Carmilla sf 28
Fakat tüm hayatlarda tutkularımızın en coşkulu ve en dehşetli biçimde uyandığın, güçlü duygularla yaşanan öyle sahneler var ki, bunlar diğer tüm sahnelerden daha belirsiz, daha bulanık anımsanıyor zannederim.
Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Dolaylı Kapitalist Marx'ın Komünist Düşüncesinin İflası
FAŞİZMİN ÇALIŞMA SİSTEMİ İşgünü nedir? Sermaye bir günlük değerini satın aldığı emek gücünü ne kadarlık bir süreyle kullanma hakkına sahiptir? Gün bu gücün yeniden üretimi için gerekli işin ötesinde hangi noktaya değin uzatılabilir? Bütün bu sorulara görülebildiği gibi sermaye şu yanıtı verir: İşgünü, emek gücünün işine yeniden başlaması için kesinlikle gerekli birkaç dinlenme saati çıktıktan sonra, 24 tam saatin geri kalan bölümünü kapsar. Emekçinin yaşamı boyunca emek gücünden başka bir şey olmadığı ve dolayısıyla kullanılabilir bütün zamanının da hukukça ve doğal olarak sermayenin ve sermayeleştirmenin malı olduğu kendiliğinden anlaşılır. Eğitim için, entelektüel gelişme için, beden ve kafa güçlerini özgürce kullanmak için, hatta (ve hem de pazar gününü kutsallaştıranların ülkelerinde) pazar günü için bile zaman ayrılması, saçmalığın ta kendisidir. Ama gözü bağlı ve ölçüsüz tutkusuyla, ek emek oburluğuyla sermaye, işgününün yalnız moral sınırlarını değil, en üst fizyolojik sınırını da aşar. Sağlıklı gövdenin büyüme, gelişme ve bakımının gerektirdiği zamana zorbaca el koyar. Açık havayı solumak ve güneş ışığından yararlanmak için kullanılacak zamanı çalar. Yemek zamanını pintice kısar ve yapabildiği her zaman onu da üretim sürecine katar. Öyle ki, basit bir alet durumuna düşürülen emekçiye, buhar kazanına kömür, makineye yağ verildiği gibi yemek verilir. Yaşam gücünü yenileyip tazelemeye yönelik uyku zamanını, tükenmiş bedenin yeniden çalışabilir bir duruma gelmesi için kaçınılmaz birkaç ağır uyuşukluk saatine indirger. İşgününün sınırlandırılması için emek gücünün normal bakımının ölçü hizmetini görmesi şöyle dursun, tersine işçinin soluk alma zamanının ölçüsünü, ne denli zorlu ve ne denli güç olursa olsun, günde en çok ne kadar çalışabileceği belirler. Sermaye,
Hayata Dair
Reklam
Berger
1.ALINTI *İçinde milyonlarca yüreğin attığı şu kocaman kentte tek başınaydı ve şakır şakır yağan hain yağmurdan başka ona kulak veren ya da bakan yoktu.(SF.4) 2.ALINTI *İçimdeki her şeyin ısrarla evimi istediğini hiç bilmezdim, ama , şimdi yazarken bütün özlemim uyanıyor. *Ve bildiğim bir şey var: Eve dönmeliyim.(Sf.44) 3.ALINTI *Eğer biri acı çekecekse, bu kişi yalnızca kendi olmalıydı.(Sf.46) 4.ALINTI *Hastalara içeri girmeleri için işaret verilince Berger irkilmişti. Onlardan biriymiş gibi oturmuyor muydu orada, onların hepsinden daha hasta ve ölüme daha yakın değil miydi belki de ? Tuhaftı, böylece oturmaktan ve zamanın akıp gittiğini görmekten başka arzuladığı bir şey yoktu.(Sf.48) 5.ALINTI *Gecenin bir saatinde, umulmadık bir anda yaşamının yitirdiği anlamını ve hedefini bulmuştu sanki.( Sf. 51) • • • ;))))
Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Sf. 222 "Üç tane sert, parlak taş, bana en yüksek makam tarafından fırlatılmış ve o makam üzerinde babamın bile bir etkisi yok; her taşın hangi mesajı ilettiğini yalnızca ben biliyorum. Kırmızımsı renkte, içinde sürekli genç şimşeklerin çaktığı, hücreye gökten düşmüş olan taş, şöyle diyor: Hayret ederek yaşamak. İçinde tüm mavilerin çakıp söndüğü ikinci mavi taşın mesajı: Hayret ederek yazmak. Ve ben bu arada elimde üçüncü taşı, beyaz ve parlak olan üçüncü taşı tutuyorum, o taşın buraya düşmesini kimse, dahası babam bile engelleyemedi, ama hücrenin içi o denli kararıyor ki, üçüncü taşın mesajı dile gelemiyor. Taş artık görünmüyor. Son mesajı kurtuluşumdan sonra öğreneceğim." (2001, 2010 Karataş)
Sayfa 438
Alıntı
Sf. 215 "...hem çevremde, hem de çevremin uzağında herkesin beklediğini gördüm, başkaca bir şey yapmıyorlar, özel bir çaba harcamıyorlar, birbirlerinin eline uyku haplarını, tıraş bıçaklarını tutuşturuyorlar, insanın ne yaptığının bilincinde olmaksızın kayalıklarda gezintiye çıkmasını, hareket halindeki bir trende sarhoşken kapıyı açmasını, ya da bir hastalığın başlamasını sağlıyorlar. Yeterince uzun bir süre beklendikten sonra, bir çöküş geliyor, uzun ya da kısa süren bir son geliyor. Kimileri buna karşın hayatta kalabiliyor, ama yalnızca kalabiliyor."
Sayfa 429
Alıntı
Sf. 205 "Vahşetle şehvetin birbirine ne denli yakın olduğunu biliyor." Sf. 208 "Ben, babamın yuvarladığı çığın altında kaldım." Sf. 209 "Yaşayacak bir Niçin'i bulunan, hemen tüm nasıllara dayanabilir." Sf. 212 "Babamın çılgınlığı yüzünden yandım ve öldüm."
Sayfa 426 - Malina kitabından
Alıntı
Reklam
Reklam