydı asla soylu bir savaşçı da olmazdı. Sevdiğimiz için en iyi biçimde savaşır, en iyi biçimde ölür ve en iyi biçimde de yaşarız.
Kitaplarla müzik birbirine benzemiyor mu sence? İkisi de insanın yaşamına erdem, cesaret ve iyilik katan muhte şem unsurlardır. İnsanın kendini rahatlatmak, cesaretlen dirmek için yarattığı çok özel gereçler bunlar.
Çok şükür cananı eyledik şikâr
İmanı da arar iken buldum aşikâr
Verdi muradımı ol kani settar
Dost bizim ellere pür sefa geldin
Düşüren sevdaya bunca aşığı
Yine sensin Âşıkların maşuğu
Dü çeşmi âlemin şem-i ışığı
Ta baştan ayağa nur sefa geldin
Bu Fedayi buldu Fevzi hak kemal
Sırr-ı Balım nuru Ahmed-i Cemal
Velinin neslinden bunlar payımal
Hünkâr Hacı Bektaş pir sefa geldin