Büyük kapılar, belki de büyük 'sabırlar' sonrası açılırdı. Küçük adımlar, belki de büyük umutlar sonrası atılırdı. Meziyeti kendindedir, hikmeti önünde. Eziyeti elindedir, fazileti kalbinde. Adımlar ulaşmak içindir, cefası o yolda kalmak içindir, cezası sabırlı olmak için; hebası o yoldan çıkmamak içindir. Şimdi büyük ve küçük adımın ne farkı var? Adım nereye çıkıyor? Adım, onun içindir... Yürümekten korkma, yol senin içindir.
Hiç kimseye kendini açmamak demek, başkasının düşüncesine maruz kalmamak demekti. Bense inandıklarımın peşindeydim. Sustum ama konuştum. Duymadılar ama konuştum. Eğer konuştuğumu duysalardı, sustururlardı. İşte o zaman onlar konuştuğu için susmuş olacak, ben istediğim için susmuş olmayacaktım. Bilmediler, insana kendini bulduracak o büyük mertebeye ancak susarak varılabilirdi.
Bilemediler...
- Peki, dedi. Sen bütün sünnetleri yaptın da geriye yalnızca kıyafet sünnetini yapmak mı kaldı?
- Hayır, dedim. Biz gerçekten kusurlu kimseleriz. Fakat yapabilmek imkânını bulduğumuz şeyleri de yaparız.
"Toplumun düzeltilmesinin temeli, ailenin düzeltilmesidir. Ailenin düzeltilmesi ise, genç kızın, kadının düzeltilmesiyle başlar. Çünkü kadın, dünyanın öğreticisidir. Çünkü kadın, sağ eliyle beşiği sallarken, sol eliyle de dünyayı sallamaktadır."