Yanılgı: 1920'li yılların Fransası'nda geçer. Savaşın yıkımını yaşamış, duygusal olarak örselenmiş genç bir asker olan Yves ile başarılı bir iş adamıyla evli, burjuva ve romantik bir kadın olan Denise arasındaki yasak aşkı ve ikilinin iki ayrı uçurumdaki dünyalarını konu alır. Arada durup "Ne okuyorum şuan," olduğum bir kitaptı.
Üç Kız Kardeş: Taşrada sıkışıp kalmış, sürekli "Ah bir Moskova'ya gitsek her şey düzelecek" diye hayal kuran ama eyleme geçemeyen üç kız kardeşin iç çekişi. Tamam, biraz garip oldu ama böyleydi dmmdmdm.
Vişne Bahçesi: Değişen dünyaya ayak uyduramayıp geçmişin konforuna tutunan ve göz göre göre ellerindeki en değerli şeyi kaybeden bir ailenin buruk hüznü. Bu kitabı okurken bir vişne bahçesine sahip oldum ve onu sattılar.
Troyalı Kadınlar: Savaşın arkasındaki büyük yıkımı, en büyük faturayı ödeyen Troyalı kadınları anlatan antik bir çığlık. Troyalı kadınların Akhalı komutanlara satılmasından tutun, Hekabe'nin yasına kadar kadınları okumak çok güzel ve iç parçalayıcıydı. Kassandra'yı gönderiyor mesela akıbetini bilmeden..
Kadınlar Ülkesi: Erkeklerin olmadığı, barış ve şefkat dolu bir dünyaya kazara düşen üç erkeğin şaşkınlığı, biraz da aptallığı. Beni bu kitaba fırlatın. Her anında şok oldum, annelik onlar için farklı bir boyut. Van'ın tespitlerine bittim, şakasız her sayfanın altı çizili. Terry'nin son ana kadar bir erkeğe rastlama umudu dmdmdm.
Martin Eden: Ruth adında bir kadına aşık olup ona layık olabilmek için çalışan ve yeni keşfettiği tutkularının peşinden tökezleye tökezleyede olsa gitmeye çalışan Martın'in hikayesi. Ya aklım almıyor, sen sevdiğin kadına ve burjuvaziye yaranmak için yapmıyorsun bunu, ona layık olabilmek için yapıyorsun. Ama o kıymet bilmez nankör bencil Ruth için değmedi, olan ona oldu.
Dört Oyun: __İçinde
Dirilerek başınıza geçse de Sezar
Yine olur Anadolu size bir mezar.
Belki fazla bel bağladın şimal komşuna,
Biz güleriz Cermenliğin kuduruşuna,
Tanıyoruz Atilla’dan beri Cermeni,
Farklı mıdır Prusyalı yahut Ermeni?
Senin dostun Cermanyaya biz Nemse deriz,
Bir gün yine Beç önünde düğün ederiz.
Söyle, kara gömlekliler etmesin keder;
Ölüm-dirim savaş bir gün mukadder!
Gerçi bugün eskisinden daha çok diksin;
Fakat yine biz Osmanlı, sen Venediksin!
Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir,
Hayal bütün insanlarda olan bir haldir.
Bu hayaller zamanları hızla aşmalı,
Gök Türklerle Romalılar karşılaşmalı!
Hüseyin Nihâl Atsız
Ben kimdim? Kim olmak istiyordum?İstediğim kişi olabilirdim. Bu lükse sahiptim. Kimse artık bana karışamıyordu.Zaten delilerin özgürlüğünü başka kimse tadamazdı. Ben deliydim, ben hem herkestim hem de hiç.Sezar olmak yerine kendim de olurdum kimi zaman. Tanıdığım biri olmak dışında içimden çıkacak olan sürpriz kişiliklere de hazırdım.Her günün tadını çıkarmak için olduğum gibi olmak, içimden geldiği gibi davranmak, hiçbir kısıtlamaya tabi olmamak hürriyetin anahtarıydı. Kuşlardan daha hürdüm. Kuşların özgür olduğunu düşünenler vardı.Onlara sormak isterdim.Kanat çırpmak çırpınmak değil miydi? Özgür olan biri hiç çırpınır mıydı? Ben çırpınmadan yırtınmadan sakin bir şekilde ben oluyordum. Böylece kimsenin ayağına basmadan geçip gidiyordu günler. Hareket ve eğlence doluydu.Gülmekten kırılırdık. Ne yapacağımı, bir sonraki söz vedüşüncelerimin ne olacağını kendim bilekestiremezdim. Akışta gülmekten başka yapacak bir şey bulamazdım. Korkumu yenmiştim.İstediğim zaman istediğim kişi olmakve bundan haz almakhürriyetin doruğunu yaşamaktı benim için..Benden Bana Ne