"Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim, gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tandığıma çok sevindim kendi çapımda ."
- Oğuz Atay
"Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğimi iyi biliyorsun."
"Bunu bana söyleme! Buna benzer bir şeyi en son söylediğinde ikimiz de kaçırılmıştık!"
"Evet, İlginç bir deneyimdi."
"Korkunç bir deneyimdi."
"Islak bir deneyimdi."
"Islak mı?"
"Bolca yağmur."
"Anladım."
"Anladığına sevindim."
"Acaba susmayı denesek mi?"
"Harika bir fikir."
“Seni selamlıyorum,” dedi; “belki de seni hoş karşılamamızı umuyorsundur. Ama doğrusunu söylemek gerekirse, senin burada nasıl karşılanacağın konusunda kuşkular var Efendi Gandalf. Sen hep felaket tellalı oldun. Sorunlar seni kargalar gibi kovalıyor; ne kadar sık gelirsen o kadar kötü oluyor. Seni kandıracak değilim: Gölgeyele’nin sürücüsüz geri döndüğünü duyduğumda atın geri döndüğüne sevindim ama binicisinin olmayışına sevindiğim kadar değil; ve Éomer senin sonunda uzaktaki yuvana gittiğini söylediğinde yas tutmadım. Ama uzaktan gelen haberlerin pek azı gerçek olur. İşte yine çıkageldin! Ve seninle birlikte, belli ki, her zamankinden daha büyük bir felaket geliyor. Neden seni hoş karşılayayım Gandalf Felakettellalı? Bunu de bana.”
Tekrar yavaş yavaş tahtına oturdu.
“Çok adil konuştunuz efendim,” dedi kürsünün basamaklarında oturan soluk adam. “Oğlunuz Théodred’in Batı Sınırı’nda öldürüldüğü haberi geleli daha beş gün olmadı. Oğlunuz, sizin sağ kolunuzdu, Yurt’un İkinci Kumandanı. Éomer’e pek güven yok. İdare ona kalsa, surlarınızı koruyacak pek adam kalmayacak. Daha şimdi Gondor’dan Doğu’da Karanlıklar Efendisi’nin harekete geçtiğini duyduk. İşte tam bu saati seçiyor gezginimiz dönüş zamanı olarak. Gerçekten, seni ne diye hoş karşılayalım Bay Felakettellalı? Láthspell takıyorum adını, Karahaber yani; kara haber, kötü bir konuktur derler.”
Adam gaddarca güldü, ağır gözkapaklarını bir an için kaldırıp yabancıları karanlık gözleriyle süzerken.