Numan Denktaş

Numan Denktaş
@sesiiz
Hiçbir yerde yaşamamaya hüküm giymek`
Türkçe öğretmenliği
2005
144 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Sinema çıkışında Süm kestane kebabı satın alıyor. Kent yaşamına alışmış. Koşulları hızlı bir gerçeklikle benimsiyor. Oysa ben henüz taşra bahçelerinin erik ağaçların altındaki durgunluktayım.
Sayfa 10 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Ben de sevmek, sevilmek, sevdiğimin okşamasıyla, onun hitabıyla titremek istiyorum. Kalbimin bütün şiir ve coşkusuyla göklerde kanat çırpmak, yıldızlar arasında dolaşmak, kimseyi titretmemiş heyecanlarla titremek, hiçbir vücudu kendinden geçirmemiş zevklerle sarhoş olmak istiyorum. Öyle zevkler, öyle saadetler ki yalnız benim için çiçeklenmiş olsun, öyle aşklar ki genç kızlığımın bütün altın hülyalarıyla, aşkla ışıldamış olsun... Öyle aşklar ki... Aşklar mı? Hayır, aşk, bir tek aşk... Bir tek vücut için tek aşk ki kalbimin bütün güzelliğiyle süslenmiş olsun... Bütün varlığım, senelerden beri kaynayan kalbimin bütün aşkı ezeli bekâretiyle onun, yalnız onun olacaktır. Yalnız onun ve ebediyen... Fakat kim ve nerede? Acaba yaşıyor mu? Yaşıyorsa bu karşılaşma, bu büyük, ilahi tesadüf bir gün mümkün olacak mı? Yoksa bazı tenha bahçelerde yalnızlık ve bilinmezlik içinde büyüyerek bütün ihtiraslı ruhuyla titrediği okşayıştan mahrum kalıp, hasret içinde solan, harap ve perişan yerlere serilen öksüz ve bahtsız çiçekler gibi yok olmaya mı mahkûmum?
Sayfa 41 - İş Bankası- Kültür yayınları·Kitabı okudu
İnci
Kino incinin yüzeyinde, o küçük mağarada başı uçurularak ölen Coyotito'yu gördü. Çirkindi inci; boz renkteydi, uğursuz bir şiş gibiydi. Kino, incinin çarpık, çılgın ezgisini duydu. Eli titredi azıcık, usulca Juana'ya dönüp inciyi ona uzattı. Juana yanında duruyordu, küçük, cansız yük, hâlâ omzundaydı.
Sayfa 100 - Sel yayınları·Kitabı okudu
Yaşamımız geçen yıllarının anıları olmadı. Her yıl, her gün, her an yeni bir yaşam oldu. Yalnız benim yıllarımdan değil, varoluşun getirdiklerinden kaynaklanan bir yaşam birikimi ya da birikintisi oldu. Yalnız benim bırakacağım yaşantılarla bitmeyecek, tüm duygu, ilişkiler, sıcaklıklar, acılar ve dış dünyanın olaylarıyla kaynaşıp sürecek, akacak bir olay. 'Zaman zaman kendimi bağdaştırdığım dış dünya ile giderek zayıflıyor bağlantılarım.' Kalkacak bir trene binerken, beni artık içinde bulunduğum ülke, gideceğim kent, ineceğim istasyon, bindiğim tren ve kompartımandaki insanlar pek ilgilendirmiyor. Trene binerken ben'in içinde bulunduğu duygu birikimleri ilgilendiriyor. Dış dünya ile tüm bağlantılarımın duygu birikimlerinden oluştuğunu biliyorum artık. Yazı yazmak isteğinin dış dünyaya karşı bir tür savunma olduğunu daha bir algılıyorum. Yaşamın kendisinin yazı yazmaktan çok daha gerçek, çok daha derin olduğunu da biliyorum. Sözcüklerle yaşamın derinliğini vermeye hiç olanak yok. Çünkü sözcüklerde rüzgârlar ne kadar esebilir? Sözcüklerden nasıl bir güneş doğabilir? Sözcükler açık bir pencere önüne büyük yağmur taneleri olarak yağıp, bir insanı derin uykusundan uyandırıp mutlu kılabilir mi? Sözcüklerde yağmur ıslaklığı var mı? Sözcükler insanın yanında yatan diğer bir insanın yürek çarpışlarını duyurabilir mi?
Sayfa 65 - Yapı Kredi yayınları·Kitabı okudu
"Yeryüzünün gözyaşları sonsuzdur. Biri ağlamaya başladığında, bir başka yerde, bir başkasının gözyaşları diner." Beckett'in bu cümlesini Nuto'nun çardağı altında değiştirerek yazıyorum. "Yeryüzünün öyküleri sonsuzdur. Biri anlatmayı bitirdiğinde, bir başka yerde, bir başkası anlatmaya başlar." "Yeryüzünün intiharları sonsuzdur. Biri, bir yerde intihar ettiğinde, bir başkası intihar etmeye hazırlanıyordur. Biri ölmeye başladığında, bir başka yerde yaşama başlıyordur diğeri."
Sayfa 108 - Yapı Kredi yayınları - 12. baskı·Kitabı okudu
Reklam