Kadını kalkındıran, onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet, aşktır.
..Bir kadın bakıyor pencereden, mutsuz. Bir adam geçiyor karşı kaldırımdan, umutsuz.
..Şurası açıktır ki biz, sevgiyi acıya bulayarak severiz.
..Aşk olduktan sonra saadetsiz yaşanabilir.
..Birini terk etmeye karar verdiğinde o kararın altında yatan gerçek, aslında senin çoktan terk edilmiş olduğundur.
..Bil ki insanın değerini, varlığı değil yokluğu gösterir. Unutma, yokluğu bir şey değiştirmeyenin varlığı, gereksizdir.
..Belki ömrümüzce sevemeyeceğimiz birini yağmurlu bir havada güzel bulup sevivereceğiz.
- Sevginin niçini olmaz ki efendim... Düşünsem belki mâkul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakikî sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim
"Aşk, mutluluk verici bir arzuyla doluyken olduğu gibi ıstıraplı bir kaygı içindeyken de bütünün peşindedir. Ancak fethedilecek bir şeyler kaldıysa doğar ve varlığını sürdürür. Tamamıyla sahip olamadığımızı severiz ancak."
Bazen bir şey isteriz ama neden istediğimizi bilmeyiz ,severiz ama neden sevdiğimiz konusu tam bir gizemdir. Buna sebep olarak bilim belki geçmiş yaşantı der,bilinçaltı der .Ama tam bir açıklama asla yoktur ..
Kendimize benzettiğimiz insanları severiz. Bu insanlarla hızla kaynaşırız. Dostlarımıza güvenir, peşlerinden gideriz. Hepimiz sevilme isteği duyarız. Dostların benzer şeyler giymelerinin, benzer yerlere gitmelerinin; hatta, benzer araba kullanmalarının nedeni budur. Sevilme isteğimiz yüzünden dostlarımız gibi düşünür ve davranırız.