10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 17:56
İstanbul'da sisin her şeyi örttüğü bir gün... Sırlarla dolu bir defter... Kayıp bir tablo... İşlenen cinayetler, kurulan tuzaklar, ihanetler, çözülmeyi bekleyen şifreler ... Melek, Osman Hamdi Bey'in eskizlerinden oluşan ve varlığını kimsenin bilmediği bir defter bulur. Bulduğu bu defter, 17 yıl önce öldürülen dedesinin ölümünün basit bir hırsızlık olayı olmadığından şüphelenmesine neden olur. O, dedesinin ölümünü aydınlatmak için en güvendiği kişiden, manevi kardeşi Hakan'dan, yardım ister. Fakat aynı gece Melek ortadan kaybolur. Hakan, kardeş gibi büyüdüğü Melek'in ortadan kaybolmasının ardından hem onu kaçırmaktan hem de 17 yıl önce işlenen cinayetten suçlanır. O saatten sonra polisle arasında bir kovalamaca başlar. Üstelik peşindekiler sadece polis değildir. Dünyayı yöneten gizli güçler de bu defterin, dolayısıyla Hakan'ın peşindedir. Artık hem kendini aklamak hem de kardeş gibi sevdiği Melek'i kurtarmak için şifreleri çözmek zorundadır. Hakan'a araştırmalarında asistanı Ahu ve sanat tarihçisi olan arkadaşı Derya da destek olur. Defterdeki kayıp bir sayfa ise onları Osman Hamdi Bey'in Tekvin(Yaratılış) tablosuna götürür. Bakalım bu ekip tabloyu ve onun gizlediği sırları bulabilecekler mi? Hakan kendini aklamayı ve Melek'i kurtarmayı başarabilecek mi? Sanat, tarih ve bilişimin buluştuğu bu eser bizleri İstanbul sokaklarında hem tarihi bir gezintiye çıkarıyor hem de macera peşinde koşturuyor. Kitap sayesinde Osman Hamdi Bey'in hayatı ve eserleri hakkında da geniş bilgi sahibi oluyoruz. Kitap, ilk sayfalardan itibaren temposunu hiç kaybetmiyor. Yazar bölüm başlarında verdiği harflerle bir şifre oluşturmuş ve bu yöntemle okuyucuyu da bu maceraya ortak etmiş. (Şifreyi bulamayanlar için cevap Kehf Suresi'nde gizli) Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça
TekvinArif Ergin · İthaki Yayınları · 20252,745 okunma
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Bu kitabı anlayabilmeniz için öncelikle Gnostik /Rafızı düşünce tarzı /ezoterik /hermetist /alşimist/seküler /deist/Simya/kabalist/ateizm/ kelimelerine aşina olmanız ve hakkında bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. Dünya masonlarının 5/4 ü bu üst localar tarafından yönetilir. onaylamayan hükümetler GÖZE GÖRÜNMEZ sorunlarla baş başa kalır. insan hakları arkasında da yine gül ve haç LOCASI VARDIR 2.dünya savaşı : Alman Kontes Pletenburg ve eşi dr.erich vermehren 1944 istanbulda sürdürdükleri falaliyelerinde ünlü Enigma kodlarını ellerinde tutmalarına rağmen çözememişlerdi.MI6 ingiliz ajanları tarafından kahireye götürüldüler ve Enigma kodları İngilizlere teslim edildi.ve bu Hitler’in sonunu hazırladı. İlginç bir isim campenalla soylu üstün ırk tezi yabancı gelmedi demi hitlerin arı ırk arayışı yeni dünya düzeni papa 27 yıl hapse attı sonrasında başa geçen papa 8. Urban campanellayı hapisten çıkarmakla kalmayıp kendine danışman yaptı ve beraber sihir büyü astroloji simya konularında çalıştılar ve papaya eğitim verdi. Kraliçe Elizabeth katoliklerin gizlice izlenmesi için walsingham göreve getirdi cambride seçilen bu ajan İskoç kraliçesi mary suartı idama götüren kişidir. Paracelsus: Erasmus,Agricola,ve martin Luther’in çağdaşı olan paracelsus Chiristendome Gül ve Haç Kardeşliği’in tarihsel önderi .1513-1521 yıllarında tatar hanlarına esir yaşar 1521 de tatar hanının oğluyla istanbula gelir felsefi taşını edinir solomon trismosinus tarafından verilir.kendisi cerrah doktor.simyacı kabbala eğitimi aldı Johann valentin andrea 1587-1654 Gül ve haç kardeşliği ilk resmi kurucusu ve sözcüsü kabul edilmiştir. Paracellsus’un tilmiziydi. Tarihte en önemli şifre anahtar yapımcısı Fransız kriptolojist Etienne bazerison diğeri abd başkanlarından Thomas Jefferson dur.ikisi de Gül ve haç
Gül ve Haç KardeşliğiAytunç Altındal · Alfa Yayıncılık · 2003441 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·330 syf.··
2026 51. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 13:00
Hava kitabını keyifle okudum. Özellikle Gevher Nesibe Şifahanesi hakkında öğrendiğim bilgiler benim için oldukça ilginçti. Kapadokya kısmında biraz daha fazla şey okumayı bekliyordum ama kitap boyunca merak duygumu kaybetmedim. En çok da sonu beni etkiledi. Defne’nin şifre bırakmadan kaybolması içimde bir burukluk bıraktı ve hikâye sanki henüz tamamlanmamış gibi hissettirdi. Kitabı bitirdiğim anda Ateş kitabına bir an önce başlama isteği uyandırması ise bence en güçlü yanıydı.
HavaBuket Uzuner · Everest Yayınları · 20182,290 okunma
10/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2026 147. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:00
"DEMİRDEN BİR DENİZ" Yavuz'un defterinde "gri" yoktu, ya "ak" sındır ya "kara". Tarihî romanlar genellikle iki tuzağa düşer: Ya tarihî gerçekleri o kadar ağır basar ki kurgu boğulur gider ya da kurgu o kadar uçar ki dönemin ruhunu tamamen kaybederiz. Eser, bu iki ucun tam ortasında, dengeli bir yürüyüş sergiliyor. Yazar, on yedi yılı aşan psikoloji ve tasavvuf okumalarını Osmanlı arşivlerinin titizliğiyle harmanlamış. Ortaya çıkan şey ise sadece bir “kitap” değil; âdeta bir dönem odası – içine girdiğimizde Yavuz’un ordularının tozunu koklayacağımız, fırtınayla dövüşen kale duvarlarının soğuğunu hissedeceğimiz bir atmosfer. Tarih, bazen yalnızca savaşların ve zaferlerin anlatıldığı bir alan değildir. Bazı hikâyeler vardır ki insan ruhunun en karanlık taraflarını, kayıpların bıraktığı derin boşluğu ve sırların insanı nasıl dönüştürdüğünü de anlatır. 1518 yılı… Osmanlı Devleti’nin en sert ve en çalkantılı dönemlerinden biri. Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi’nin ardından şekillenen siyasi atmosferin ortasında, Karahisar Kalesi’nde işlenen gizemli bir cinayetle karşılaşıyoruz. Sultan Selim Han’ın Mısır seferinden dönen ordusuna yol açan öncü birlik komutanı Hazar, kendini fırtınanın dünyayla tüm bağlarını kopardığı bir kalede bulur. Âdeta taş duvarların içine hapsolmuş bir bilinçaltını andıran kaçışın mümkün olmadığı bu atmosfer, romanın gerilimini sürekli diri tutuyor. Dışarıdan kimse giremez, içeriden kimse çıkamaz. Duvarların ardında işlenmiş vahşi bir cinayet: Kimliği belirsiz bir kadının bedenine saplanmış dokuz ok. Dokuz şüpheli. Ve bu şüphelilerden biri, Hazar’ın geçmişindeki en karanlık yaranın ta kendisi. Hazar’ın hikâyesi, onu bu soğuk kale duvarlarına hapseden sebeplerin ötesine geçiyor. Naif bir nalbant çırağıyken sevdiği kadını kaybetmenin acısıyla ölümcül
Edebiyat
Demirden Bir DenizYasin Kocabaş · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20269 okunma
8/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 23:22
Dan Brown, Sırların Sırrı ile bu kez Avrupa’nın en gizemli şehirlerinden olan Prag’a götürüyor bizleri. Roman, bilinç ve onun potansiyeli üzerine yazılmış oldukça ilgi çekici bir kitap. Yazar alışılmış gizemli halini burada da sergilemiş. Kitabın bende kalanları kısa özetini ve yorumunu yapmam gerekirse; Ünlü simge bilimci Robert Langdon ve yeni yol arkadaşı Noetik bilimci Dr. Katherine Solomon’ın Prag’a bir bilinç ve ölüm sonrası zaman üzerine yapılan araştırmaların konferansını yapmak için gitmesi ve orada başlarına gelen bir dizi olay kitaptaki hareketliliğin başlangıç noktası oluyor. Hikaye ilerledikçe Prag’daki anıtların, binaların ve sokak tasarımlarının aslında ne kadar büyük bir sembolizmin parçası olduğunu fark ediyorsunuz. Ayrıca bu gizemli şehrin altına inşa edilen adeta yapay beyine benzeyen tesisde geleceğe ve ulusal güvenliğe dair oldukça kullanışlı olan,rahatsız edici gerçekleri temele alan bilinç testlerinin yapılması etik sınırları ve güvenlik meselesini tartışmalı hale getiriyor. Yine yazarın Noetik Bilim (zihin gücü) ile kadim mistisizmi harmanlama biçimi oldukça düşündürücü ve hoş olmuş. Kitabın temposu her ne kadar yüksek olsa da, zaman zaman teknoloji, ölüm ve bilinçle ilgili açıklamaların yoğunluğu hikayeyi yavaşlatabiliyor. Değiştirilemez kötü olan Rusya’nın varlığı ve hikayenin temelinde oldukça yer etmesi bence hikayeyi fazlasıyla basitleştirmiş. Bu kısımlarda biraz sıkıldım açıkçası. Ancak gizem, şifre çözme,semboloji ve bilinç araştırmaları meraklıları için adeta bir bilgi şöleni olduğunu da söylemeden geçemem. Kötü karakter gibi aktarılan Golem’in derinliği ve motivasyonu ise romanın gerilim dozunu zirvede tutuyor. Kitap tam anlamıyla bir Dan Brown klasiği. Fakat bana göre diğer kitaplarına göre biraz basit kaçmış gibi hissettim okurken.
1000Kitap
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20254,044 okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2026 36. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Tek bir türe dahil edemeyeceğim bir kitapla geldim arkadaşlar. Bu kitapta psikoloji, tasavvuf, tarih, kozmoloji, savaş, ihanet ve en çok da küllerinden doğan trajik bir aşk var. Kitap akıcı diyebileceğimden daha da akıcı bunu ayrıca belirteyim. Bu kitap için 2 veya 3 gün ayırmıştım ama öğleden sonra başlayıp gece uyumadan bitti gitti. Osmanlı tarihinde bir ilk oluyor. Sultan Beyazid'in oğlu Selim babasının elinden iktidarı zorla değil ama zorunlulukla alır. Sultan Selim cihanı ateşe vermeye hazırlanırken Hazar, ocağındaki ateşi harlamakla meşguldür. Hüma ise babasıyla gitmek zorunda kalır. Yeni bir hayat, yeni bir kimlik: Özüm. Ve dış dünya ile tüm bağları kesilen bir kalede bir cinayet... Kafana kısılmış bir katilin peşine düşen nalbant çırağını ise sevdiği kadını kaybetmenin acısıyla ölümcül "Serdengecti'ye" dönüştüren bir soruşturma. Devletin bekası mı kendi kalbinin küllerini deşecek bir yüzleşme mi? Bir kadın bedenine saplanmış dokuz ok, eski Türk kozmolojisi, yönler, renkler, şifre ve ölümcül bir sır. Bütün bunlar kusursuz bir kurguda buluşuyor. Okuyucuyu da tek solukta okumak kalıyor. Hüküm kimdeyse, kılıç onda olmalıdır. Analar, evlatlarının kalbini, onlar daha dile gelmeden okurmuş. İki günü eşit olan ziyandadır. Gerçek fetih, kaleleri değil; kalpleri kazanmakmış. Yavuz'un defterinde "gri" yoktu, ya "ak" sındır ya "kara". Eski dünya bugün öldü çocuk. Artık devir, demiri ve barutu olanındır. Doğunun güneşini arkasına almayan, batının karanlığına yürüyemez. İhtişamı ve süsü asla sevmeyen, o bilindik tabloların aksine sakalı olmayan, gösterişten uzak ve tavizsiz bir mizaca sahip olan Yavuz Sultan Selim, hayatının hiçbir döneminde küpe takmamıştır.
Demirden Bir DenizYasin Kocabaş · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20269 okunma