Boş zihin aynı zamanda olup bitene şaşırmaya hazırdır. Bu yöndeki ilk adım hayatı daha az düşünmek, daha çok yaşamaktır. Bunu başarıp, başaramayacağını düşünmektense evinden uzaklara yolculuğa çık. Bunları yapabilenleri kıskanmayı bırak, sende bir enstrümanı çalmayı ya da savaş sanatlarından birini uygulamayı öğren. Sana uygun mudur diye düşünmek yerine yoga yapmaya başla. Bunu yapmanın anlamı var mı diye düşünceğine bir şeyleri düzelt. Onların senin için yapmasını beklemektense, sevdiklerin için yemek pişir. Bunun nasıl olacağına kafa yormak yerine hiç tanımadığın biriyle konuş. Kendininkine körlemesine inanmak yerine fikir sahibi olmadığın bir din hakkında toplantıya katıl. Dünyanın değişmesini beklemek yerine evin huzurlu ve mutlu bir yer haline getir. Başkalarının senin yardımına koşmasını beklemek yerine sen başkalarına el uzat. Meditasyon hakkında yazmak yerine meditasyon yapmaya başla.
“Beni, anlamaya başladığından bile emin olmadığım şekillerde incitebilirsin, Violet. Ben ölümcül bir darbe indirecek
kadar yetenekli olabilirim ama beni yok edecek güç sadece sende var.”
Hiçbir suç işlememiş insanlar olarak kendileriuyuyamazken bu adam nasıl böyle rahat ve sanki vicdanı çok temiz gibi derin uykulara varabiliyordu, nasıl bu şakaları yapabiliyordu? En ufak bir üzüntüsü yoktu sanki; yaralı kalanlarla da alay ediyordu.
Bütün bunlar Selim'i belki de aşırı olabilecek bir genellemeye götürdü. Katil Hüseyin gibi, başlarındaki diktatör ya da işkenceciler gibi yaratıkları insandan ayıran şey, empati duygularının olmamasıydı. Hiç kimsenin acısını, hiçbir insanın hatta hiçbir canlının derdini hissedemiyorlardı. Bu da onları birer zulüm makinesine çeviri-yordu. Her şeyin başı da empati sonu da empati diye düşündü Selim. Bizim başımızı derde sokan da zaten bu değil mi. Ama eğer sende empati varsa olmasın diyemezsin, varsa var yoksa yok. Ödeyeceğin her bedeli göze almak zorundasın.
Mevzu derin
-Konu gözlerin
-Nesi varmış gözlerimin
-Fazla sınırlı bakiyor
.
*Sırtımdaki her iz bir yangın ve her yangın çocukluğumun sessiz çığlığı. “Bakma..." diye fısıldadı. "Utanırım."
.
"Yengeyi bu kadar sinirlendirecek ne yaptın?"
"Benimle bir ilgisi yok." Homurdanarak araba düşmanı kadına tersçe baktım. "Özel gününde olmalı."
"Abi arabanı parçalıyor."
"Araba yerine beni mi parçalasın Ali? Karım terapi görüyor, rahat bırakın onu."
.
"sanırım artık onunla düşmanız."
"Sanırım yok, Farah Tozlu. Tereddütsüz bir şekilde artık seninle düşmanız."
"Farah:"Yemek yapamam sana"