Ama bu karşılaşmadan duyduğu sevinç ve eski acısı onu ele verdi. O mağrur yüzüne hiç yakışmayan öylesine zavallı, öylesine şaşkın bir gülümseyişi vardı ki, Gregor’un yüreği acıma ve sevgiyle burkuldu. Hasretin ok gibi delen, anıların boynunu büken etkisi altında atını durdurup konuştu:
Psykhe'ye güzelliğinden ötürü bir tanrıça gibi tapılmaya başlanmış, Miletos'taki tapınaklarının boşaldığını görüp kıskançlığa kapılan Aphrodite, oğlu Eros'a
onu bir dağ başına bırakıp bir ejdere aşık etmesini buyurmuş, annesinin buyruğunu yerine getirmek isteyen Eros, insan ruhunun eşsiz güzelliği karşısında büyülenmiş ve onu ejdere aşık edeceği yerde kendisi ona aşık olmuş, onu bir düş sarayına yerleştirmiş ve gecelerini onunla geçirmeye başlamış, insan ruhunun sevgiyle birleşip sonsuzca mutlu olabilmesi için sevginin yüzünü asla görmemesi gerekiyormuş, Psykhe'nin mutluluğunu kıskanan kızkardeşleri, sevgilisinin bir ejder olabileceğini söyleyerek onu kışkırtmışlar, o da bir gece dayanamayıp yağ kandilini yakmış ve sevgilisinin yüzüne bakmış, ne var ki kandilden damlayan bir yağ parçası Eros'u uyandırmiş ve
sevgi bulutlara karışarak yokoluvermiş, ama bu yokoluş her ikisinin de özlemini büsbütün arttırmış, Eros, annesi Aphrodite'e sevgilisini bağışlaması ve kendisine vermesi için yalvarmış, oğluna acıyan tanrıça, insan ruhunu birçok güç sınavlardan geçirdikten sonra sevgiyle buluşturmaya karar vermiş, bu sınavların tümüne katlanan ve çeşitli doğa güçlerinin yardımıyla başarıya ulaşan insan ruhu sonunda sevgiye kavuşmuş.
İnsanın evi, kusursuzluktan çok uzak olabilir, ama en azından korku yerine sevgiyle yönetilen bir yerdir. Evde etrafındaki insanlara karşı sürekli savunmada olmak zorunda değildir insan.
8 yaşında bu sıcak yuvadan bir anda koparılıyorsun ve tıpkı bir japon balığının turnabalıklarıyla dolu bir akvaryuma atılması gibi gücün, sahtekarlığın ve gizliliğin dünyasına atılıyorsun.