Sünni ekolde tasavvufu kurumsallaştıran kişi: Gazali
Puan vermedi·151 syf.··
2026 12. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 14:28
İmam Gazali bu kitabında insanları dört kısma ayırmıştır. Bunlar: Kelâmcılar, felsefeciler, batınîler ve tasavvufçulardır. İmam Gazali Selçuklu Devleti’nde hakim olan Sünni ekole tasavvuf görüşünü kazandıran kişidir. Hatta İslami tasavvufun kökü Şiiliğe uzanır ve zamanla tasavvufu Sünnilik ile barışık hale getirip onu medreseler yoluyla kurumsallaştıran kişi bizzat Gazali’dir. İmam Gazali bu kitabında kelâmda da aradığını bulamayıp huzura kavuşamadığını belirtmektedir. Huzuru medresede değil tasavvufta bulduğunu belirtmektedir. Gazali dönemin Abbasi Devleti hakimiyetinde gizlice yazılan felsefe içerikleri İhvan-ı Safa Risaleleri’ne karşı son derece mesafeli bir duruş sergilemektedir. Bu yüzden de felsefe düşüncesini eleştirerek halkın da “imanını korumak” adına arasının felsefeyle mesafeli olması gerektiğini belirtir. Gazali İbn Sina gibi isimlerin Eski Yunan kaynaklı olarak Aristo, Platon ve Sokrates’ten etkilenmelerini de eleştirir. Zaten İhvan-ı Safa Risaleleri’ne temkinli yaklaşma nedeni de bu metinlerin Eski Yunan felsefesine dair izdüşümler barındırmasıdır. Nitekim birçok oryantalist tarafından Gazali İslam düşüncesinden felsefeyi söküp atması nedeniyle eleştirilir. Gazali’nin Selçuklu medreselerinde önünü açıp düşüncelerinin kurumsallaşmasını sağlayan kişi de elbette Nizamiye medreselerinin kurucusu olan Nizamülmülk adlı Selçuklu veziridir. Gazali tasavvufla çok barışık olmasına rağmen felsefeye temkinli yaklaşmasını şahsen çok da uygun görmemekteyim. Felsefeye ket vurulmasının aklı dondurup statik düşünce düzlemi üreteceğini düşünmekteyim. Diğer yandan Gazali Tolstoy’un narodnikçi anlayışı gibi kendine ve çocuklarına yetecek kadar nafakasını alıp geri kalan bütün malını mülkünü fakirlere dağıtıp onlara bağışlamıştır Ömrünün son 10 yılı uzlet içinde ibadet ve
El-Münkız Mine'd-Dalalİmam Gazali · Gelenek Yayıncılık · 20196,1bin okunma
Siyasetname İncelemesi
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 20:15
Kitap yaklaşık olarak 51 fasıldan oluşuyor. Kitap devlet yönetiminde eşitlik adalet, yönetim adabı gibi konulara değiniyor. Bunları yaparken sizi sıkmamak için yazar tarafından aralara bu konuların kafanızda pekişmesini sağlayacak hikayeler ve kıssalar konulmuş. Bunun dışında konuların dine dayandırılması içinse hadislerden ve ayetlerden yararlanılmış. İlk bölümlerde daha çok adalet yapısının önemine değinilsede daha sonraki bölümlerde ekonomi, ziyafet kuralları,yönetim ve idarecilik,arsa,askeriye konularına detaylıca değiniliyor. Son bölümlere doğru ise mezhepsel görüşlerine ve sosyal hayat hakkındaki görüşlere değiniliyor. Kitapta öncesinde uyarıldığı gibi olayların bazıları doğrudan eksik anlatılmış, yalan yahut tarihsel anlamda sıkıntılar içeriyor. Bu yüzdende kitabın doğruluğu sorgulanabilir. Kitabın içerisindeki belli konularla ilgili hadisler (Özellikle Kadının günlük hayattaki yeri) tartışmaya açık. Bazı belirtilen tarihlerde gerçekleşmeyen olaylar bu şaibeyi dahada arttırıyor. Buna dönemin insanlarının eski dönem tarih araştırmalarının eksikliği ve yanlışlığıyla açıklayabiliriz. Ama yine de bir sıkıntı olduğunu söylemek gerekiyor. Bunun dışında Nizamülmülk ün Türk devletinde Türklere karşı uyguladığı politika okudukça eğer biraz milliyetçi biriyseniz sizi rahatsız edecektir. Çok iyi bir vezir ve idare adamı olması onun sahip olduğu bazı yanlış düşünceleri değiştiremez. Bunun dışında inandığı hak mezhepler ve diğerlerinin katlini dair içeriklerde bulunmakta. Günümüzde okunsa çoğu maddeleri hala toplumlar ve devletler için değerli. Bir başucu kitabı olduğunu bu kadar eleştirdikten sonra ihmal edemeyeceğim. Dönemin tarihini anlamak için oldukça önemli bir kitap. Şeriat ve Fars coğrafyasına uyarlaması hakkında çok önemli bir kitap. Ben kitabı beğendim. Nizamülmülk ün
Koray Göksu İle Kitap İncelemesi
SiyasetnameNizamülmülk · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,722 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Evet Atatürk suçludur.
Puan vermedi·360 syf.·
2025 708. kitabı
"İki nedenden dolayı"Kemalizm" sözcüğünü "Atatürk" sözcüğüne tercih etmek daha doğru olur. Atatürkçülük yıpratıldığı için, bir; Kemalizm uluslararası dile girdiği için." Yazının tarihi: Ağustos 1993 Siyasete şööle bir göz ucuyla bakıp çıkalım. AKP, bütün kavramların içini boşaltt halk nezdinde. Sağcı, sağcı değil solcu, solcu değil. Sevindiğim taraf, Türk genci Türkçülüğü, bozkurt işaretini MHP'den, bilmem kaç yüzlülerden söke söke aldı -299 öğrenci hâlâ tutuklu- Velhasılı Cemil Meriç'in çok duyduğumuz sözüne geldik: ”Artık sağcı, solcu kalmadı.. Elimizde bir vatan kaldı, bir de vatan hainleri!” İbret alınsaydı tekerrür eder miydi tarih? Bu incelemede altı ilkenin hepsini tek tek açıklamayacağım, kendimce ve çoğunlukta gördüğüm çok önemli yere sahip olan birtakım noktalara değineceğim. Çayınızı kahvenizi hazır edin, başlıyoruz. Mustafa Kemal Gibi Düşünmek "Norveç dilinde 'Mustafa Kemal gibi düşünmek' diye bir deyim vardır... Herhangi bir problem karşısında, çö-zümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirme-den teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çö-züm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenir bu söz... Bu tip insanlara derhal, 'Hayır, yanılıyorsun bu problemin mutlaka bir çözümü olmalı, biraz da Mustafa Kemal gibi düşün' deriz... Laiklik Laiklik, "Aklın iman karşısında" özgürleştirilmesidir. Bugün şeriat isteyenler kendi özgürlüklerini değil bizlerin özgürlüksüzlüğümüzü istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes dinini özgürce yaşayabilir, yaşıyor -Atatürk sayesinde- ama dinsizliğini? Daha doğar doğmaz kimliklerimize dinimize İslam ibaresi konuluyor. Nice dinsiz, fikrini özgürce belirtemediği için zoraki "iki yüzlü" yaşamak zorunda bırakılıyor. İstemiyor ama ölünce mezara gömülüyor.
Kemalizm Laiklik ve DemokrasiAhmet Taner Kışlalı · İmge Kitabevi Yayınları · 2007218 okunma
7/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2025 15:31
"Ülkemizin gelenekleri; Medenî kanun kadar, şeriat ile de zıtlaşma halindedir." (Sayfa: 200) İlber Ortaylı’nın "Osmanlı Toplumunda Aile" adlı kitabı, Osmanlı tarihine sosyolojik ve kültürel bir perspektiften yaklaşarak, aile yapısının toplumdaki yeri ve işlevine dair derinlemesine bir inceleme sunuyor. "Osmanlı Toplumunda Aile", adından da anlaşılacağı üzere, Osmanlı Devleti’nde aile kurumunun nasıl şekillendiğini, bu kurumun sosyal, ekonomik ve kültürel yönlerini ele alıyor. İlber Ortaylı, tarihçiliğinin yanı sıra sosyolojik gözlemleriyle de tanınan bir akademisyen. Bu kitapta, aile kavramını yalnızca çekirdek yapı üzerinden değil; hane sistemi, miras hukuku, kadınların toplumdaki yeri, evlilik kurumunun işleyişi ve şehir-aile ilişkisi gibi çok boyutlu bir şekilde incelemiş. 1. Ailenin Hukuki ve Sosyal Yapısı Ortaylı, Osmanlı hukuk sisteminde ailenin nasıl konumlandığını ele alırken şeri hukuk ile örfi hukuk arasındaki dengeyi de tartışıyor. Boşanma, evlenme, miras paylaşımı gibi konularda kadının haklarının görece güçlü olduğu dönemlere dikkat çekiyor. Özellikle mahkeme kayıtları (kadı sicilleri) üzerinden verdiği örneklerle konuyu somutlaştırıyor. 2. Kadının Yeri ve Rolü Kitapta, Osmanlı toplumundaki kadınların sadece ev içi rollerle sınırlı olmadıkları; ekonomik hayatta, mülk edinmede, vakıf kurmada da aktif rol aldıkları vurgulanıyor. Bu, hem akademik hem de popüler tarih anlatılarına farklı bir perspektif sunuyor. 3. Şehir ve Aile İlişkisi Ortaylı, şehirleşmenin Osmanlı ailesi üzerindeki etkilerine de değinmiş. İstanbul, Selanik, Bursa gibi şehirlerdeki aile yapısı ile taşra toplumları arasında farklar olduğunu vurgulamış. Özellikle kozmopolit şehirlerdeki etkileşimlerin aile yapısını nasıl değiştirdiğini ele almış. 4. Eğitim ve Kültürel Aktarım Ailede
Osmanlı Toplumunda Aileİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2020723 okunma
9/10
·416 syf.··
2024 25. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2024 15:23
Aslında bu yazıyı bir inceleme olarak değil, kişisel bir özet niteliğinde hazırladım; ancak anlatılan bazı kısımlarda katılmadığım noktalara eleştiriler eklediğim için bir tür inceleme olarak da değerlendirilebilir. Osmanlı kimliğini inşa eden unsurların Türklük-İslamlık, Rumilik ve Farsilik çerçevesi içinde tartışılması: 1) Türklük ve İslâmlık: Ocak, Osmanlı İmparatorluğu'nun bir Türk-İslam İmparatorluğu olduğu teziyle başlıyor ve bu görüşün, özellikle eski Türk tarihçileri - Fuad Köprülü, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osman Turan, Zeki Velidi Togan - tarafından kabul edildiğini belirtiyor (Listeye bak şampiyonlar ligi gibi). Bu tarihçiler, Osmanlı İmparatorluğu'nun çoklu yapısını bilseler bile imparatorluğun temel kimliğini bence haklı olarak Türk-İslam olarak tanımlarlar. Ancak bu bakış açısının yüzeysel olma ihtimali ve Osmanlı İmparatorluğu'ndaki İslam anlayışının yekpare olmadığı tartışmayı derinleştirme açısından düşünülebilir. Osmanlı İslâmı, yerel geleneklerle etkileşim içinde ve fetihlerle paralel olarak gelişmiş bir yapıdadır. Bu bağlamda, Osmanlı İslâmı'nın tek bir kimlikle tanımlanmasının yanlış olma ihtimali üzerinde durmak gerekir. Nitekim Ocak’a göre İslâm, Osmanlı'da sabit bir yapı değil, dinamik ve çok katmanlı bir olgu olarak değerlendirilmelidir. 2) Rumîlik: Rumîlik, Osmanlı İmparatorluğu'nun çoklu etnik ve kültürel yapısını ifade eden bir terimdir. Ocak, Osmanlı'yı Rumîlik kimliğiyle açıklayanların, imparatorluğun tek bir İslam kimliğiyle tanımlanamayacağını savunduklarını belirtir. Karen Barkey adlı yazarın vurguladığı gibi, İslâm Osmanlı’da sadece bir meşruiyet aracı olmamıştır, aynı zamanda devlet mantığına
Tarih
Osmanlı İmparatorluğu ve İslamAhmet Yaşar Ocak · Alfa Yayınları · 202161 okunma
Kitabı okumayan arkadaşlarım, incelemede kitap hakkında birkaç kısım var.
Puan vermedi·480 syf.··
2023 13. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2023 12:19
"Aslında akıl insana bahşedilmiş en muhteşem ama o derece de yalın bir melekedir. İnsanlar aklın bizi yönlendirdiğini zanneder. Hakikatte ise aklı yönlendiren bir olumlu, bir de olumsuz müteharrik vardır: Gönül ve nefs. Aklımız gönlümüzün önüne düşünce insan kendi yaratılışına uygun şeyler üretir; nefsin önüne düşünce sapkınlık başlar. Bu dengeyi kurma noktasında insana irade gücü verilmiştir." "Şeriat elden gidiyor, diyor ulema ,işte rezalet!" "Rezalet denmez buna,bu dediğin düpedüz cehalet. O sözdeki şeriat din demek değildir ki; hukuktur, adalettir. Hukuk elden gidiyor diyorsa kişi,hakikatten daha hakikattir." "Keşke kitaplar her eve girse ve okunsa; keşke her evin alt katı okul olsa ,matbaa olsa" İşte bu satırlar okumanın, araştırmanın ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. İnsanlar okumadan, araştırmadan, kulaktan duyma sözlerle bir şeylerin varlığını kabul ediyor ve hayatlarına devam ediyorlar. Okuduğum bu eser Osmanlı Devletinde Lale Devrini ele alıyor. Bir yandan lüks, şatafat içindeki yaşamdan, Bir yandan halkın yoksulluğundan bahsediliyor. Çeşitli entrikaların döndüğü, dost mu düşman mı belli olmayan kişiler, yıllarca gizlenmiş sırlar, saray hayatı ve yoksul halk… Halklar, hem yoksul hem de okumayıp, araştırmayan kesimden oluşuyorsa yönlendirilmenin ne derece basit ve korkunç olayların o derece akıl almaz bir şekilde yaşanılacağı kaçınılmaz oluyor. Yoksul halkın kışkırtılıp, galeyana gelmesi bana Charlies Dickins’in İki Şehrin Hikayesi adlı kitabında geçen Fransız ihtilali olaylarında, Bastille baskını hatırlattı ve buradan da anlaşılıyor ki hangi toplum olursa olsun bir ülkede, hak, adalet kavramlarının ucunu kaçırıp zenginler ile fakir halk arasında makas kapanmayacak derecede açılırsa, o toplumda; mutluluğun yerini mutsuzluk, Huzurun yerini huzursuzluk,
Katre-i Matemİskender Pala · Kapı Yayınları · 202525,6bin okunma