Puan vermedi·404 syf.··
2026 7. kitabı
·
93 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 18:11
Kirke, okuduğum birçok mitoloji uyarlamasından farklı olarak, tanrıları ve kahramanları değil, onların gölgesinde kalmış bir karakteri merkeze alıyor. Kitap boyunca Kirke’nin yalnızlığına, dışlanmışlığına, korkularına ve zamanla kendi gücünü keşfetmesine tanıklık ediyoruz. Bu yönüyle eser, sadece bir mitoloji anlatısı olmaktan çıkıp insanın kendini tanıma ve kabul etme mücadelesine dönüşüyor. Madeline Miller’ın akıcı dili sayesinde antik dünyanın büyülü atmosferi son derece canlı bir şekilde hissediliyor. Ancak beni en çok etkileyen şey, Kirke’nin zaman içinde geçirdiği değişimdi. Başlangıçta aidiyet arayan ve başkalarının gözünde değer kazanmaya çalışan bir karakterken, zamanla kendi kimliğini inşa eden güçlü bir bireye dönüşüyor. Bu dönüşüm, kitabın en etkileyici yönlerinden biri. Kirke’yi okurken güç, özgürlük, sevgi, yalnızlık ve insan olmanın anlamı üzerine sık sık düşünme fırsatı buldum. Mitolojik bir hikâye anlatmasına rağmen günümüz insanının duygularına ve iç çatışmalarına da dokunabilen bir eser. Kitabı bitirdiğimde aklımda sadece bir karakterin hikâyesi değil, kendini bulmaya çalışan bir ruhun uzun yolculuğu kaldı. Bu nedenle Kirke, benim için sadece keyifle okunmuş bir roman değil, aynı zamanda insan doğasına dair güçlü bir anlatı olarak hafızamda yer etti.
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
TAVŞAN DELİĞİ
8/10
·344 syf.·
2026 44. kitabı
Selam. Bu gün daha iyi anlaşılmasını istediğim bir kitaptan söz etmek istiyorum. Kitabı okuduktan sonra ekin ✧ tüm kapalı anlamları açıklayan bir araştırma atmıştı bana, bundan çokça faydalandığımın altını çizmek istiyorum. Ancak kimse inceleme yazmaya yanaşmayınca bu işe el atmaya karar verdim. Çok fazla inceleme inceleyip yazdığım ilk inceleme bu oldu çünkü topluca herkesin aklındaki karışıklıkları gidermek istedim. !Spoiler içerir Mona Awad'ın Tavşan romanı son yılların en kutuplaştırıcı eserlerinden biri. Sevenleri onu modern gotiğin en özgün örneklerinden biri olarak görürken, sevmeyenleri anlamsız ve gereksiz derecede absürt olmakla suçluyor. İlginç olan şu ki, kitaba yöneltilen eleştirilerin büyük kısmı aslında romanın başarısız olduğunu değil, tam olarak yapmak istediği şeyi başardığını gösteriyor çünkü Tavşan okurunu rahat ettirmek için yazılmış bir roman değil. Bu nedenle kitabın aldığı düşük puanların önemli bir kısmının, romanın niteliğinden çok okurun beklentileriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişi kitabı eline aldığında Donna Tartt'ın Gizli Tarih'ine benzeyen, seçkin öğrenciler, akademik entrikalar ve planlı suçlar etrafında dönen geleneksel bir dark academia hikâyesi bekliyor. Oysa Awad'ın yazdığı şey bambaşka. Bu kitap bir kampüs romanı görünümüne bürünmüş yaratım alegorisi, ir cinayet hikâyesi görünümüne bürünmüş yazarlık hikâyesi, bir arkadaşlık hikâyesi görünümüne bürünmüş yalnızlık hikâyesi ve her şeyden önemlisi, güvenilmez bir anlatıcının zihninde geçen olayları okuduğumuz farklı bir kitap. Ben farklı zihinleri okumayı çok sevdiğimden bu durum çok hoşuma gidiyor. Romanın geçtiği Warren Üniversitesi bile aslında anlamlıdır. İngilizcede "warren" kelimesi tavşan yuvası, yani yer altındaki karmaşık tünel sistemi anlamına gelir. Daha
Duygu ve Düşünce
TavşanMona Awad · İthaki Yayınları · 2024747 okunma
Reklam
"Yeniden iyi biri olmak mümkün..."
Puan vermedi·375 syf.··
2026 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:31
》Kitap, Afganistan’da birlikte büyüyen iki çocuk olan Emir ve Hasan arasındaki dostluğu anlatıyor. Ama bu sıradan bir dostluk değil… Biri zengin bir ailenin, diğeri bu ailenin hizmetkarının çocuğu. Aralarında sınıf farkı, toplum baskısı ve gizli duygular var. Bir gün yaşanan çok kritik bir olay, bu dostluğu tamamen değiştiriyor. Emir’in yaptığı (ya da yapamadığı) bir şey, hayatı boyunca peşini bırakmayan bir vicdan azabına dönüşüyor. Yıllar sonra ise geçmişle yüzleşmek için geri dönmek zorunda kalıyor. 》Karakterlerin her biri içimizdeki başka bir ses gibi adeta: Emir: Sevgiye aç olduğu için doğruyu bildiği halde susabilen, ama vicdanı susmayan bir karakter. Hasan: Koşulsuz sadakatin ve saf iyiliğin neredeyse insanı acıtan hali. Baba: Güçlü görünen ama aslında kendi hatalarının ağırlığını içinde taşıyan bir adam. Assef: Kötülüğün ideolojiyle birleştiğinde ne kadar soğuk ve sistematik olabileceğinin sembolü. Rahim Han: Emir’in içindeki iyiliği gören ve ona ikinci bir şans kapısı açan vicdan sesi. 》Kitaptaki dikkatimi çeken bazı detaylardan bahsedecek olursam: Senin için bin kere…” cümlesi sadece sadakati değil, Hasan’ın kendini tamamen silip Emir’i merkeze koyduğunu gösteriyor. Bu, sevgi değil biraz da kendinden vazgeçiştir. Bu noktada ona hem kızdım hem öyle üzüldüm ki... Uçurtma sahnelerinde Emir’in kazanmaya odaklanması, aslında Hasan’ı değil babasının sevgisini “avlamaya” çalıştığını hissettiyor. Yani uçurtma bir oyun değil, bir onay alma aracı gibi. Aile sevgisinin, bir çocuğun büyürken en çok ihtiyaç duyduğu şey olduğunu sonuna kadar hissettiriyor bu durum. Emir’in o kritik olay sırasında “donup kalması”, korkudan çok içsel bir hesaplaşmanın saniyelere sığmasıdır. Okur bunu sadece korkaklık sanabilir ama aslında o an Emir, nasıl biri olacağını
Alıntı
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,2bin okunma
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:27
Gece Yarısı Treni Matt Haig sevenleri üzmeyecek bir kitap, kurgu dili artık oturmuş bir yazar olduğunu görüyoruz. Beklentiniz nedir bu yazardan bilmiyorum ama edebiyatta yeni bir şeyler denemiyor. Kendisi oluyor, akışta pozitif ve hayatın farkındalığına dair yazıyor genelde. Elinizdekilerin kıymetini bilin temalı bir çok kitabı. Ben huzurlu anlatısını ve felsefesini seviyorum ama bu tarzı sığ bulanlar var. Gece Yarısı Kütüphanesini sevdiyseniz bu kitapta hoşunuza gidecektir. Bir çırpıda bitecek içinizin kasvetten şiştiği bir dönemde okuma arasına alabileceğiniz, içinde umut ve sevgi olan bir kitap aynı zamanda. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202698 okunma
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:54
Püsküllü ayraçlı kitapları çok seviyorum. Yayınevinin bu ayırıcı özelliği çok mutlu ediyor insanı. Yine çok beğenerek okudugum bir kitapla geldim .. Birinci Dünya Savaşı zamanları .Emily soylu bir ailenin kızı.Bir çiftlikte yaşıyorlar. Abisi savaşta ölmüş. Küçük kardeşi de difteriden ölmüş. Tek çocuk kalmış. Okul arkadaşı Clarissa orduya hizmet için eğitim alıp Fransa da hemşirelik yapıyor. Emily de istiyor ama ailesi izin vermiyor . Yakınlarda ki yaralı askerlere annesiyle kek götürüyorlar. Orda Robbie ile karşılaşıyor. O bir Avustralyalı pilot .Yaralanmış ve tedavi görüyor. Emily dogumgününe onları da çağırıyor ve aralarında bir yakınlaşma başlıyor. Annesi bunu hoş karşılamıyor ve Robbie yi baska bir hastaneye sevkettiriyor . Emily de devlete hizmet icin başvuruyor ama hemşire ihtiyacı olmadığı icin geri çevriliyor .Kadın Kara ordusu adlı oluşum yiyecek temin etmek için kurulmuş .Tarla işleri ,hayvan bakımı, çiftçilik. Emily ona katılıyor. Asıl bir ailenin kızı oldugu belli oluyor o toplulukta. Ama o her şeyi öğrenmeye çalışıyor Robbie yle de görüşmeye devam edip birlikte oluyor. Savaş bitince evlenme kararı alıyorlar. Leydi Charlton malikanesine bahçeyi düzeltmek için işçi isteniyor .Emily Alice ve Daisy i alıp gidiyor .Orda harabe bir kulubeye yerlesiyorlar .Leydi suratsız bir kadın .Ama Emily in bir asilzade olduğunu öğrenince onunla konuşmaya, çay içmeye davet ediyor .Gitgide aralarında guzel bir arkadaşlık gelişiyor. Emily kulübede bir sandıkta bir defter buluyor .16 .yy da yaşamış bir cadının o evde oturdugu anlaşılıyor. Sonra da bir ogretmen olan Susan oturmuş oda yazmış deftere .Köyde o ev lanetli olarak anılıyor. Defteri okuduktan sonra Robbie savaşta ölüyor ve Emily hamile oldugunu anlıyor . Ve bundan sonrası hayatta kalma mücadelesi ..Savaşın çirkin
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202635 okunma
Emek, Platon, köpek, kapitalizm, sevgi üzerine
Puan vermedi·334 syf.··
2026 19. kitabı
Mağara, Saramago'nun okuduğum 5. romanı oldu. En sevdiğim romanı Körlük'ün yanına, listenin en üstüne yerleşti. Öncelikle şunu söylemeliyim ki Saramago hayvan (köpek) doğasını çok iyi tanımış, belli ki onları uzun süre gözlemlemiş, onlarla birlikte yaşamış ve kafasında bu ilişki düzeyini sorgulamış. Elde ettiği düşünceleri kitabın tamamına cümle cümle yerleştirmiş ve ben hepsine katılıyorum. Kitapta Platon'un mağara alegorisi ile kapitalizm eleştirisi, bir ailenin (yaşlı adam, kızı, damadı, köpeği) üzerinden çok başarılı verilmiş. Günlük hayatlarımızda hissettiğimiz sıkışma, uyum sağlama, devre uygun deveyi gütme durumlarında bir çıkış noktası arayanlar için yanıt bulunabilecek bir kitap. Buradaki aile deveyi gütmeyip diyardan gitmeye karar veriyor ve ellerinde bir şey kalmasa da umut içindeler..Mağara, bitirdiğimde güzel bir tat bıraktı bende..
MağaraJosé Saramago · Kırmızı Kedi · 2022142 okunma
Reklam
Reklam