PENGUEN 2
O büyük ve muazzam zamanda unuttum
Kanatlarım çok oldu üşüyor benim
Bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
Bu yüzden eğik boynum.
Bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
Bundan gözlerimdeki kayalık,
içimdeki serseri buzullar
Dürtme içimdeki narı
Üstümde beyaz gömlek var.
Hemşirelerim! Mahremce bu sözümü size söylüyorum: Maişet derdi için; serseri, ahlâksız, firenkmeşreb bir kocanın tahakkümü altına girmektense, fıtratınızdaki iktisad ve kanaatla, köylü masum kadınların nafakalarını kendileri çıkarmak için çalışmaları nev'inden kendinizi idareye çalışınız, satmağa çalışmayınız. Şayet size münasib olmayan bir erkek kısmet olsa, siz kısmetinize razı olunuz ve kanaat ediniz. İnşâallah rızanız ve kanaatinizle o da ıslah olur.
Bana öyle geldi ki kalbinde insana ölümü bile küçümseten bir sevgi ve onun yanında aşkını bile ihmal ettirecek kuvvetli bir milliyet gururu ve duygusu olmayanlar, hayatında ne kadar mesut olsalar ruhları gaz ve buhardan ibaret serseri bir bulut gibi boş ve kof kalmaya mahkumdur.
Ortak kayıp öylesine büyüktü ki, kendi kaybı bir anlam taşımıyordu. O, son palamarını da koparmış serseri bir geminin geçmişinden özgür ve geleceği olmayan yolcusuydu artık. Kendi derisinin.