Bir kuple spoi içeriyor olabilir :)
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 226. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 15:55
Böyle Göçtü Zerdüşt kitabının yazarı Farhad Kishvery, Zerdüştlük inancı ve İran mitolojisi üzerine yazdığı tarihsel ve biyografik romanlarıyla tanınan bir yazardır. Günümüzden yaklaşık olarak 3500 ila 4000 (MÖ 2 bin yılı ortaları ile MÖ 6 yy arası) Zerdüşt tarafından kurulduğu bilinen Zerdüştlük dini ve Zerdüşt'ü yine o topraklarda doğmuş bir yazarın kaleminden okumak için Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabından önce bu kitaba başlamak istedim. Evet yazarın dili sade ve bu da kitabı okumayı kolaylaştırıyor ancak ya çeviriden ya da yazarın anlatım biçiminden bölüm geçişlerinde kopukluklar hissettim. Kitaba başlamadan önce mutlaka her kitabın arka kapağındaki yazıyı okurum. Böyle Göçtü Zerdüşt kitabının arka kapağının son kısmında da her ne kadar ülkesinde çok tartışılan bir kitap olduğu belirtilmişse de maalesef ben bu etkiyi alamadım. Zira kitaba başlarken ki beklentim felsefi diyaloglar, insanı düşünmeye ve sorgulamaya sevk edecek anlatımların olacağı düşüncesiydi fakat dümdüz, biyografi tadında anlatılmış bir kitap buldum karşımda :) Kitabın içeriğinden biraz bahsedecek olursam da; Zerdüştlük dini gelmeden önce bölgenin insanları "Zürvan'a (İran mitolojisinde dünya yaratılmadan önce var olan tek güç, Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta'da ise zaman olarak geçer) inanıyorlar ve Zürvan'ın önce dünyayı daha sonra da Ahuramazda (iyilik,ışık tanrısı) ve Ehrimeni (kötülük, karanlık tanrısı) ve en sonda da insanları, hayvanları, bitkileri yarattığına ve onlara doğum ve ölümü verdiğine inanıyorlar. Bir gün kutsal mabetlerinde Ehrimenin yaratmış olduğu kötü ve küçük varlıklar (şeytan,iblis) olan Divlere kurban edilecek olan ineğe işkence edilerek kanının akıtılması Zerdüşt için olayların başlangıcı oluyor (tapınağa girmiyor, ayinlere katılmıyor) çünkü hiçbir canlıya kurban adı altında eziyet edilmesini istemiyor bunun
1000Kitap
Böyle Göçtü ZerdüştFarhad Kishvery · Sonsuz Kitap Yayınları · 2009109 okunma
bedel ödeyen türk kelebekleri..
Puan vermedi·255 syf.··
2026 194. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 20:54
1914 yılında I. dünya savaşına dahil olan osmanlı devleti dört yıl sonra, 30 ekim 1918de, mondros ateşkes antlaşması ile farklı cephelerde aynı anda verdiği savaşı sonlandırır.. bu antlaşmadan iki hafta sonra, 13kasım 1918de, işgal kuvvetleri donanmaları istanbulun önemli stratejik ve askeri yerlerini kontrol altına almak üzere istanbula gelirler.. osmanlı devletinin I. dünya savaşına dahil olmasından beri kargaşanın, kaosun eksik olmadığı istanbulda artık kargaşa, kaos en üst seviyededir.. istanbulda hayat pahalılığı had safhaya ulaşmış, şehirde yaşayan bazı ermeniler, rumlar, yerli işbirlikçiler istanbul halkına her anlamda zulüm çektirmek için birbiriyle yarışır hale gelmiş, şehirde ikamet eden kadınların canı, namusu daha bir tehlikeye girmiş, işgal kuvvetlerinin şehirdeki varlığı asayişi sağlamak bir kenarda dursun işgal kuvvetlerinin şehir halkına yaptıkları asayişsizliği körüklemiştir.. işte genel olarak bu şartlar altında olan işgal istanbulunda bir polis vardır.. bu polis mehmet cemil efendiden başkası değildir.. kendisi, mehmet cemil efendi, biraz da babasının hatırı gözetilerek kayırılmış, bu şekilde polis olmuştur.. şöyle ki; makedonyanın manastır bölgesi türklerinden olan ve muhtemelen 19. yüzyılın sonlarında istanbula gelen lütfiye hanım, tahir efendinin çocuğu olarak dünyaya gelen mehmet cemil, ortaokulu bitirdikten sonra imalatı harbiye usta mektebine yazılır, iki yıl üst üste son sınıfta kalınca okuldan kaydı silinir.. yukarıda da kısaca anlattığım gibi o dönemin istanbulunda ekonomik olarak ayakta kalmak için geçer akçe devlet memuru olmaktır.. zira sırtını işgalcilere yaslayan mutlu azınlığın olduğu şehirde alnının akıyla ticaret yapmak ve para kazanmak çok çok zordur.. kaldı ki o dönemin istanbulunda yaşayanı bunu göze alsa bile ticarete
Şeytan Adası'nda Bir TürkCemil Eryürek · Ötüken Neşriyat · 202123 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·492 syf.··
2018 50. kitabı
·
277 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2018 00:00
Sovyet devriminin bürokratik yozlaşmasını ve 1930'lar Moskova'sının o tek tipleştirici atmosferini, Şeytan'ın şehre inmesiyle başlayan fantastik ve satirik bir kurguyla eleştiren devasa bir başyapıt. Bulgakov, resmi ideolojinin sığlaşan sanat anlayışını ve konformist aydın tipolojisini, kara mizahın ve büyülü gerçekçiliğin en keskin silahlarıyla lime lime eder. Sansürün ve korkunun insan ruhunda yarattığı tahribatı, Üstat'ın çaresizliği ve Margarita'nın cesareti üzerinden eşsiz bir edebi zarafetle anlatır. Devrimin bürokratik bir aygıta dönüşmesine karşı felsefi bir isyan bayrağı açan, sanatın ve hakikatin asla el konulamayacak özgürlüğünü savunan ölümsüz bir klasiktir.
1000Kitap
Üstat ile MargaritaMihail Bulgakov · Everest Yayınları · 201710,2bin okunma
bu kitabı şeytan mı yazdı
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 23:45
Bu kitap tam olarak “sessizce rahatsız eden” türden. Uketsu, alıştığımız korku ya da gizem anlatılarından farklı bir yol seçiyor: kelimelerden çok boşluklarla, çizimlerle ve okurun sezgileriyle konuşuyor. Kitapta karşımıza çıkan resimler ilk bakışta masum, hatta basit görünüyor. Ama biraz durup baktığında hani gözün bir noktaya takılır ya o anda bir şeyler yerinden oynamaya başlıyor. Yazar, resmi açıklamak yerine bizi onunla baş başa bırakıyor. Ve asıl gerilim de burada doğuyor. Buna rağmen kitap ilerledikçe tuhaf bir huzursuzluk hissi birikiyor. Sanki her sayfa “bir şey fark etmen gerekiyor ama ben söylemeyeceğim” diyor. Kitabın en güçlü yanı, korkuyu doğrudan vermemesi.
Tuhaf ResimlerUketsu · Domingo Yayınları · 20251,887 okunma
Mavi Kuş Kitap ve Kapak Değerlendirmesi
8/10
·206 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 00:00
Mavi Kuş, ilk sayfalardan itibaren hızlı akan bir hikâye vaadiyle değil, okuru bilinçli biçimde yavaşlatan bir anlatımla karşılar. Bu yavaşlık bir eksiklik değil; bilerek seçilmiş estetik bir tavırdır. Çünkü anlatılan şey bir macera değil, bir hayat hâlidir. Kasaba, insanlar ve gündelik ayrıntılar adım adım kurulur; okur bu dünyanın içine davet edilmez, adeta orada yaşamaya mecbur bırakılır. Kitabın en belirgin yönü, olaydan çok atmosfere yaslanmasıdır. Uzun betimlemeler, yan karakterler ve gündelik sahneler ilk anda “gereğinden fazla” gibi görünebilir. Ancak metin ilerledikçe bu ayrıntıların bilinçli biçimde yerleştirildiği anlaşılır. Kasabanın bu denli detaylı çizilmesi, insanların neden değişemediğini, neden oldukları yerde kaldıklarını açıklayan temel zemini oluşturur. Karakterler büyük çatışmaların insanları değildir. Hayatla kavga etmezler; daha çok ona katlanırlar. Bu durum, metnin geneline hâkim olan sessiz kabulleniş duygusunu doğurur. Acı vardır ama bağırmaz. Yoksulluk vardır ama dramatize edilmez. Umut vardır ama güçlü değildir. Bu sakin anlatım, okuru duygulandırmaktan çok düşünmeye yönlendirir. “Mavi kuş” simgesi tam da bu noktada anlam kazanır. Kuş, özgürlük ve umut çağrışımı yapmasına rağmen hikâyede ulaşılamayan bir ihtimal olarak durur. İnsanların hayalleri vardır; ancak bu hayaller hayatı dönüştürecek bir güce dönüşmez. Mavi kuş, yaşanılan hayatın üzerinde uçan fakat yere hiç inmeyen bir düşünce gibidir. Bu nedenle kitap, umut veren değil; umutla yetinmeyi anlatan bir metin hâline gelir. Dil son derece sade ama bilinçlidir. Gösterişli cümleler yoktur; buna karşın her cümle yerini ve işlevini bilir. Bu sadelik, anlatılan hayatlara uygundur. Çünkü süslü bir dil, bu insanların gerçekliğini bozardı. Mizah zaman zaman kendini gösterir; ancak kahkaha
1000Kitap
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
Şeytan Kalk Büyüğün Geldi
8/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 16:13
Andreyev’in şeytanı klasik demonik figürden ziyade canı sıkılmış, varoluşsal kriz yaşayan bir entelektüel. Cehennem tıkır tıkır işliyor ama tam da bu düzenin kendisi boğucu. Yardımcısı da onun cehenneme ait “resmi sesi” gibi; kuralları hatırlatan bir iç bürokrat. Şeytan dünyaya iniyor çünkü oyun arıyor. Eğlenmek, oyalanmak, kendini test etmek istiyor. İşin ironisi şu: kötülük yapmak için gelmiyor; kötülük zaten burada. İnsanlık öyle bir noktada ki şeytanın katkısına pek ihtiyaç yok. Onun planladığı kötülük bile anakronik kalıyor. “Vintage kötülük” diyebiliriz; zarafeti var fakat işlevi yok. Bana kalırsa en kritik kırılma Meryem figürü. Yüzeyde masumiyet, saflık, neredeyse ikonlaştırılmış bir temizlik var. Fakat işin iç kısmı bomboş ve soğuk. İyi gibi görünenin tehlikesi de burada: içeriksiz iyilik, ruhu olmayan bir erdem gösterisi. Şeytanın Meryem’e yönelişi romantik bir “kötülüğün iyiliğe aşkı” değil; daha çok o boşlukla çarpışmanın yarattığı trajikomik sarsıntı. Burada kadınların “aptallık maskesi” meselesi de devreye giriyor. Aptallık bazen naiflik değil, strateji. Bir rol, bir camouflage. Saf görünerek sorumluluktan sıyrılmak, gücü dolaylı yoldan ele geçirmek… Andreyev bunu özellikle burjuva kadın tipinde görünür kılıyor. Görünüş etiketi ile hakikatin arasındaki mesafe rahatsız edici derecede geniş. Şeytanın finalde yenilgisi oldukça elegan bir trajedi. Oyun oynamaya geliyor ama board çoktan kurulmuş, hamleler yapılmış, partiya bitmiş. İnsanlar zaten şeytanlaşmış. Hatta daha incelikli ve sistematik bir biçimde. Şeytan gecikmiş figür haline geliyor: modası geçmiş kötülük. Bana kalırsa romanın en keskin cümlesi şuna indirgenebilir: kötülük dışarıdan ithal değil, yerli üretim. Günümüz dünyasında da bu daha görünür: kötülük sıradan, rutin, otomatik. Öyle ki
Şeytan'ın GünlüğüLeonid Andreyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,831 okunma