8/10
·398 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:41
Boethius (475-526), Romalı bir filozof, devlet adamı ve de matematikçidir. Kendisi, Roma'nın en köklü ailelerinden birine mensuptur; küçük yaşta yetim kalınca, devrin mühim aristokratı Symmachus tarafından evlat edinilmiş ve iyi bir eğitim alması sağlanmıştır. Boethius, devletin yüksek kademelerinde vazife yaptığı sırada, siyasî rakiplerinin iftiraları neticesinde vatan hainliği ve büyücülükle itham edilmiş ve muhakeme dahi edilmeden zindana atılmıştır. Yaklaşık iki sene zindanda tutulan Boethius, 526 senesinde işkence görerek -alnına geçirilen bir sicim gözleri yuvasından fırlayana kadar gerilmiş ve o haldeyken kalın bir sopayla ölünceye kadar dövülerek- idam edilmiştir. Felsefenin Tesellisi (Philosophiae Consolatio), işte bu hapis günlerinde kaleme alınmış bir eserdir. Yani Boethius, bu eseri idamını beklerken yazmıştır. O sebeple eserin duygu yüklü bir samimiyet içerisinde yazılmış olduğunu söyleyebiliriz. Metin beş bölümden meydana geliyor. Kendisi hücresindeyken "felsefeyi" temsil eden bir bilge kadın yanına gelir ve aralarında diyaloglar başlar. Bu diyalogların ana mevzusu hayat, inanç ve Tanrı'dır. Metin boyunca inanç ve akıl bir uyum içerisindedir. Dünyevi zenginliklerin, makamın ve şöhretin geçiciliği, kaderin rolü ve asıl mutluluğa ancak fazilet ve Tanrı'ya yönelmekle erişilebileceği işlenir. Eserin içerisinde hikmetler içeren bir çok tespit yer alıyor. Bu sebeple mühim bir metin olduğunu söyleyebilirim. Okumuş olduğum Kabalcı Yayınevi metnin orijinalini de baskıya dahil etmiş, o sebeple 398 sahifelik kitabın Türkçe tercüme kısmı 200 sayfa kadar yer tutuyor. Tercümeyi ise maalesef pek beğenmedim. Mütercim çok fazla sel-sal ilaveli kelimeler ve "tümel, tikel" gibi tuhaf kelimeler kullanmış. Bu da bence metnin seviyesini zedelemiş. Düşünce eserleri okumayı
Felsefenin TesellisiBoethius · Kabalcı Yayınları · 2014790 okunma
Puan vermedi·236 syf.··
2026 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 20:04
Saramago romanına “Ertesi gün hiç kimse ölmedi” diye başladığında, insanın içinde garip bir sevinç kıpırdıyor — ta ki birkaç sayfa sonra o sevincin ne kadar naif olduğunu anlayıncaya kadar. Ölümsüzlük bu romanda bir nimet değil, yavaş yavaş açılan bir yara gibi işler; yaşlılar ölemiyor, hastaneler taşıyor, devletin tüm denklemi bozuluyor. Saramago burada insanlığın ölüm karşısındaki çifte yüzünü, onu hem lanetleyip hem de ona muhtaç olduğunu, soğukkanlı ve iğneleyici bir mizahla gözler önüne serer. Romanın ikinci yarısında sahne değişir; ölüm soyut bir olgu olmaktan çıkıp sicim çantasıyla mektup taşıyan, köpeklerin kucağına oturan, viyolonsel sesine kulak veren bir kadına dönüşür. Ve bu dönüşüm kitabın en tuhaf, en güzel yerdir. Çünkü Saramago ölümü insanlaştırırken aslında insanlığı da bir tür ölüm kılığına büründürür — ikisi de birbirinden korktuğu kadar birbirini istemektedir. Bu noktada roman bir alegori olmaktan çıkıp neredeyse bir aşk hikâyesine dönüşür; ama Saramago’nun elinde aşk bile felsefeyle haşır neşirdir. Yazarın o meşhur üslubunu — noktalama işaretlerini cimrice kullanan, diyalogları düz metne gömen, tek uzun nefes gibi akan cümlelerini — bu romanda bir kez alıştın mı, başka türlü yazılmış bir şeyi garip bulmaya başlıyorsun. Kitabın adındaki masal tonu da tesadüf değil: Saramago, çocuklara ölümü anlatmak için değil, yetişkinlere hayatın ne olduğunu hatırlatmak için masal dilini ödünç almış. Roman kapandığında “Ertesi gün hiç kimse ölmedi” cümlesi sende bambaşka bir ağırlıkla oturuyor — başta okuduğun cümleyle aynı kelimeler, ama artık hiç aynı anlama gelmiyor.
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 80. kitabı
Kitap Adı: Serbest Düşüş Yazar Adı: Juli Zeh Çeviri: Sevinç Altınçekiç Sayfa Sayısı: 288 Kitap Türü: Roman Değerli Okur: Kitabı buradaki kütüphanede görünce alıp okumak istedim. Yazar, bu kitapta iki fizikçi arkadaşın maceralarını konu almış. Juli Zeh’in kalemi keskin olunca, insan psikolojisine dokunan güçlü bir yanı var. Bir de sınırsız hayal gücü eklenince, kitap ister istemez farklı bir boyuta bürünüyor. Gerçeklerin peşinden koşan bir komiseri de hikâyeye dahil ediyor. İster yancı deyin, ister hikâyenin eşantiyonu… Neler yok ki bu kitapta? Gerçekler, paralel evrenler, gerçeklerden sapmış bir zaman algısı. Üstüne bir de kuantum fiziği ve suç unsurları eklenince, gerilim de eksik kalmamış. Çünkü kim suçlu, kim masum - bunu da bulmak gerek. Kitap size ister istemez farklı bir dünya sunuyor. Okurken zihninizin hiç durmadan çalışacağı bir kurgu bu. Uzun zamandır bu kadar kapsamlı ve her detayı düşünülmüş bir roman okumamıştım. Kitaptan daha fazla spoiler vermeden alıntılara geçelim. Sicim teorisi günün birinde temel fizik kuvvetlerini birleştirebilir mi? İnsan otuzunu geçince, başka yaşların bir önemi kalmıyor Doğru şeylerden korkma sanatına çok az insan vakıf. Bazı günler hayat insana arka kapıdan girmek dışında bir seçenek bırakmıyor. Hayat sona ermeden önce bir şeyler sona erdirilmelidir Hepimiz varlığın büyük dramında aynı anda oyuncu ve seyirciyiz. Okumak için farklı tarz kitap arayışınız varsa bu kitap o tarza uyuyor, okuyun derim Bu da benden olsun: 🪻Herkesin bir teorisi var, gerçekliğini sadece kendisinin bildiği...A. Özgür
Serbest DüşüşJuli Zeh · Metis Yayıncılık · 201051 okunma
10/10
·408 syf.··
2026 1. kitabı
İlk olarak ilahi bakış açısıyla yazılmış bir kitap bundan kaynaklı başta tam yazım diline aşina olamadım ama okudukça bu durum ortadan kalktı.. betimlemeleri bazen tam ayarında bazense biraz fazla uzatılmış gibi geldi bana. Hele ki ilk sayfalarda biraz bunaltmıştı bu durum beni. Evreni nedense başta gözüme çok karmaşık gelmişti ama okudukça bu durumda ortadan kalkıyor hele olaylar boy göstermeye başladıktan sonra kitap tadından yenmez hale geliyor. Elimden bırakamadımmm Kitapla ilgili pek bir bilgim olmadan başladım okumaya, ondan kaynaklı beni şaşırtan fazlasıyla olay oldu. Hatta bir dikenler ve güller sarayı vakasıyla bile karşılaştım Kitabın içinde cinler, şeytan, ejderhalar, kara büyü vs bir sürü doğaüstü varlıklar var. Hatta kızımız cinleriın kraliçesi başından beri güçlerinin farkında ve bunları yeri geldiğince sonuna kadar kullanmaktan kaçınmıyor kitapta en sevdiğim olaylardan biride bu oldu. kamran karakterini sevdim aslında ama nötr gibiyimde bilemiyorum. Pek söyleyecek bir şeyim yok karakterle ilgili. ileriki kitaplarda bu durum şekillenir diye düşünüyorum. Yan karakterleri sevdim. Hele ki omrid favorim Kitapta bir bölüm alizen (kadın ana karakterimiz) bir bölüm kamran şeklinden ilerliyor. Kamran kısımları beni çok sarmadı ama tabi sadece kamranın olduğu alizenin bulunmadığı kısımlardan bahsediyorum. kitapta ejderhalar var ama tabi son sayfalarda giriş yapıyorlar. o yüzden ACİLEN İKİNCİ KİTABI OKUMAM GEREK hele o sondan sonra... rs kurtarıcım oldu. Baya sevdim evreni olsun olaylar olsun... Hele ana karakter kadınımızı daha çok sevdim. Kitaba bir şans vermenizi isterim hele fantastik kitap okumak istiyorsanız ve bulamıyorsanız kitapta yetişkin içerik bulunmuyor
Sicim KrallıkTahereh Mafi · Yabancı Yayınları · 2024120 okunma
10/10
·192 syf.··
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 00:00
Çürümeye sebep gerçekten Henry miydi; yoksa Dorian kendisi dahi fark etmeden ruhunun derinliklerinde sinsice kabaran ve sonunda vahşet dağına dönüşen kibrinin duvarına mı tosladı? Kitabımızın başına denk düşen gençliğinde taze, duru, ilahi güzelliğiyle Dorian Gray; ahlaki temizliğiyle, saflığıyla beraber baştan ayağa mükemmeliyetin temsili, vücuda gelmiş hali olarak tasvir ediliyor. Bana ve muhtemelen her okura göre gerçekdışı ve inanılması güç bir anlatım var tabii bu oluşumda, ancak arkadaşı Basil Hallward’a göre durum hiç öyle değil. Portremizin ressamı Basil, Dorian’ı gördüğü ilk anda vuruluyor ona. İlişkilerinin akışı boyunca taşkın övgüler, masumiyeti şaibeli sözler ile delikanlıyı mest ediyor, ruhunu okşuyor sürekli. Kitap bu yönüyle “eşcins*llik” mevzuuna dair tefrite kaçmamakla birlikte imadan fazlasını barındırıyor. Ancak eserin 19. yüzyıl Victoria Dönemi İngiltere’sinde yayınlanmış olması göz önünde bulundurulduğunda olay tam bir meydan okumaya, başkaldırıya, manifestoya dönüşüyor diyebiliriz. Yazar bu konuda sahici cesur davranmış. Gelgelelim, bu mükemmeliyet temsilini, harikalık abidesini sanatına akıtmaya; Dorian’ın bir portresini yapmaya karar verdiğinde başlamış oluyor her şey. Portreye Dorian’ın dış güzelliğinden ziyade kendi içindeki ona olan aşkına dair o kadar çok şey katıyor ki; delikanlıya olan duygularını, tablodan dışarı sicim gibi taşan aşkını bir başkası fark edecek, hissedecek diye portreyi sergilemekten, ilan etmekten dahi korkar hale geliyor. Bu konuda şu ayrıntıya da değinmek istiyorum. Yazarın bizzat ifade ettiği üzere Basil’ı kendini temsilen yazdığını biliyoruz. Yazar bu eserinde kendine dair böyle bir gerçeği cesurca ilan edebilmişken acaba Basil’ı neden bu cesaretten yoksun ve aciz bıraktı? Olay örgüsüne dönelim. Sonraki
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,2bin okunma
9/10
·240 syf.··
2026 58. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 12:01
*Kendi düşüncelerimi belirterek yazdığım bir incelemedir.* Eh, 5 gün sonra doğum günüm var, ve ben 28. yaşına basacağım... bu kitabı niçin daha önceleri okumadığım için nedamet ile sicim arasında gelgitler yaşıyorum. Okurken düşündüren, düşündürürken de gözlerinizin dolmasına neden olacak bir eser. Filmini izlemiştim 20 yaşında iken, fakat kitaplara o kadar meraklı birisi değildim... daha çok sinemaya aşık biri idim. Nedendir bilinmez bunun cefasını çekiyorum şu an, ve aynı zamanda kendime olan kötümserliğini farkındayım -ki bu esaret benim dimağımı kemiriyor. Heyhat! Dün ansızın kitapçıya gittim ve bu kitabı bulmak için cebelleştim nedensizce. Çünkü Nemecsek'i kendime göre bir tahayyül ediyordum, çocukluğum da ansızın böyle süregelen şeyler yaşandı için. Kütüphanem de anısını ilelebet yaşasın diye, bir bir kitapçıları gezdim. Zakkum bahçesinde yalınayak dolaşırken birdenbire bir güneş peyda oluştu. Her yer ışıl ışıldı, gözlerimin içinde renk renk matlaşan bir cisim beliriyordu; durmadan ivme kazanan bu cisim, benliğimde fütursuzca hezeyanlar saçıyordu. Sahiden sonlara doğru gözlerim dolması, beni içinden çıkılamaz bir labirentvari bölgeye hapsetmesi kadar olanaksız bir şey yoktu. Kendime çok kızıyorum, yüksünüyorum, hayıflanıyorum nedensizce münkesir davranmama neden oluyor. Gerçi okumanın yaşı yoktur diyorum kendime defalarca, ne demişler; geç olsun, güç olmasın.
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma