"Diş fırçası ve yiyecek bir şey almak için süpermarkete girdim. Raflar arasında dolaşarak atıştırmalıklar arıyorum. "İri poğaça" diyebileceğim, sarımtırak bir şey gördüm ve fiyatını da takdir edip satın aldım. Üzerinde ıvır zıvır olduğunu tahmin ettiğim karınca duası gibi yazılar var ama hem vakit kaybetmek istemiyorum hem de tam olarak anlamıyorum. Sokaklar arasında dolaşıp elimdeki küçük sözlükle haşır neşir olurken bir yandan da o berbat şeyi yemeye çalıştım. Fakat böyle anlarda, demek ki bunu yiyor adamlar bir nevi ön kabul oluyor insana ister istemez. "Tadı kötü fakat sağlıklı bir şeye benziyor" filan diye ikna ediyorum kendimi.
Yaklaşık 9-10 ay sonra, artık gurbet ellerin kurdu olmuşken, girdiğim bir markette aynı gıda maddesini görüp zamanında gereksiz bulduğum satırları okudum. Aşağılarda bir yerde "Şu kadar derecede 20 dakika pişirin" gibi bir uyarı vardı! Anlayacağınız adamlar bunu yemiyor imiş, ben çiğ çiğ yemişim. Cehaletin gözü kör olsun!
"Yabancı biri söz konusu olunca yollarınızın ayrılmasıyla beraber her şey yitip unutulsa da, kan bağıyla bağlı olduğunuz kişilerin güzel, özlenilen tarafları daha çok hatırlanıyor."