Puan vermedi·360 syf.··
2026 84. kitabı
Dört kitaplık serinin önsözü niteliği taşıyan bir kitap da diyebiliriz. Yazarın kendisiyle yaptığı iç çatışmaları Tanrı ile sohbet ediyormuş gibi yansıtması ve tanrı ile insan arasında nasıl bir ilişki olduğunu görüyoruz kitap boyunca. Okurken sorgulanması gereken ne kadar fazla olgunun olduğunu da görmekteyiz. Tanrı ya da yaratıcının kuranda belirttiği “Onu düzenleyip içine ruhumda üfledim” ayetine dolaylı olarak bir çok kereler vurguda bulunuyor. Beni başka yerde arama, ben sendeyim , sen de bendesin. Hallacı Mansur’un canıyla ödediği Enel Hak düşüncesi kitapta kendini sıklıkla gösteriyor. Kitap boyunca bireyin ben merkezci bir kişilik taşıması gerektiğine vurgu yapıyor. Önce kendini kurtaracaksın, kendisini kurtaran insan tüm dünyayı kurtarır. İnsanların başına gelen her şeyden kişinin kendisi sorumludur. Neyi düşünüp, neyi çağırırsan başına gelecek olan yine o olacaktır, vurgusuyla Tanrı bütün sorumluluğu insanın üzerine yıkmaktadır. Cennet, cehennem, siyaset, ekonomi, cinsellik ve başka konular ile ilgili yorumlarla karşılaşmaktayız kitap boyunca. Kitabın sonun da serinin diğer kitaplarının içeriğiyle ilgili bilgilere veriyor.
Tanrı İle Sohbet 1: Alışılmadık Bir DiyalogNeale Donald Walsch · Ötesi Yayıncılık · 20191,422 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Ukrayna yazıçısı Andrey Kurkovun Grey Bees (Gri Arılar) romanı 2014-cü ildə başlayan Donbas müharibəsi dövrünə aiddir. Romanın hadisələri Ukraynanın şərqindəki Donbas bölgəsində, Ukrayna hökumət qüvvələri ilə Rusiya tərəfdarı separatçılar arasında gedən silahlı münaqişə fonunda cərəyan edir. Bu müharibə nəticəsində bəzi yaşayış məntəqələri cəbhə xətti arasında qalmış və "boz zona" adlandırılan ərazilərə çevrilib. Əsərin qəhrəmanı Sergeyiç də məhz belə bir kənddə yaşayır və müharibənin adi insanların həyatına təsirini öz gündəlik həyatı vasitəsilə göstərir. O, nə siyasi mübarizənin içindədir, nə də ideoloji tərəf tutur. Onun əsas qayğısı arılarını və öz həyatını qorumaqdır. Bu kənddə cəmi 2 sakin qalıb. Əsəri oxuyanda gürcü filmi “Mandarinlər” filmi yada düşür, amma burada filmdəki kimi iki düşməni bir evdə saxlamaq söhbətləri yoxdur. Əsərin qəhrəmanının fikri sadəcə öz arılarını qorumaqdır. Əsərdə arılar simvolik məna daşıyır. Arılar sərhəd, milliyyət və ya siyasi mövqe tanımırlar; onlar sadəcə yaşayır və öz işlərini görürlər. Bu baxımdan arılar insanlardan fərqli olaraq müharibənin yaratdığı nifrət və bölünmədən uzaqdırlar. Müəllif onların vasitəsilə təbiətin saflığını və həyatın davamlılığını vurğulayır. Əsərin əsas mesajlarından biri budur ki, müharibə insanı ucaltmır; sadəcə onun nəyə tutunduğunu üzə çıxarır. Sergeyiç üçün bu dayaq nöqtəsi arılarıdır. Onları qorumaq cəhdi əslində insanlığını, ümidini və yaşamaq istəyini qorumaq cəhdidir.
Gri ArılarAndrey Kurkov · Siren Yayınları · 202575 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Sakin, nazik nazik derdini anlatan bir kitap Gri Arılar. Süssüz, gösterişsiz bir dille insanı yormadan eşlik ediyor bize.Okumadan önce ıssız bir hikaye okuyacağımı düşünmüştüm ama öyle olmadı.Sergeyiç Ukrayna ve Rusya yanlısı ayrılıkçıların savaşı arasında gri bölgede arıları ile yaşayan eşi ve kızından ayrılmış bir adam.Köyde sadede eskiden beri hiç anlaşamadığı Paşka ile kalmıştır.İki arkadaş ayrı tarafları seçse de aralarındaki gerginlik zamanla başka bir duruma evriliyor.Biz gri bölgede savaşın ayak seslerinin eşliğinde, bombaların, silahların uğursuz seslerinin gölgesinde dönemin kirli havasını sokuyoruz.Ama sonra bir yolculuk hikayesine evriliyor olay. Sergeyiç'in gittiği yerlerde gördüğü muamele, yaşadığı maruz kaldığı, tanık olduğu şeyler ülkenin durumu, zihniyeti ile ilgili çok şey anlatıyor.Sergeyiç ile yolun stresini yüreğinizde hissediyorsunuz. Gittiği yerlerde bambaşka gerçekleri sunuyor bize. Ama Paşka ve orada tanıştıkları askerler, Sergeyiç'in gri bölgede yaşadıkları da ateş hattında kalmanın zorluklarına tanık ettiriyor bizi. Çağdaş Ukrayna edebiyatından kaçırılmaması gereken bir eser. Umutsuz bir anlatı değil, etkileyici bir eser. Severek okudum ayrıca içinde bulunduğu atmosferi okura güzel solutuyor.@sirenkitap #griarılar #okudumokuyun #okudumbi̇tti̇
Gri ArılarAndrey Kurkov · Siren Yayınları · 202575 okunma
“STEPANÇİKOVO KÖYÜ” ~ DOSTOYEVSKİ
8/10
·290 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 14:00
Stepançikovo Köyü, Fyodor Dostoyevski’nin kurşuna dizilmek üzereyken, cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildiği dönemde 1859 yılında Sibirya’da kaleme aldığı eser. Dostoyevski’nin bilinen dev eserleri arasında alkış sırası kendisine pek gelmeyen bir romanı. Kronolojik olarak bakarsak, daha o kalın klasiklerin yazılmadığı, yıllar sonra yazacağı o başyapıtların habercisi diyebiliriz. Yazarın kendi tarzını anca oturtmaya başladığı zamanların kitabı. Daha sonra Dosto mektuplarında, bu kitabı isteksiz ve aslında borçlarını ödemek için mecbur kalarak yazdığını söyler. Yazar o yıllarda sansür korkusu yaşasa da, yine de eserlerinin alt metinlerinde gerçekçi yönünü yansıtmaktan geri durmamış. Ama öncelikle kısa kısa notlarımla Dostoyevski; *çocukluğunu ayyaş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirmiş olmasaydı, *on altı yaşındayken annesini veremden kaybetmiş olmasaydı, *babasının ölüm haberini aldığında mutlu olabilecek derecede kin duymasaydı, *yirmi sekiz yaşında altı ay hapis yattıktan sonra tam idam edilecekken bir Rus çarı tarafından son anda affedilmeseydi, *annesi gibi veremli bir kadınla evlenip, onu da kaybetmemiş olsaydı, *kumar borçlarını ödeyebilme uğruna normal bir insanın bir haftada okuyacağı kitabı üç günde yazmak zorunda kalmasaydı, *epilepsi hastası olmayıp, her an bir sara krizi geçirme ihtimalinin sırtına yüklediği yükten doğan stresle yaşamak zorunda kalmasaydı, Ne o Dostoyevski olabilecekti, ne de o kitapları yazacaktı. Dostoyevski’yi olduğu kişi yapan şeyler, bence bu geçmişi ve yaşadıklarıdır.. Kitaba geçince; her şeyden önce kitabı almamda büyük etken bu köyü merak etmemdi. Zaten Slav kökenli diller de hep hoşuma gitmiştir. Yalnız ‘Stepançikovo’ belirli bir gerçek köyü temsil etmiyormuş (kurgusal), fakat Rusya’da ‘Stepanchikovo’ adlı birkaç yerleşim yeri
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,915 okunma
Her şeyim tamam, bir ben eksiğim..!
Puan vermedi·72 syf.·
2026 61. kitabı
İç ve dış dünyamın savaşında bir kadın olarak nerdeyim? Kimliğimi oluştururken; toplumdan, çevremden, hatta ve hatta kendimden bu kimliğe dair nasıl bir görüş ve beklenti aktarımı var? Evimde bir düzen kurarken; eşyalarımı rengine, boyutuna, biçimine göre konumlandırırken ben neredeyim? Gördüğüm sadece bir yansımadan ibaretken, içimde olanları bir ayna yansıtabilir mi? Ya da gördüğüm ben olabilir miyim bu yüzeysel yansımada benim ve başkalarının yorumlarıyla şekillenen..? Peki bu ayna iç ve dış kimliğimi yüzleştirebilir mi zihinsel akışımda ve de hayatımda? Kendimi sorgulama ve var etme sürecinde; suretiyle gerçeği arasındaki uçurumu bir ayna yansıtabilir ya da birleştirebilir mi? ... Birini, özellikle bir kadını dışarıdan bakarak tanıyamayız; gelin siz onu, kendi yorumlarınızdan arınıp içindeki saklı odaya giderken geçtiğiniz uzun ve sessiz sokaklara sorun. Aynalara değil... İçinde kimselere göstermediği saklı bir oda taşıyan herkese... Virginia Woolf Aynadaki Hanımefendi
Edebiyat
Aynadaki HanımefendiVirginia Woolf · Can Yayınları · 2024247 okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2026 27. kitabı
Dönem kitaplarının o ağır hissiyatı vardır ya hani işte tam tersi olan bir kitapla tanıştım. Anlatımı şiirsel ve akıcı üstelik sizi yormadan olayları direkt anlatarak ilerleyen bir hikayesi vardı. Kitap bölüm bölüm ve zaman aşımıyla ilerliyor. Birinci Dünya savaşı dönemiyle ilerleyen hikaye günümüze kadar uzandığını okuyoruz. Kitap cephede asker olan Johnun yaralı halde karların içinde Helena’yı düşünerek onunla geçirdiği anlarla başlıyor. Sonrasında zaman aşımıyla geçmiş ve gelecekte bir yolculuk biz bekliyor. Fotoğrafçıda çalışırkenki anılarıyla Helena ile yaşadıkları ve geçmişi. Fotoğrafçıda çalışırken ölü insanların silüetlerini fotoğraflarda görmeye başlar. Acı bir gerçeği paraya dönüştürmeye çalışa patronu ise onu yarı yolda bırakır. Artık işide iyi gitmezken evliliği ve büyük aşkı Helenadan da soğur.Ama Helena kızı ile ayakta durmayı başarır. Kızından torununa uzanan bu bağlantı dönemin hem savaş hemde günümüz acı gerçeğini ortaya koyuyor. Okurken öncelikle zaman aşımlarında nerdeyim diye sorgulatsada ben hikayesini ve dilini okurken keyif aldım.
TutsakAnne Michaels · Timaş Yayınları · 202625 okunma