“Sevgimi mi tercih edersin? Seni sevdiğimi nereden çıkardın? Ben sana hiç seni, seviyorum dedim mi? Yada seni çiçeklerle, böceklerle, masallarla mı kandırdım?" —Yani bana seni sevmiyorum mu diyorsun?" “Sana diyorum ki; sevgi çok basit bir kelime" —O zaman âşıksın." "Birine delirmek, onu her Allah’ın günü sayıklamak ve şimdi karşımda böyle savunmasız yatarken onu parçalamak istemek aşk mı? Ben sana âşık değilim; ben sana muhtacım. Âşık olan vazgeçebilir, muhtaç olan ölür de bırakmaz”
Sayfa 201·Kitabı okuyor
Neden erkekler ağlayamaz diye bir algı var? Aynı canı bende taşıyorum üzülünce pekâlâ da ağlayabilirim. Erkeğim diye ben neden koyu renkleri sevmek zorundayım? Ben siyah sevmiyorum ki pembe seviyorum.
Reklam
Seni seviyorum, senin için üzülüyorum, seni özlüyorum gibi güçlü sözler söylemenin kabul görmediği bir kültürde, insanlar sevgilerini ifade etmek için farklı yollar bulur. Annelerimizin suskunluklarından harika börekler yaptığını daha önce yazmıştım. Babam ise bahçeyle ilgilenirdi. Hem de ne bahçeydi! Sanırım bunlar bize duydukları sevginin ilanlarıydı. Biz ise kardeşimle ona şöyle diyorduk: Yeter artık, neden sağlığını çapalayarak, sulayarak, ot ayıklayarak tüketiyorsun, sonunda da yarısını ya kuraklık ya kurtlar mahvediyor. Tüm bunları manavdan alabiliriz. Bunları güçten düştüğünü gördüğümüz için söylüyorduk elbette. Şimdi onun başka bir şey ürettiğini biliyorum. Manavda bulunmayan bir şey
"Beni Riccioli' den kurtarmak. Geçmişim hakkında her şeyi biliyordu. Ailemle ilgili şantaj yapıyordu ... Katıldıkları operas­ yonları, gizlendikleri yerleri söyletmeye çalışıyordu ... Ya onunla birlikte Marchand'ın infazını hazırlayacaktım ya da terör örgü­ tüyle işbirliği suçundan beni içeri tıkacaktı." "Benimle ne ilgisi var?" "Beni bu pislikten çıkarman için tuttum seni. Senden hiç şüphe duymadım. Teşekkürler." "Söylemek istediğin başka bir şey var mı?" "Evet ... " "Söyle o zaman ... " "Seni seviyorum."
Sayfa 260 - Kollektif kitap 2017
Edebiyat & Roman
Geçmiş
Babası bir deniz tanrısına âşık olmuştu. Tanrı'nın adı Osidisen'di ve ebeveynleri, Kissen ve ağabeylerini tanrının onlara gösterdiği ilginin şerefine isimlendirmişti: Tidean "gelgit üstünde," Lunsen "sudaki ay," Mellsenro "yuvarlanan taşlar" ve Kissenna da "denizin aşkından doğan" anlamına geliyordu. Osidisen ağlarını balıklarla doldurup çocuklarına, ne zaman fırtınanın içine dalmaları, ne zaman ondan sakınmaları gerektiğini öğretti ve her gün avlarıyla birlikte eve sağ salim dönmelerini sağladı. Kissen ve ailesi, denizin onlara verdikleriyle büyüdü. Gelgelelim deniz tanrısı Talicia topraklarına şans getirmedi. Sonunda da tepelerdeki köylerde yaşayanlar Ateş Tanrısı Hseth ve onun zenginlik vaatlerine kandı. Herkes ateşi sevenlerin servetinin peşindeydi. Talicialılar, Hseth adına teknelerini yakıp silahlar yapmak, pirinci ısıtmak ve çınlaması falezden dağ sınırına dek duyulan büyük çanlar dövmek için ormanlarındaki ağaçları kestiler. Osidisen'in suları boşaltıldı ve toprağın üzerinden dumanlar yükseldi. Çok geçmeden daha başka, daha karanlık şiddet öyküleri şehirlerden köylere yayılır oldu: Ateş tanrısı adına kurbanlar veriliyor, avlara çıkılıyor ve istenmeyen kişiler temizleniyor, onu memnun etmek için düşmanlar ve köklü aileler ateşe veriliyordu. Bir gece, Mellsenro'nun parmaklarına mürekkeple isminin yazıldığı on ikinci yaş gününden sonraki gece, on bir yaşındaki Kissen tuhaf bir şekilde yoğun ve tatlı kokan bir dumanla uyandı. Duman boğazını yakıyordu. Kissen kendine geldi ve ağızlarına kumaşlar örtülü, yüzleri kömür tozuyla sıvanmış ve saçlarında küçük lambalar gibi parlayan çanlar olan adamlar tarafından taşındığını fark etti. Kissen'ın kolu bacağı kıpırdamıyordu ve göğsü, rüya âleminden çıkamamış gibi ağırdı. O tatlı dumanı tanımıştı: Bu, sless tohumlarının
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Onu çok acılar çekmiş, ender bulunur, harika bir insan olduğu için seviyorum.
Sayfa 580·Kitabı okuyor
Edebiyat
Reklam
Reklam