Yapmak ve elinizi taşın altına koymak, düzenler bulmanıza ve gözlem ya da çalışma yoluyla asla bulamayacağınız bağlantılar kurmanıza olanak sağlar. Hatta doğrudan tecrübe etmediğiniz bir şeyde asla uzmanlaşamayacağınızı söyleyecek kadar ileri gitmemiz de mümkündür. ... Araştırma ile elde edilen bilgi, onu destekleyecek deneyim olmadan, tek başına bir işe yaramaz. Ancak siz araştırma ve deneyimi birleştirdiğinizde gerçekte asıl hedef olan sezgi ve yargı yetilerini kazanmış olursunuz.
Bazı sezişler
Her şey çözümleninceye kadar kendimi bölünmüş gibi hissetmeye devam edeceğim. Bu zaten yeterince kötü ve temeldeki çatlak da genişlemeye başlıyor. Seziyorum...
Sayfa 87·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
O soğuk his, beyninden önce kalbine ulaşıyor, bir mengene gibi sıkıştırıyor. İşte o an anlıyor ki, kalp her şeyi beyinden önce seziyor. Kalp, sadece kan pompalayan bir kas değil; Eski Mısırlılar haklıydı; o, ruhun bir parçası, korkunun ilk başladığı yer. Kötü bir şey olacağı hissi düşünceden önce geliyor; beyin korkuyu kelimelere dökmeden kalp çoktan etkilenmeye başlamış.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Alıntı
Doğal olarak konuyu önce düşünmem lazım, yirmi yıldan beri neredeyse sürekli köyde yaşıyo­rum, haliyle bu konulardaki sezgi gücü de zayıflıyor.... Köyde bütün bunlardan uzak yaşıyorum, biliyorsun. Bunu da insan ancak böylesi durumlarda farkediyor.
Alıntı
“Her kalp, kendi yükünü taşır.”
Bergson daha sonra, bizi burada ilgilendiren ve ilerleme olarak gördüğü, iki öneride bulunmuştu. Birisi onun sezgi nosyonuydu. Ona göre merkezde olan müdrikenin etrafında bir sezgi “çeperi" vardır. Sezgi, müdrike tarafından “yakalanamayan” bilgi formlarını elde eder; öyle ki, o analiz olmaksızın, hatta bildiğimiz şeyi ifade edebilmeksizin de bilmenin bir formudur. (Bertrand Russell bunu “mistik” bulup önemsememiştir.) Sezgi, kendini yaşamın akışına bırakır ve deneyimi “kristalize olmadan” kavrar. Bergson, aslında iki benliğin var olduğunu düşünüyordu –mantıksal benlik ve sezgisel benlik. Şair, sezgisel benliğin klasik örneği iken metafor da sezgisel bilginin klasik formuydu, metafor, “daha önce adlandırmadığımız bir gerçeklik özelliği için yeni bir addır.”Sanatçı, sanatçı olmak için “düzyazıdan arınmış" olmalıdır; şiir de her şeyden önce dünyayı “onaylamanın grameridir." Bergson'un sezgi kavramı, Freud'un, kısaca ele alacağımız, bilinçdışı hakkındaki düşünceleri ile örtüşen bir kavram olarak görülmüştür.”
Sayfa 81·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce