Para para para...
Nihat birdenbire canlanmış gibi: - Enteresan şey... dedi. Umumiyette para enteresan bir şeydir zaten. Çok kere cebimden bir lira alır önüme koyarak onu saatlerce seyrederim. Hiçbir fevkaladeliği yok. Bir takım hünerli çizgiler tıpkı mekteplerdeki resmi hatti¹ vazifeleri gibi. Belki biraz daha ince ve karışık... Sonra bir resim. Birkaç satır muhtasar yazı ve bir iki imza... Üzerine biraz fazla eğilince insanın burnunu ağır bir yağ ve kir kokusu da vurur. Fakat ne muazzam şeydir bu kirli kağıt azizim, bir düşün!
Sayfa 4 - ¹ yalnızca çizgilerle yapılan resim. Darûlfununda bir ders·Kitabı okuyor
Diyalog
İsmet ile aramda bariz bir klasman farkı vardı. O Almanya'dan gelen afili çikolataydı, bense mahalle arasında, Kartal araba arkasında kilo ile satılan ucuz bisküviydim. O Galatasaray'ın resmi takım formasıydı, ben okulun naylon eşofman takımıydım. O atari salonundaki büyük atari makinesiydi, ben televizyona bağlanan ve içinde 9.999.999 oyun olduğu iddia edilen, ama taş çatlasa 20 oyunlu karakutuydum. O Tsubasa ise, ben onun tüm gücüyle vurduğu kaleciye doğru karpuz şeklini alarak giden futbol topu bile değildim. Eğriye eğri, doğruya doğru; İsmet Şeytan Rıdvan'dı, bense topu üç kez sektirmekten aciz halı saha kalecisi...
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Para enteresan bir şeydir zaten. Çok kere cebimden bir lira alır, önüme koyarak onu saatlerce seyrederim. Hiçbir fevkaladeliği yok. Birtakım hünerli çizgiler, tıpkı mekteplerdeki resmi hattî vazifeleri gibi. Belki biraz daha ince ve karışık... Sonra bir resim. Birkaç satır muhtasar yazı ve bir iki imza... Üzerine biraz fazla eğilince insanın burnuna ağır bir yağ ve kir kokusu da vurur. Fakat ne muazzam şeydir bu kirli kâğıt azizim, bir düşün!
Alıntı
Yerdeki ezilmiş çimen­ ler Şeytan'ın oturduğu yeri gösteriyordu, Şeytan'ın elinde tuttuğu çançiçeği de şuradaydı işte. Üstüne uzanılmış çi­menlerde her zaman resmi tatilleri anımsatan bir görünüş olurdu ve Şeytan'ın yatağı bile bundan muaf değildi. Sanki çimenler Şeytan'la işbirliği içindeydi, Şeytan'ın her gün kar­şılaşılan sıradan bir şey gibi görünme oyununa itaatkar bir şekilde katılıyorlardı. Bir tek çimen bile kavrulmamıştı, bir tek yonca yaprağı bile tahrip olmamıştı ve çançiçekleri ta­ bii bir şekilde solmaktaydı ama orada oturan kişi Şeytan'dı; bütün kötülüklerin yaratıcısı, düşünceleri karanlık olan ve kökleri derine inen. Şeytan için aşırı kötücül olan hiçbir eylem yoktu. Hiçbir vasıta onun için ehemmiyetsiz değildi. Şeytan yaramazlık yapmak için bir süt sürahisinin içine gi­rebilirdi, sonra doğal davranışın ve kişisel tatminin getirdiği haysiyetle, vakur ve esrarlı bir şekilde dışarı çıkardı. Ebedi şekilde çiçeklenen bir kudrete ve bölünmemiş iradeye sahip bir karakter olmak, Şeytan'ın cazibesini ve haşmetini inşa etmek için yeterliydi. Bu kişiliği büyütmek için bir dehşet pelerinine ihtiyaç yoktu ve Şeytan'ın kurgulama ya da me­ tafizik gibi konularda muktedir olduğunu farz etmek, ona otlardan yapılmış bir taç takmaya benzerdi.
Sayfa 208 - Mona 2017
Edebiyat & Roman
Hepsini yırtıp atıyorum... Yalnız şu küçük vesika resmi bende kalsın... Bu kadar bir zaaf da çok görülmez...
Sayfa 260 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ancak onlardan yalnızca Essenilerin kendisine verebileceği bir şeyi aldı: Peygamberlerin ezoterik geleneği ve onun aracılığıyla kendi tarihsel ve dini konumu. Resmi Yahudi doktrini ile dinlerin gerçek anası olan ve Şeytan tarafından zulme uğrayan inisiyelerin kadim bilgeliğinden ayıran uçurumu anladı; yani kötülüğün ruhuyla mutlak siyasi güç ve rahiplik sahtekârlığı ile birleşen bencillik, nefret ve olumsuzlama ruhunu. Elohim'in günlerini, yani elementlerin yayılması ve âlemlerin oluşumu yoluyla sonsuz yaratılışını, yüzen ruhların kökenini ve ilerici varoluşlar veya Adem nesilleri aracılığıyla Tanrı'ya dönüşlerini gördü. Tek Tanrı'ya ibadeti yaratarak ve bu fikri bir kavime tecessüm ettirerek milletlerin dini eğitimini hazırlamak isteyen Musa'nın düşüncesinin büyüklüğü karşısında hayrete düştü.
Sayfa 442