• 🥀1. Kendini küçük görmeyi bırak. Sen yürüyen evrensin.
    Büyük bir potansiyelle doğdun. İdeallerin, hayallerin, gerçekleştirmek istediklerin var. Kanatların var. Sürünmek için değil, uçmak ve yaşamak için doğdun. Elinde ipin var olduğunu bilirken ne diye kuyunun dibinde durmaya devam edersin? Evren senin dışında değil, evren senin içinde.

    🥀2. Yapman gereken şey, senin için anlamlı olan bir hayat sürmektir, başkalarına değil.
    İnsanların ne düşündüğünün gerçekten bir önemi yok. Sadece, kalbine ve aklına yatan hayatı yaşamakla sorumlusun.

    🥀3. Kendine dair umutlarından asla vazgeçme.
    Zor bir zaman geçiriyor olabilirsin. Herşey sana karşıymış gibi gözükebilir. Bir dakika bile sabrın kalmamış olabilir. İşte o nokta, herşeyin değişeceği noktadır. Hüzünler, sevince hazırlanman içindir. Hüzün, evini temizler, yeniye ve sevince yer açar. Hüzün, kalbindeki sararmış yaprakları temizler. Böylece artık yeni yeşil otlar açabilir. Hüzün kalbini kapladığı zaman rahat ol, yakında çok feraha ereceksin demektir.

    🥀4. Cehalet hapishanedir.
    Cehalet seni hapishaneye sokar. Bilmek ise Allah’ın sarayıdır. Bilmek lütuftur, bilginin kıymeti yüksektir.

    🥀5. Dışarıdaki zenginlikler, içindeki zenginliklerle kıyas bile edilemez
    Zaten boynunda var olan elmas gerdanlığa sahip olmak için oradan oraya koşturursun. Eğer kendini bir kaç dakikalığına hakikat penceresinden görebilseydin şaşar kalırdın. Sevinç ve güzelliklerle dolu evine geri dön. Kendine geri dön. İçindeki hazineye geri dön. Evrendeki herşey senin içinde. İçinde sonsuz bir kaynak mevcutken, elinde boş bir kova ile sokaklarda dilencilik yapma.

    🥀6. Olduğun kişiyi bırakabilirsen, asıl varlığına uyanırsın.
    Güvende olma ihtiyacını bırak. Korktuğun şeylerin üzerine git. Şan, şöhret, görüntü ve sahte kimlikleri bir kenara koy. İnsanların anlattığı sınırlayıcı hikayelere inanma. Kendi hikayeni yarat. Kendi ateşini kendin yak. Kendi ateşiyle eriyen kar gibi ol. Kendini kendinden uzaklaştır, kendini yıka. Sonra yeniden doğ.

    🥀7. Dünyadaki herkesten daha iyi yaptığın birşey mutlaka vardır.
    Herkesin dünyaya yapmak için geldiği, en iyi yaptığı en az birşey vardır. Ve bunu yapmak için gerekli olan istek herkesin kalbine yerleştirilmiştir.

    🥀8. Merdivenin tümünü görmek zorunda değilsin, sadece ilk adımı at.
    Yolu yürümeye başla. Başladıktan sonra yolun devamı görünecektir.

    🥀9. Bir işi yaparken onu tüm kalbinle yap.
    Yarım akılla, yarım kalple Yaradan’a ulaşmaya çalışmak nafile bir çabadır. Yola çıkıyorsun ama yolun yarısında vazgeçip pes ediyorsun. O zaman niye yola çıkarsın? Ruhtan/kalpten gelen istekle yaptığın her iş sevince dönüşür. Eğer istek kalbinden gelmiyorsa, o sevinç yok olur. Her ne yapıyorsan ve her kimsen, kalple yap, kalple ol.

    🥀10. İyi şeyler son bulur, böylece daha iyi şeylere yer açılır.
    Üzülme. Hüzünlenme. Kaybettiğin herşey başka bir formda sana geri döner.

    🥀11. Yaraların, ışığın içeri girdiği yerdir.
    Seni acıtan, üzen, yara açan herşey seni aynı zamanda büyütür. Karanlık, senin aydınlatıcı mumundur. Yıkımın olduğu yerde hazine bulunur. Yaralarından kaçma. Yaraların, ışığın içine nüfuz edeceği yerdir. Hüzünlerin olduğu zaman şefkatin artar. Yeter ki açık kalpli ol. Acının, şefkate dönüşmesine izin ver.

    🥀12. Sevdiğin işi yap ve onu sevgiyle yap.
    Sakince, sevdiğin şeyi yapmaya doğru çekilmene izin ver. Direnme. Gerçekten değer verdiğin şeylerle meşgul ol.

    🥀13. Daha az düşün, daha çok hisset.
    Söz konusu olan sevgiyse, onun sebeplerinin anlamı yoktur. Düşüncelerini unut. Düşüncelerinin, kalbinin üstüne geçmesine izin verme. Düşünmeyi bırak… Kalbinde yanmayı bekleyen bir mum var. İçinde dolmayı bekleyen bir boşluk var. Hissediyor musun? Endişe etmeyi bırak. Düşünmeyi bırak ve hissetmeye geç.

    🥀14. Sevgi için herşeye değer.
    Hakiki insan, sevgi için herşeyi kaybetmeyi göze alabilir. Eğer sen o değilsen, bu işe hiç girme. Bırak sevgilin deli olsun. Sevgi için herşeye değer.

    🥀15. Hayatındaki iyiye ve kötüye – herşeye eşit şekilde şükret.
    Her kim geliyorsa karşına, ona şükran duy. Hepsi sana öte alemden bir hediye ile gelmiştir. Eğer kötü’den dolayı sinirlerin bozuluyorsa da şükret, bu sayede kendini yenileme fırsatın olacak.

    🥀16. Kendini değiştir, dünya kendiliğinden değişir.
    Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istiyordum. Bugün bilgeyim, kendimi değiştiriyorum.

    🥀17. Bizler sevgiden yapıldık
    Sevgi bizim hammaddemizdir. Sevgiyi aramak yanlıştır. Sevgiyi arama. Sevmene engel olan bariyerlerini ara, onları bul. Sevgi sayesinde tüm acı azalır, bakır altına, hüzün sevince dönüşür.

    🥀18. Ruhun bu dünyadan değildir ama bedenin bu dünyadandır.
    Tüm gün düşünürüm bazen, nereden geldim, nereye gidiyorum diye. Bil ki ruh bu dünyadan değildir. Ancak bilirim ki beden bu dünyadandır.

    🥀19. Ruh mertebesinde hepimiz biriz.
    Güneşin duvarın bir tarafına vuruşu ile diğer tarafına vuruşu farklı sonuçlar doğurur. Ancak güneş tek ve birdir. Doğu ya da Batı.. Kuzey ya da Güney. Fark etmez. Ruh mertebesinde ayrım yoktur.

    🥀20. Ruhunuz herşeyden daha kıymetlidir.
    Elle tutulur, maddi şeylere fazla önem verme. Kendi ruhunun kıymetini bildiğin zaman, onların ne kadar değersiz olduğunu anlarsın.

    🥀21. Eşini bilgece seç.
    Aranda rekabet olmayan, daha zengin olma peşinde koşmayan, kaybetmekten korkmayan, benliğine tutunmayan birisini eş olarak seç.

    🥀22. Gerçek sevgi madde dünyasını dönüştürür. Bedenleriniz ayrı kalsa bile ruhlarınız her daim birliktedir.
    Ayrılıklar sadece gözleri ile görenler içindir. Sevenlerde ayrılık yoktur. Ruh mertebesine ayrılık yoktur.

    🥀23. Kelimelerinin gücünü yükselt, sesini değil.
    Sesini yükseltmek fayda etmez. Kelimelerinin gücünü arttır. Çiçekleri büyüten şey yağmurdur, fırtına değil.

    🥀24. Sessizlik, Yaradan’ın sesidir.
    Sessizlik Yaradan’ın sesidir. Diğer seslerin hepsi basit birer çeviri denemesidir. Kelimeler yüzeydedir. İnsanlar, kelimelerin ötesi ile iletişime geçerler. Kelimelerle savrulmayı bırak. Sessizliğe teslim ol, bırak herşey o şekilde açığa çıksın.

    🥀25. Hayatta olmak yaşamak demek değildir.
    Sadece nefes aldığın için yaşadığını mı sanıyorsun? Bu hayat, hayat değildir. Bu hayat sınırlarla doludur. Sevgiye teslim ol ve gerçekten yaşa. Sevgiye teslim ol ve sonsuza dek yaşa
  • 176 syf.
    Kitabın dili hakkında bilgi vermek istiyorum öncelikle. Yalın, sade, her yaştan okurun okuyabileceği şekilde yazılmış ve olaylar birinci ağızdan sizinle sohbet eder gibi anlatılıyor. Dua hakkında hepinizin bildiğini düşündüğüm ayet, hadis, kıssalardan faydalanılmış. Buraya kadar klasik yeni türk edebiyatı diyebilirsiniz. Ve haksız da sayılmazsınız. Edebi metin olarak okumayı düşünmeyin yani. Ama şunu hissettim okurken, bir ateistin bile Duâ'nın gücünden etkileneceğini, yer yer gözünüzün yaşardığını, yer yer Aslan'la birlikte sevinç naraları atarken bulacaksınız kendinizi. Okumazsanız bir şey kaybedermisiniz bilmem ama okuyunca çoğunuzun farkında olmadığı veya çok sık yapmadığı bir şey yapmasını sağlayacağını düşünüyorum. Yüreğinize ferahlık, biraz hüzün, biraz umut, biraz sevinç tohumları ekmek istiyorsanız bu kitabı size tavsiye ediyorum. Fazla popüler olan kitaplara bir kısmınızın önyargıyla yaklaştığını farkettim. Bende onlardan biriyim sanırım. Tam emin değilim bu durumdan. Dini kitap okumak isterken elimde okumadığım pek fazla seçenek olmadığını farkettim ve %50 indirimde görünce almış ve okumuş bulundum. Yazarın hikayesini Halit Ertuğrul tarzına benzettiğimi belirtmek istiyorum bu arada. Lafı fazla uzatmış bulundum. Okuyun mutlaka bir şeyler katacaktır sizlere diyerek. Satırlarda buluşmak ümidiyle..
    Spoiler olarak alt kısma yorum gireceğim lütfen sadece kitabı okuyanlar okusun alt kısmı
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    Bir eleştiride bulunmak istersek eğer benim kannatimce Aslan'ın zor günlerden kurtulurken etmesi gereken dua Allah'ım geçinebilecek kadar rızk nasip eyle olmalıydı. Neden diyorsanız Arslan evet imanıyla kazandı. Rabbi nasip etti ancak fazlasını istedi. O fazlayı bence ahirete bırakabilirdi. Yazar hiç bahsetmedi. İş peşinde koşturduğundan felan bahsetti ama Arslan namaza başladı mı. Hayır hasanat yaptı mı. Bunlardan hiç bahsetmedi yazar. Bence yazar şu konuda vebal aldı. İnsanların zengin olmak için bu hikayeden esinlenerek duaya başvurmalarına vesile olacak bir kitap çıkmış ortaya. Yazarı bu konuda eleştiriyorum. Aslında derinlemesine bunları düşününce kitabın popüler ve çok satanlara gitmesini açıklıyor bu durum. Unutmayın! Bunu ben söylüyorum. Sıradan bir okur yani. Çok satanlara giren tüm kitaplar o toplumdaki zayıflıklar ve eksiklikler üzerine kurgulanıyor ve biliyorsunuz ki bizim toplumumuz peynir ekmek yemeye utanır. Ekmeğin üzerine peynir koyup üstüne de kürdan saplarsanız tav olur. Kısacası her hikayeden doğru anlamlar çıkarabilen bireyler olabilmeyi Allah hepimize nasip etsin. Önce neden, sonra neyi, sonra ne kazandım. Her kitapta bunu sorun kendinize. Eğer bunu yaparsanız okuduğunuz bir kitabı elinize aldığınızda daha çok hatıra bırakmış olursunuz zihninize. Lafı kaç kez fazla uzattım bilmiyorum ama sohbet etmiş bulundum siz değerli kitap dostlarıyla. Güneşli günleriniz olsun. (:
  • Her yükselen bir gün düşer,
    İnişler başlar zirveden.
    Ömrün mutlu günlerine niçin aldanır ki insan?
    Her şey değişir gök gibi.
    Bir gün pırıl pırıl bir gün bulutlu;
    Sen de öylesin işte...
    Bugün güldürürse yarın ağlatır zaman;
    Kime uzatmış ki bir şefkat eli bu dünya?
    Kime ebedilik vermiş, kime yaramış sonsuzca?
    Hedefini delip geçmezse kılıçla mızrak,
    Geri döner yaralar kendi sahibini...
    ...
    Düşün, nerededir şimdi, var mıdır onlardan bir iz?
    Nerede muhteşem taçlı Yemen hükümdarları?
    Şeddat’ın İrem Bağı, İrem Cenneti nerede?
    Nerede bugün İran’ın Sasani hükümdarı?
    Karun’un bitmez tükenmez serveti nerde bugün?
    Hani Ad, hani Adnan, hani Kahtan, bu dünya servetleri?..
    Çaresiz onlarda boyun büküp emrine tarihin,
    Çekilip gittiler birer birer, bir masal, bir efsane gibi.
    O saltanatlar sanki bir rüyada yaşanmış gibi
    Gerçekten değil de, bir hayal bir gölge gibi sanki
    ...
    Bin türlü belası var dünyanın işte,
    Bazen bir hüzün boşalır, bazen bir sevinç tufanı.
    Her faciaya bir teselli bulursun belki, ama unutulmaz İslam’ın uğradığı bela cihanda...
    Öyle bir felakete uğradık ki Endülüs’te biz; üstümüze devrildi sanki, Sehlan ve Uhud dağları!..
    Nazar değdi İslam’a Endülüs’te...
    Bela üstüne bela yağdı, yağmur gibi o güzelim şehirlerin üstüne...
    ...
    Öyle dolmuş ki hüzünlü gözleri yüce İslam’ın,
    Soyulunca İslam’dan, birer çöle dönüştü sanki.
    Onlar ki, küfür karanlığı içinde bayındır bugün,
    Birer kilisedir artık camiler, mescitler
    Her yanda çanlar, putlar ve baykuş uğultuları
    Taşla doldurulmuşlarsa da, mihraplar ağlar, inler buna minber, cansız ağaçtansalar da...
    Uyan ey gafil kişi, ibret denizi zaman,
    Sen uykuya dalmışsan da, asla uyumaz zaman!
    ...
    Ya nedir bu çatışma, bu ayrılık İslam arasında?
    Ey kulları Hakkın kardeşsiniz kardeş!
    Bir yardım duygusu bile yok mu içinizde?
    Alıp götürdü, nemiz var, nemiz yok, bir zulüm seli
    Dün sultan idiler, bey idiler kendi ülkelerinde
    Bugün küfrün elinde bir uşak, bir oyuncak
    Çevirmiş onları, dört yandan zillet uçurumları,
    Dehşet içinde fırlamış gözleri, kimsesiz ve şaşkın...
    ...
    Sende görseydin çığlıklarını, çırpınışlarını Ey Allah'ın kulu!
    Ocağından koparılıp satıldıklarını köle pazarlarında...
    O feryatlar koymaz aklını başında benim gibisinin.
    Koparır gibi bedenden ruhu, kopardılar anadan yavrusunu,
    Yeni doğan güneşin aydınlığı o kızlar ki öyle saf öyle temiz,
    Yakut ve mercandan dökülmüş sanki
    O kızlar ki, sürüklenip sürüklenip saçlarından,
    Kirli yataklarına çekildi, kan kustu babaları
    Arşa çıktı feryadı figanları...

    Eritir her kalbi bu anlattıklarımın birisi bile
    Eğer varsa sende İslam’dan, imandan bir iz
    Ey insanoğlu!

    Salih B. Şerif
  • Kalın, kıvrımlı sisler arasından,
    Süzülüp geçiyor ay,
    Kederli ormanlar üstüne
    Hüzünlü ışığını saçıyor.

    Kasvetli kış yolunda,
    Koşuyor troyka tazı gibi,
    Usandırıyor beni,
    Çıngırağın tekdüze sesi.

    Yanık, uzun türkülerinde arabacının,
    Yürekten, bildik bir hava var:
    Kâh dizginsiz, delice bir sevinç,
    Kâh gönül sıkıntısı.

    Ne bir ateş, ne bir kulübe karartısı,
    Karşıma çıkan sadece,
    - Onlar da, birer birer -
    Mesafe direkleri.

    Sıkıntı ve hüzün. Yarın Nina,
    Yarın dönüp sevgiliye,
    Ocak başında kendimden geçeceğim.
    Hayran ve doymaksızın bakacağım her şeye.

    Saat, yüksek sesli tik-taklarıyla,
    Sabit dairesini tamamlayacak,
    Gece yarısı herkesi defedip,
    Başbaşa bırakacak bizi.

    Dertliyim Nina, yolum çok sıkıcı,
    Uykusu geldi, susuverdi arabacı,
    Çınlıyor çıngırak tekdüze,
    Ayın çehresi dumanlı.
  • Hüzün kalbinizde ne kadar derin bir oyuk açar­sa, sevincinizin dolacağı o kadar çok yer olur