Kitap sadece bir balina avı macerasından çok daha öte, derin bir insan psikolojisi ve bir takıntı hikayesi. Hırsı, nefreti ve sadakati okuyoruz. Yazar aralarda denizcilik ve balinalar hakkında çok detaylı bilgiler veriyor, buralarda tempo biraz düşüyor doğrusunu söylemek gerekirse. Ama geminin atmosferi, dostluklar ve karakterlerin derinliği insanı öyle bir içine çekiyor ki bir süre sonra siz de o güvertede gibi hissediyorsunuz. Klasik okumayı seven, "şöyle karakterleri ve atmosferi sağlam bir kitaba gömüleyim" diyen herkesin mutlaka kitaplığında olması gereken bir eser. Okurken sabrettiğiniz her sayfaya sonuna kadar değiyor, kesinlikle tavsiye ederim.
Bir rengin tarihi üzerinden insanlığın zihniyet değişimini okumak güzel bir deneyimdi. Yazar, Antik Çağ'da barbarlığın ve dışlanmışlığın sembolü olan mavinin, Orta Çağ'da kutsallığa yükselişini ve günümüzde nasıl dünyanın en sevilen rengi haline geldiğini sosyolojik, ekonomik ve sanatsal boyutlarıyla anlatmış. Kitap boyunca kilise duvarlarından boyacı loncalarının savaşlarına, edebiyattan siyasete kadar rengin izini sürmek çok keyifliydi.
Sürü psikolojisine, kalıplara ve dayatmalara karşı güzel bir başkaldırı öyküsü. Jonathan’ın sınırlarını aşma çabası, aslında hepimizin içindeki potansiyeli ortaya çıkarma mücadelesi. Kısa ama hayata bakış açısını tazeleyen, etkileyici bir kitaptı.
Kitap, sadece bir aile içi çatışmayı ya da imkansız bir aşkı değil; cehaletin, feodal körlüğün ve el alem ne der baskısının bir toplumu nasıl çürüttüğünü yüzümüze çarpıyor. Avrupa'da eğitim alıp memleketini uyandırmak, halkına ışık olmak isteyen vizyoner bir gencin, cehaletin aşılmaz duvarına çarpmasını anlatıyor. Fəxrəddin'in idealleri ile toplumun eski adetleri arasındaki savaş, dönemin dilinin ve üslubunun samimiyetiyle birleşince ortaya harika bir eser çıkmış. Ben beğendim tavsiye ederim.
Dönemin siyasi tarihini oldukça başarılı bir şekilde özetliyor. Siyasal olayları anlaşılabilir seviyede okumak isteyenlerin memnun kalacağını düşünüyorum.