Puan vermedi·207 syf.·
2026 10. kitabı
Sevmek Mübalağa Sanatıdır abartın deyimi ile Ahmed Arif'in bu kitapta çıtayı ne kadar zirveye taşındığına şahit oldum Ahmed Arif hayatı boyunca bır tek kadını sevmiş ve Kıtap Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e olan sevdasını kaleme alıyor ona yazdıgı mektuplara yer veriyor Ama bu mektuplara cevap olarak leyla Erbil'ın yazdığı mektuplara yer verilmemiş kitapta Ahmed Arif leylâ Erbil evli olmasına rağmen ona olan aşkından vazgeçmiyor Leyla Erbil bu diyaloğu dostluk çizgisinde tutmaya çalışsa da Ahmed Arif tüm yoğunluğu ile içindeki bu sevdayı dıle getırmekten gerı durmuyor. Aslında Ahmed Arif'in sevdasını kaleme alırken şiire dökerken bır yandan da yaşadığı maddı ve manevi zorluklardan bahsediyor Leyla Hanıma sürgün yıllarını üzerinde ki siyasî baskıyı yoksulluğu anlatıyor. O zamanın şartları ile edebiyatı kaleme alır ve toplumun edebiyata olan bakış açısına isyan eder "Bu memlekette, edebiyat adıyla yenen b*kların, işlenen fikir cinayetlerinin hesabını mutlaka sorucaz. Sormak, sormağa yeti kazanmak için de yazmak gerek." Aslında sevdası ile birlikte yürütmüştür yaşam mücadelesini davasını ve bunu tüm içtenliği ile Leyla hanıma aktarmıştır tüm duygularını filtresiz kaleme almıştır. Umudunu dâimâ diri tutan eşsiz bir şairdir Mektuplarında Leyla Erbil'e yazdığı Şu kısımın içtenliği beni mest etti doğrusu Canım Benim, Bilir misin, "canım" dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep. Sevgi, ancak bu kadar güzel kaleme alınabilirdi Mektupları ve şiirleri ile büyülendiğim bir kitaptı son cümleyi de yine bir şiiri ile bitirmek istiyorum Gör, nasıl yeniden yaratılırım, Namuslu, genç ellerinle. Kızlarım, Oğullarım var gelecekte, Herbiri vazgeçilmez cihan parçası. Kaç bin yıllık hasretimin koncası, Gözlerinden,
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 11:24
Konusu: Çok düşük bir IQ ile doğan Charlie, bilim adamlarının, zeka seviyesini artıracak deneysel ameliyatı gerçekleştirmeleri için kusursuz bir adaydır. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde test edilmiş ve büyük bir başarı elde edilmiştir. Bu deney, son derece önemli bir buluş olarak görülüyordu, ta ki Algernon'da ani bir gerileme baş gösterene kadar... Acaba Charlie'de de aynı gerileme olacak mıydı? İnceleme: Charlie’nin kendi yazdığı “ilerleme raporları” ile başlayan hikaye ilk sayfalarda insanın yüreğine dokunmayı başarıyor. Onun zeka gelişimiyle birlikte geçmişini, sevinçlerini, korkularını ve hüzünlerini yazdığı raporlardan öğreniyoruz ve tüm duygularını fazlasıyla hissedebiliyoruz. Charlie’nin gelişimine şahit olmak benim için hem keyifli hem de hüzünlü bir yolculuktu. Kitabın etkileyici olduğunu biliyordum, beklentim çok yüksek başlamıştım ve gerçekten de beklentimi karşıladı. Kitapla ilgili söylemek istediğim şeyler var ama spoiler olacağı için söyleyemiyorum. Baştan sona etkileyici ve iz bırakan bir kitaptı. Kitabı kesinlikle sizlere de tavsiye ediyorum ve keyifli okumalar diliyorum.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir roman sizi fiziksel olarak hasta edebilir mi?
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 01:04
Öncelikle şunu söylemeliyim: Bu eser, alışılageldik roman kalıplarına girmiyor. Çok parçalı, hem zamanda hem mekânda gelgitlerle dolu, yarı otobiyografik bir yapısı var. Yazar kimi zaman geçmişe gidiyor kimi zaman geleceğe; kimi zaman kendi bedeninde, kimi zaman bir arkadaşının, bir hayvanın, hatta bir böceğin içinde... Derken tüm bu zamanlarda ve zihinlerde kayboluyorsunuz. Geri dönüp "Neredeyim ben, kimim şimdi?" dediğim çok olmuştur. İlk bölümlerde Minotor'u merkeze alan mitolojiden örnekler var ki konuya hâkim değilseniz bu da odaklanmayı güçleştiriyor. Biraz araştırabilirsiniz ancak buna fazla takılmayın derim. Çünkü bir süre sonra yazarın tarzına alışıyorsunuz ve o an bir şeyi kabul ediyorsunuz: Romanda sürekli kaybolmak, bir eksiklik değil, bizzat yazarın tercihi. Gospodinov size bir şeyler öğretmek istememiş, empati yoluyla hüznü hissettirmeyi amaçlamış. Ve açık söyleyeyim kitabın ortalarından itibaren o his gerçekten yüreğinize yerleşiyor; sonrasındaki her sayfada biraz daha yoğunlaşıyor. Hele ki benim gibi ellili yaşların başındaysanız hüznü fiziksel olarak da hissetmeye başlıyorsunuz. Sanki melankolik bir el kalbinize uzanıp içeriyi usulca okşuyor. Bazen gözleriniz doluyor, bazen içiniz burkuluyor, iyice küçülüyorsunuz. Sonda kuantum fiziğine yapılan göndermeler -kavranması zor da olsa- hüznün mekanik bir karşılığı olduğuna işaret ediyor. Ama şu kısım çok önemli: Bu duyguların sebebi yazarın anlattıkları değil. Zaten her şey kopuk, dağınık, uçuşuyor. Asıl etki, yazarın yorgunluğunu -belki de vazgeçmişliğini- müthiş bir yoğunlukta hissediyor olmanızdan geliyor. Gospodinov sanki dünyadaki yolculuğunu tamamlamış, artık veda zamanı gelmiş de köşesine çekilmiş; kendi tükenişini izlemeye başlamış gibi. Üstelik kitap boyunca öğrettiği o beden yolculuklarıyla
Hüznün FiziğiGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 20171,481 okunma
Katil, Şehit, Kraliçe, Deli
9/10
·542 syf.··
2026 22. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 18:39
KEŞKE HİÇ OKUMASAYDIM!! tamam bu biraz abartı oldu ama kötü anlamda demiyorum, Kalpsiz'i keşke hiç okumasaydım çünkü o zaman hayatıma daha az hasarla devam edebilirdim (⁠╥⁠﹏⁠╥⁠) Marissa Meyer'ın yazımına duyduğum güven ve ilgi çekici konusuyla bu kitap için beklentim yüksekti ve bu beklentimi de karşıladı. Konusu ise Harikalar Diyarı'nın acımasız Kupa Kraliçesi'nin geçmişini ve onu kötülüğe iten olayları ele alıyor. Öncelikle kitabı kesinlikle öneriyorum!! ve okumak isteyenlere birkaç öneri daha eklemek istiyorum: -Okumadan önce Alice Harikalar Diyarında'yı mutlaka okuyun, okuduysanız da bence reread yapın (göndermeleri daha iyi anlarsınız ve inanın bu çok keyifli) -Okurken Melanie Martinez dinlemenizi öneriyorum (özellikle Cry Baby albümünü) atmosfer olarak çok uyumlular bence Her neyse gelelim yorumuma Ben kitabı kurgusal açıdan çok sevdim, Catherine ve Jest yavrularım... siz kavuşmayı hak ediyordunuz, benim için kafamda evli mutlu çocuklu ve pastane sahibisiniz ૮꒰˶ᵔ ᵕ ᵔ˶꒱ა Favori karakterim Hapkacı oldu. (Jest'i ana karakter olarak sayıyorum yoksa o da favorim) Hapkacı sivri dilliydi ama kesinlikle haksız değildi. Cath ve Jest üzerine söylediği birçok şeye katılıyorum, bu umutsuz aşk vakasında kimin haklı olduğu kısmı biraz karışık... Ayrıca Alice Harikalar Diyarında gördüğümüz deli adamın bu kitapta delirmemek için çabalaması kalbimi paramparça etti (˚ ˃̣̣̥⌓˂̣̣̥ ) Cath ile son sahnesindeki sözlerine ağladım bile... (seniseviyorumhapkacı) Gelelim Cath ve Jest'e... çok kalp kırıcı, yaralayıcı ve tutkulu bir aşktı. Kavuşabilmek için her yolu denediler, fakat zaten Cath'in kupa kraliçesi olacağını bilerek okumak tüm çabaların başarısız olacağını hatırlatıyordu. Sanırım ben bu çift arasında Jest'i daha çok haklı buluyorum. (onunda amacını öğrenince şok oldum ama sana kızmıyorum Jestcim)
1000Kitap
KalpsizMarissa Meyer · Artemis Yayınları · 20171,495 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2026 15. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 02:03
Daha ilk sayfadan sizi içine alan kitaplar vardır ya, Şehit!’te öyle oldu benim için. Sayfalar akıp gitti ve ben çok güzel bir hikayenin tanığı oldum. İnsanın anlam arayışı ölüm söz konusu oluncada beliriveriyor, yaşamının olduğu kadar ölümününde bir anlamı olsun istiyor insan. Aslına bakarsanız ölüm de yaşamın bir parçası. Genel olarak bu iki kelimeye birbirlerinden ayrıymış gibi baksakta yaşam, ölümü kapsayan bir şey. İran asıllı Amerikalı yazar Kaveh Akbar’da bu kitabıyla insanın anlam arayışına ölüm üzerinden bakıyor. Ölümü sanat ile ilişkilendirerek, anlamlı olanın ve kalıcı olanın sanat olduğunu vurguluyor. Kitabı bu kadar sevmemin nedeni de bu aslında. Bu anlamı şahsi hayatımda, sanata dair yaptığım her şeyde tecrübe ediyorum ve bende, yazarla aynı yerden bakıyorum olaya. Sanatın mucizevi yönü beni tekrar ve tekrar mest ediyor! Öte yandan, kurgu katman katman açıldıkça, baş karakter Cyrus’a ve annesine dair okuduğumuz detaylarda şunu da görüyoruz; sanatın, insanlar yaşarken onlara tutunacak bir dal olmasını görüyoruz. İnsanın anlam arayışının yegane bir parçası olduğunu görüyoruz. Neresinden bakarsak bakalım mucizevi bir şey! Ayrıca kitabın dili de oldukça keyifli ve akıcıydı. Kitabın dili, aslında şair olan yazarın şair kimliğinden besleniyor ve ortaya sürükleyici ve bir o kadar da etkileciyi bir dil çıkıyor. Kitabın her bölümünde baş karakter Cyrus’un anlamlı ölebilmek üzerine, şehit olmak üzerine kaleme almak istediği ve adını “Şehitler Kitabı” koyduğu eserinden bazı kesitler de okuyoruz ayrıca. İnception misali “kitap içinde kitap” yani. Hatta kurgu öyle bir yere gidiyor ki, kitabın bir bölümünde, İran şiirinin, divan edebiyatının köklerinden biri olan Firdevsi ile ilgili bir hikaye de okuyoruz. Edebiyata nasıl doyduğumuzu varın siz düşünün! Son olarak,
Edebiyat
Şehit!Kaveh Akbar · Holden Kitap · 0350 okunma
10/10
·444 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 00:00
İsmi bile bir roman gibi olan, kendi rızamla okumadığım için söve söve başladığım fakat daha ilk sayfasından beni mest eden, okuduğum en etkileyici ve en nefis romanlardan biri Gün Olur Asra Bedel. Issız bir bozkırın ortasındaki bir tren istasyonunda başlayıp, galaksiler arası kozmik düzleme kadar uzanan bir hikâyesi var. İnsan, zihninde canlandırmakta zorlanıyor ama Aytmatov bunu öyle nefis kurgulamış ki, okurken ufacık bir pürüz hissedilmiyor. Özünde insanın “insan kalabilme” mücadelesini anlatırken, bize modernleşme(!) ile birlikte geçmişini ve kimliğini unutan modern mankurtlardan bahsederek sosyal eleştiriler sunuyor. Hafızamızı ve bizi biz yapan değerleri yitirirsek, modern dünyada ne kadar gelişirsek gelişelim bir mankurttan farkımız kalmaz, diyor. Bir yandan kozmik seyehatlerin yapıldığı, yeni gezegenlerin ve orada yaşayan canlıların keşfedildiği dünyada, diğer yanda insanların kendi tarihi simgelerini korumaması, örneğin Sarı Özek’lilerin Ana Beyit mezarlığına sahip çıkamaması ile birlikte köklerinden kopup mankurtlaşmalarını anlatıyor. Bir yandan da insanlığın, kendisinden daha gelişmiş ve güçlü olanla iletişime geçmek yerine, kendi türünü yönetmeye ve izole etmeye devam etmek istediği bir kurgu ile bize totaliter sistemlerin insanları nasıl izole ederek yönettiği gösteriyor. Ruhsuzlaşan tüm bu düzen karşısında ise kitabın ana karakteri olan Yedigey, insanlığın son kalesiymiş gibi dimdik duruyor. Bir yandan kaybettiği dostu Kazangap’ı layıkıyla defnetmeye çalışırken, öte yandan kendi değerlerini, inancını, köklerini, geçmişini, insanlığını korumak için mücadele ediyor. Ve bu esnada bize yaşamındaki bazı kırılma noktalarını anlatarak, içindeki acılara da şahit ediyor. Kitabın sonlarında gökyüzünde beyaz bir kuş uçuyor ve modernleşirken mankurtlaşmış olan tüm
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202156bin okunma