1.Kelâm ilmini iyi bir şekilde bilen bir mümin taklitten kurtulur, tahkik mertebesine ulaşır, kalbi kesin bilginin nurlarıyla parlar durur.
2.Bu ilmi güzelce bilen bir mümin, doğru yolu arayanlara rehberlik eder, şüphelenmeye vesile olan meseleleri gerektiği şekilde açıklayıp aydınlatarak hidayete ulaşmayı arzu edenleri irşad etmeye kadir olur. Bilakis sırf inat ve inkârı sebebiyle hakkı teslime, dinî akîdeleri kabule yanaşmayan kimseleri en ikna edici delillerle ilzam eder ve susturur.
3.Bir mümin bu ilim sayesinde dinî inançlarını birtakım inkâr ehlinin, birtakım sapık fikir sahiplerinin kötü telkinlerinden korur. İmanını bir kısım zayıf değerlendirmelerin tehlikeli tesirleriyle sarsılmasına karşı korumaya güç yetirir.
4.Kelâm ilmi diğer şer'î ilimleri teyit, onların hakikat ve yüceliğini takdir ve tesbit eder. Bununla beraber bu faydaların elde edeceği daha önemli bir fayda, bir gaye vardır ki o da iki dünya saadetine ulaşmaktır. Zira bu sayede nezih bir itikada nail olanlar hem dünyada hem de ahirete ait vazifelerini güzelce yerine getireceğinden her iki âlemde de saadete ulaşırlar.
Doğrusu felsefe de mebde ve meâd itibariyle mevcudatın hallerinden bahseder. Mevcudatı var eden Allah Teâlâ'nın yüce vasıflarını vb. incelemeye çalışır. Ancak felsefe bu hususta sadece aklın kanununa tâbi olur, sırf zihnî muhakemelerin üzerine hüküm bina eder, birtakım faraziyelere ve nazariyelere kıymet verir, ulaştığı neticelerin dinî inançlara, şer'î kaidelere uygun olup olmadığını dikkate almaz.
Kelâm ilmi ise böyle değildir. Bu ilim, inceleme konusu yaptığı meselelerde hem aklî düsturlara başvurur hem de İslâm kanunlarına ve şer'î kaidelere riayet eder. Aklî delillerle ispat ettiği pek çok yüce meseleyi naklî delillerle desteklemeyi başarır. Bu sayede hem bütün bahisleri, şer'î usullere uygun bir tarzda meydana gelir, hem de müspet ilimlerin ve felsefenin bahsetmediği, edemeyeceği birçok gerçeği etraflıca araştırır ve inceler.
Davul Zurna ile Kürdçe kurs açtılar, davulsuz ve sessiz kapattılar
Reformları reddetmiyoruz. Ancak reformlara kendi 'şer'imize göre bakıyoruz. Bazı arkadaşlar Kürdçe kurslara reform gibi baktılar. Davul zurna ile Kürdçe kurslar açtılar. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir ulus kendi topraklarında kurslarla kendi dilini öğrenmiş midir? Kürdistan'da Kürd olmayan Kürdistanlılar için Kürdçe kurslara ihtiyaç vardır, Kürdler için değil. Örneğin Kızıltepe'de Kürdçe kurslar açılsa ve buradaki Türkler gidip Kürdçe öğrense doğrudur ve de gereklidir. Ama Kürdistan'da Kürdlere Kürdçe kursunu reform gibi değerlendirmek yanlıştır.
Dil konusunda bir reform talebi olacaksa bu, Kürdistan'da Kürdçenin resmi dil olması, eğitim dili olmasıdır. Ulusal taleplerin ayran mertebesine inmemesi gerekir.
Wîjdan; kurte-çîrokeke xweşik, lê di nav rûpelên zeryên kitêbeke kevnar de jibîrbûyî. Wîjdan; sonateke nermik û melûl, lê li ser piyanoyeke bi torên pîrhevokan rapêçayî û sonata musîknasekî kal, tenê û jibîrbûyî. Wîjdan; bîranîneke nezelal ji rojên rabirdû, mûyekî şikestî ji firça wênekêşekî dîn...
«Kurdên ezîz, ji bîr mekin ku hûn jî ferdên milettê
kurd in û berpirsiyariyên we yên tarîxî hene. Eger em, hûn berpirsiyariyên xwe bi cîh neyinin, hingê em, hûn dibin kesên xirab û gunehkar. Çar hezar sal in ku milletê kurd li ser erdê xwe, li welatê xwe dijî. Lê îro, di vê gava tarî û reş ya tarîxê de erdê milletê me, welatê wî hatiye perçekirin, wêrankirin. Welatê me îro di nav şînê de ye.