ben onun münzevi kalbine uzaklardan seslenmek için, kulaklarının içine en güzel hislerimi fısıldıyorum. sonra dudaklarımı yanaklarının üstüne koyuyorum. yüzü yanıyor, o kadar yanıyor ki, biraz sonra kül olup dağılmasından korkuyorum. sonra ince bir ıslaklık. hafif bir titreme. gözlerinin içine bakıyorum, karanlık.
soruyorum: ağlıyor musun?
gözlerini yumuyor.
"geldiğin için sana minnettarım," dedi marki. "kendimi çok yalnız hissediyordum." sonra da bir yakınmayla tamamladı sözünü: "sierva'yı kaybettim."
"senin kabahatin," dedi dulce olivia, hiç oralı olmadan. "kaybolması için elinden geleni yaptın."
artık vatanla, ulusla hiçbir vicdan ve düşünce bağı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve ulusun bağımsızlığının, onurunun koruyucusu konumunda bulundurulmasına nasıl göz yumulabilirdi?