Her dinin ve her ahlakın temelinde yatan en genel formül: "Şunları ve şunları yap, şunları ve şunları yapma mutlu olursun. Aksi halde..." şeklindedir. Her ahlak, her din bu buyruktan oluşur,Benim dilimde bu formül tersyüz oluyor.”tüm değerleri yeniden değerlendirme"min ilk örneği: iyi gelişmiş, "mutlu" bir insan belirli eylemleri yapmalıdır ve başka bazı eylemlerden de içgüdüsel olarak kaçınır; fizyolojik açıdan oluşturduğu düzeni, insanlarla ve nesnelerle olan ilişkilerine aktarır. Formüle edersek: erdemi, mutluluğunun sonucudur...
Nietzsche burada diyor ki: Din "iyi ol, ahlaklı ol" dedi diye, cehennem korkusuyla ya da cennet ödülüyle kurallara uymak seni gerçekten mutlu biri yapmaz. Korkuyla yapılan şey ahlak da değildir zaten.Ama sen karakter olarak gelişmiş, içi rahat ve güçlü bir insansan, kimsenin zorlamasına gerek kalmadan zaten o doğruları yaparsın. Kötü eylemlerden de içgüdüsel olarak iğrenip uzak durursun.
ey ipek gülüşlerle bahtıma düşen hayal
sen de mi koyacaksın beni karanlığımda
tutuştu yalnızlığım alev alev yanımda
ya bir süreyya gibi parlayıp içimde kal
ya da intiharıma mahkûm olma, kanımda
Zaman çok enteresan bir şey…Bazen her şey durdu sanıyorsun,bu acı hiç geçmeyecek sanıyorsun ama zaman seni dinlemiyor.Kendi bildiğini okuyup yoluna devam ediyor.Fırıldak gibi dönüyoruz uzayda,sabahtan akşama kadar tepemizden binlerce bulut geçiyor.Bizim acımız da tasamız da çok ufak,çok önemsiz zaman için.
"Cheol, senin üstün bir yeteneğin var. Ancak her değerli şey gibi o da saklı. Gizli gücünü bulup uygun șekilde kullanabilirsen doğuştan sahip olduğun sınırları aşarak daha yüksek bir boyuta ulaşabileceksin. Bunu başarırsan o yeteneğini geliştirmenin ötesinde kontrol de edebilmelisin. Elbette şu anda sahip olduğun yeteneklerin yeterli olduğu için onları acele etmeden mümkün olduğunca kullanmaya bak."