Sırada minik kalpleri feth etmekte... FİYONA'NIN BÜYÜLÜ DÜNYASI Masal Ormanı'nın derinliklerinde, minik tavşan Fiyona'yı unutulmaz maceralar bekliyor. Korkularıyla yüzleşirken dostluğun, cesaretin ve sevginin gerçek gücünü keşfediyor. Kıvırcık'ın harflerle dostluk yolculuğu, Tiyamo'nun cesaret hikâyesi ve ormanın gizemli sırları, Fiyona'nın büyülü dünyasında buluşuyor. Peki, sevgi dolu bir kalp zorlukları değiştirmeye yeter mi? Sıcacık, eğlenceli ve umut dolu bu kitap, her sayfasında dostluğun ışığını ve hayallerin gücünü çocuklarla buluşturuyor. Aylin Şen
Çocuk
"İnsan ne istediğini bilmez. Bu yüzdendir ki hep mutsuzdur, gözünün önündekileri görmez. Sevgi ister, aldığında ise onu sıradanlaştırır ve başka şeyler ister. Saygı görmek için ebedî bir siyaset güder, hatta bir yerden sonra siyaseti araç değil gaye edinir. Ne var ki sonunda siyasetin gayesi olan saygıyı da yitiriverir. Bu öyle bir yere varır ki benliğine bile saygısını yitirir insan. Ne istediğini bilmeyen insan, istediğini sandığı şeyleri elde ettikçe yenilerine göz diker. Sevgiyi, sevgilisinde değil de elde edeceği yeni sevgilerde arar. Güç ister, bu uğurda kalpleri ve şerefi kendine bir basamak edinir. Halbuki çiğnediği ancak kendi kalbi ve şerefi olur. Para ve ferahlık ister; bu uğurda sonsuz saadeti bile gözleri görmez. Aldığı metalarla tahakkuk eden rutinini hiç sonu gelmeyecek sanır. Gezmek, yeryüzünü seyretmek ister. Başka diyarların soluğunu tatmak ister. Bir köprüden suyu izler, bir ormanı koklar, yüzen kuğuları izler, sakura ağaçlarının pembeliği ile ziyafet çeker. Ne var ki eve döndüğünde artık oraları elenmiş güzergahlar olarak çentikler. Onlar da doyuramamıştır yüreği koyulur bir başkasına ta ki elden ayaktan düşünceye dek. Bir ev ister başını sokabilecek. Binbir çileyle bunu başarır da. Sonra bunun neden avlusu, gizlenebileceğim heybetli duvarları ve bahçesi yok ki der. Sulayabileceğim bir çiçeği, stres atabileceğim bir bahçesi olsaydı ya der. Araba ister bazen, ne vardı ayağımı yerden kesse de otobüse talim etmeseydim der. Sonra biçimi, tüketimi, motor hacmi ve ufaklığı gözüne çarpar. Ne vardı geniş ve rahat olsaydı der. Bir eş ister. Hayatın fırtına ve hengamesi içinde; gün sonunda zırhını asıp başını dizlerine yaslayabileceği bir liman ister. İradelerin çarpışmasını hesap edemediğinden, gereklilikleri taşıyamaz ve yeni bir liman ister. İster ister
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ayrılık Sevdaya Dahil
Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır Eflatuna çalan puslu lacivert Bir sis kuşattı ormanı Karanlık çöktü denize Yalnızlık çakmaktaşı gibi sert Elmas gibi keskin Ne yanına dönsen bir yanın kesilir Fena kan kaybedersin Kapını bir çalan olmadı mı hele Elini bir tutan Attila İlhan
Bir ağaç gibi hür, bir orman gibi kardeşçe yaşamayı savunanlar susturulamaz. Doğayı savunanlar değil, ormanı yok edenler yargılanmalıdır.
İngilizce "jungle" kelimesinin okunuşu, bir kelimeyi çağrıştırdı. TDK'den "cangıl" kelimesine baktım. Evet, benzerlik var. Haydi, bu kelimeleri öğrenelim. JUNGLE: orman, karmaşa, kargaşa, curcuna. Yoğun tropikal ormanı veya kontrolsüz karmaşayı anlatan sözcüktür; bu nedenle jungle, hem doğal çevre hem düzensizlik metaforu olarak kullanılır. Hintçe kökenli yapı, modern dilde mecazî genişleme göstermiştir. (Tureng) CANGIL: 1- Cengel 2- (mecaz) Kalabalık, düzensizlik vb.nin yol açtığı karışıklık. Cengel, Farsça kökenli bir kelime olup otlarla ve sık ağaçlarla örtülü geniş Hindistan ormanına verilen bir isimdir. TDK, "cangıl cungul" ikilemesini üç maddede açıklamış: Hayvanlara takılan çan veya başka maden eşyanın çıkardığı ses / Bu biçimdeki gürültü / Bu biçimde ses çıkararak. GÜNÜN YORUMU (18 Mart 2026) "Orman kanunu" sözü mecaz anlamda yasaların uygulanamaması sonucu oluşan durumu ifade eder. İnsan olarak eksiklerimizi gizlemeye gerek yok. Neysek oyuz. Daha fazlası olamayız. Kanunlara işimize geldiği şekilde uyarsak olmaz. Kanunun görmediği yerde de kurallara uymalıyız.... Birine duyulan güven, inanma duygusuna "inanç" denir. Herkes, birbirinin inancından şüphe etmeye başladı. İnançta bile rekabet var. Sevgi desen kimin kimi sevdiği belli değil. Yasa, inanç ve sevgiyle kalmalıyız. Bunu başaramazsak sonuç belli: cangıl.
Duygu/Düşünce
Ey benim hasret kokan sevgilim, Karlı bir çam ormanında nefes almanın Bahtiyarlığına benzer Seni sevmek.. ° Nazım HİKMET °
Şiir