Sidra İbiş

Sidra İbiş
@sidraibis
… that no life lives forever; that dead men rise up never; that even the weariest river, winds somewhere safe to sea. Martin Eden
Üniversite
18 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
José Saramago ~KÖRLÜK~
Puan vermedi·331 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Her bir satırını çok büyük keyifle okuduğum ama aynı zamanda birçok satırından tiksindiğim bir kitap yine her zamanki gibi önce kitabını okudum sonra filmini izledim kitap çoktan bitmişti ama filmini izleyip bir kaç cümle yazmak istiyordum ve filmini dün gece izledim ve tiksintim tazeyken düşüncelerimi yazayım dedim öncelikle alıp okumanızdan yanayım çünkü toplumu sosyoloji açıdan gören insanların toplum üzerindeki psikolojileri bu kadar iyi anlatan başka bir kitap var mı ?bilmiyorum hemen başlıyorum girişi uzattım biliyorum bu kitapta hiçbir şey belli değil mekan belli değil zaman belli değil bilinmeyen bir ülke hatta ismi bilinmeyen karakterler bütün karakterler unvanla ya da lakablarıyla hitap ediliyor. Jose Saramago'nun Körlük romanı onun en önemli eserlerinden biridir. Bu kadar önemli eseri hatta 1998 Nobel Edebiyat Ödülü alan bir kitabı analizini yapmadan önce şöyle saçma bir düşünceye girdim acaba bu kitabında analizini yapabilir miyim yapmam komik olmaz mı nede olsa ödül almış bir kitap analizi yapmam çok eksik yapabilirim hata yapabilirim yanlış bir bilgi verebilirim falan ama zaten kimsenin umrunda değil yaptığım analiz neyse Körlük romanında yazar körleşen insanların çöküşünü daha sonra ise tekrar yükselişlerini göstermeye çalışmıştır. Önce romanın oluşumuna ve başlangıcına bakıp yazarın kitabın girişinde yazan "Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan, fark et." (Nasihatler Kitabı) sözü ile kitabı okumamız ve yorumlamamız gerektiğini bilelim. Ağır ilerleyen temposu, kavranması gerçekten de zor olabilecek kimi metaforik göndermeleri, “insan dışkıları”ndan “sert bir tecavüz”e uzanan kimi bunaltıcı bölümleri nedeniyle, okunması ve algılaması zor." yorumu alan roman daha bazı bölümleri nedeniyle "iğrendirici" buldıum Roman, bilinmeyen bir mekanda ve bilinmeyen bir
2024 Okuma Raporları
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Jack London ~VAHŞETİN ÇAĞRISI~
6/10
·112 syf.··
2022 9. kitabı
"Vahşetin Çağrısı" daha önce izlediğim "Beyaz Tanrı" filminin temel hikayesi olabilir diye düşünüyorum şu anda. İnsanın vahşiliği ve acımasızlığı ile özüne dönen bir köpek Buck. Yediği sopalar, kamçılar, gördüğü işkenceler Buck'ın vahşi doğanın çağrısına eninde sonunda kulak vermesi adeta bir Rambo köpek öyküsü. London'ın doğayı ve köpekleri tasvirine bayıldım. Kendi hayatından kesitler taşıdığını düşündüğüm o acımasız göçebe hayat son derece gerçekçi bir dille anlatılmış. Yer yer içim ezildi, yer yer öç alma duygusu kapladı içimi. Bir çırpıda bitti nitekim. Bu kitabın ana düşüncesi 'kendini gerçekleştirmek' diyebiliriz aslında. İnsanın doğası gereği kendini gerçekleştirebilmek için çeşitli badireler atlatması ve ders çıkarması lazım malumumuz olduğu üzere. Söz konusu bir köpek, Buck olunca da işler pek değişmiyor haliyle… Jack London'ı Martin Eden ile sevdim ve tüm kitaplarını okumaya kararlıyım, Vahşetin Çağrısı da bunlardan biri. Güzel kitaptı Vahşetin Çağrısı. İyi bir kitap olması bir yana, 'güzel' oluşu önemli; çünkü değindiği konu mühim. Okumak lazım.
Roman
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,1bin okunma
Joseph Conrad ~CASUS~
6/10
·309 syf.··
2022 8. kitabı
Bu kitap öncelikle roman görünümlü bir şiir kitabı. Böyle olunca nefret ediyorum işte. Bir sürü kitaba 8 yıldız verdim, peki ben şimdi bu kitaba kaç yıldız vereceğim? Bu kitap hepsinden daha güzel. Hiç bu kadar dolu bir kitap okumamıştım. Yani Dosto Baba kusura bakmasında bu kitap bir acaip. Bir kere dedim ya şiir gibi. O kadar güzel okunuyor ki. Yani buram buram edebiyat kokuyor. Üslup bir harika. Sanki kalemle yazılmamış, adeta eline çekici, murcu almış koca bir kayayı heykeltıraş gibi kıra döve yazmış bu kitabı Joseph Conrad. Tabi bu aynı zamanda bilimsel bir yayın da desek hiç mi hiç sırıtmaz, zira dünyayı yöneten sistemin nasıl bir sistem olduğu, çarkların nasıl döndüğü ve sistemin dışına nasıl çıkılamadığını da anlatan bir eser. Kasa her zaman kazanır ve onun aksine yapılan her eylem onu daha da güçlendirir ve daha da kötüsü yaptığı işkenceleri masumlaştırır, öldürdüklerini ise katilleştirir. Kurgu muhteşem. Sol görüşülü bir çete var. Bir eylem peşinde. Amacı halkı bazı konulara uyandırmak. Eylem mekanını Greenwich Gözlem Evi olarak seçiyorlar. (Neden onca mabed varken bu bilim yuvasını tercih ediyorlar, kitapta çok güzel anlatmış yazar.) Kimseyi öldürmemek kaydıyla eylem gerçekleştiriliyor ancak eylemde bir zihinsel engelli arkadaş hayatını kaybediyor. Ardından çete biraz karışıyor. Herkes kendini kurtarmaya çalışırken birbirlerini satmaya başlıyor. Bu sırada devleti temsil eden eden kurum, emniyette de işler karışıyor. Müfettişler de çıkar çatışmasına düşüyorlar ve başlarına buyruk hareket edip kendileri çözmeye çalışıyorlar davayı. Özetle diyor ki kitap; insan oğlu bencildir. Ve bu bir terci değildir. Solcu da olsan sağcıda olsan, dinci de olsan, dinsiz de olsan, büyükte olsan, küçükte olsan insanoğlıu bencildir arkadaş. Her durumda önce kendisini düşünür.
Roman
CasusJoseph Conrad · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,961 okunma
Anthony Burgess ~OTOMATİK PORTAKAL~
6/10
·171 syf.··
2022 7. kitabı
Şiddet aslında biz farkında olsak da olmasak da hayatımızı kaplamış vaziyette; ama çoğu zaman farkında olamıyoruz; gözle görülecek hâle geldiğinde rahatsız olup bir tepki veriyoruz. Sonuçta hepimizin içinde bir yerde şiddet potansiyeli var. Belki az, belki her an zarar verebilecek kadar çok. Peki, bu şiddete eğilim doğumla mı başlıyor yoksa esas olarak çevrenin etkisi mi oluyor? Şiddete eğilimli olduğu gerekçesiyle birtakım tedavilere maruz kalanlar bu tedaviden sonra, iyileştikleri söylendikten sonra, gerçekten de iyileşiyorlar mı? Bu "iyileşebilecek" bir şey mi? Islah mümkün mü? İşte Otomatik Portakal bunu başarılı bir şekilde irdeliyor. Ben kitap boyunca cezanın işlevinin ne olduğunun sorgulamasını yaptım. Nedir ceza müeyyidelerinin esas amacı? Ödetme mi, kamu vicdanını rahatlatma mı, ıslah mı? Islahsa şayet, gerçekten de ıslah oluyor mu "suçlu" bireyler? Ayrıca ıslah olmak bireyin seçimi mi yoksa devletin mi? Peki ıslahtan kastımız tam olarak ne? Evet, herkesin iyi olmaya çalıştığı, kötülüğün ortadan kalktığı bir toplum, herkesin hayali; ancak kişinin iyi olmaya zorlanması kabul edilebilir mi? İyi ve kötü arasında bir seçim yapma şansı olmayan bir bireyin, anlayamadığı nedenlerden ötürü de olsa, daima iyiye yönelmesi çoğumuzu mutlu ve tatmin eder belki; ancak böyle bir bireyin iradesinin ortadan kalktığını ve özgür olmadığını da söyleyemez miyiz? Kaldı ki iyi ve kötünün nesnel bir tanımı yapılamayacağından iktidardaki kimseler kendilerine göre birtakım iyi ya da kötü tanımı yaparak diğerlerini de bunu kabul etmeleri yönünde zorlayamazlar mı? Bu da totaliter bir rejime gidiş değil midir? Anthony Burgess, yüz yetmiş bir sayfada, karakterler üzerinden bu tür sorgulamaları ister istemez yaptırıyor bizlere. Bir sonuç elde etmek ise benim açımdan kolay değil... Kitaptan
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009112,9bin okunma
Jack London ~YILDIZ GEZGİNİ~
7/10
·344 syf.··
2022 6. kitabı
Martin Eden adlı kitabından sonra Jack London okumam gerektiğine iyice emin oldum çünkü kitap beni büyülemişti. Yıldız Gezgini de London kitaplarına bakarken dikkatimi çekti ve başladım. Kitap hapishaneye giren Profesör Darrell Standing'in hapishanede yaşadıklarını ve zihinsel gücünü kullanarak geçmiş yaşamlarına yaptığı yolculukları konu alıyor. Kitabın konusu oldukça çarpıcıydı, yazar hukuk sistemini ve cezaevlerini eleştirmek amacıyla yazdığı bu kitapta ortaya muazzam bir şey çıkarmış. Darrell Standing asılacağı günü bekleyen bir mahkum ve hapishanedeki hayatını yazıyor, başkarakterin ağzından yazılıyor roman ve oldukça etkileyeciydi her şey. Yazar hapishanede yaşanan korkunç olayları anlatırken bir yandan da sistemi çok güzel bir şekilde eleştiriyor. Standing hapishanede bazı olaylar yüzünden tecrite düşüyor ve sıkıntıdan kurtulmak için ve katlanabilmek için çareler bulmaya çalışıyor, bu sırada tecritteki başka bir mahkumun tavsiyesiyle bilincini kullanarak geçmiş yaşamlarına gitmenin yolunu bulur. Romanda Standing'in cezaevi yaşamını okurken, astral seyahatlerinde yaşadıklarını da okuyoruz. Kitapta bu yolla birbirinden bağımsız hikayeler bulunuyor, ben bu hikayelerin hepsini çok sevmedim açıkçası, geneli güzeldi. Bu astral seyahatlerden biraz bahsedicek olursam hücrede deli gömleği cezası alıyor, bu cezanın uygulandığı zamanlarda bedeninin işlevini bilinçli bir şekilde durdurup, ruhunun ise önceki yaşamlarına geri dönüşebildiğini keşfediyor. Her bir geri dönüşünü de bize öykü olarak aktarıyor. Bu öykülerde Mountain Meadows Katliamı'nda öldürülen 9 yaşında bir çocuk da oluyor, ilk cağlarda ok kullanmayı bilen bir insanda, 8 yıl boyunca ıssız bir adada yaşamayı başarabilmiş bir denizci de.. Jack London'un ustalığı tam olarak burda çıkmakta, birbirinden farklı
Roman
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma