Sıla Yıldırım

"Bütün arzularımız doyurulduğunda, huzur halinde bile bıkkın olunur. Arzu yokluğundan muzdarip oluruz, doyumun sakinliği bizi can sıkıntısına iter. Demek ki hayat bir sarkaç gibi bir o yana bir bu yana, ızdıraptan can sıkıntısına sallanıp durur. Schopenhauer'a göre mutluluk erişilemez bir hedeftir. Tatmin veya memnuniyet, sadece bir acının ya da yoksunluğun başarısızlığa uğramasının sonucudur."
Sayfa 136·Kitabı okudu
Alıntı
"Montaigne ve Çinli taocu bilgelerin çok iyi bildiği bir şey vardır: Dikkatini, çaba harcamadan işleyişine bırakmak; bir durumu, onu zorlamadan karşılamak, eylemde bulunmayı ve bulunmamayı bilmek. Kısacası esnek, sabırlı olarak, ölçüsüz beklentilere girmeden, kendini kasmadan, tam bir yürek ve zihin açıklığıyla mutluluğu umut etmek ve aramak."
Sayfa 131·Kitabı okudu
Alıntı
"Mülkiyetin ve kişilerin güvenliğinin garanti altına alınmadığı yerde kalıcı bir mutluluk da söz konusu olamaz. Bu ancak, insanların mutlu olduğu bir toplumda gerçekleşebilir. Her bir kişinin faydası böylece herkesin mutluluğunda yatar."
Sayfa 125 - John Stuart Mili·Kitabı okudu
Alıntı
"Deniz uzar şimdi mavi haritalarda, uzamalıdır Oysa ne gereği var ölümden konuşmamanın? Böylece biraz daha yoğun yaşar olmanın, biraz kafiyeli ne var? Sadece korkuyorum biraz, yani korkağım... Ben hep biraz aptalımdır deniz üstünde, deniz akıllıdır da ondan. Hiçbir şeye bağlı olmayan kendi sorumsuzluğunda. Bir gemi gider, gider ve deniz yaşar. Böylece ölüm hep en uzakta... Biliyorum biliyorum ölüm için şimdilik yorgunum. Yani herkes kadar son çarşıya bakmadan. Bir deniz ufalır ölüm karşısında Ben ölümü bir kente övüyorum Bir küçük çocuğa, sokakta ezilen parçalanmış başı ve alfabesi zabıtlara geçmiş. Her gün değişen şarkılarla avunan, her gün ısmarlanan gazoz.... Sonsuz düzen kimi haklı çıkarır? Tren durmadan uzuyor, geç kalıyoruz. Ne yazık bir haziran da biter sonunda Nerede şimdi o çılgın gün doğumu, o herkesin karmakarışık olduğu, kirazlara ve sulara günlerce bakılan dönem?"
263, 264, 265·Kitabı okuyor
Alıntı
biricik yaşamımızda neden başkalarıyla yarışıyoruz?
"Budizm rekabetçi zihniyetin, negatif bir döngü içinde mutluluğu başkalarına bağlı kılan bir zehir olduğunu açıklar: Başkalarının başarısızlığında mutlu, başarılı olunduğunda mutsuz insanlar... Budizm, huzurun anahtarlarından birinin, insanın kendini başkalarıyla kıyaslamamasında, rekabetçi zihniyetin terk edilmesinde, bütün kıskançlıkları aşmaya çalışmakta yattığını gösterir. Mutluluğa varmak için en iyi panzehir, başkasının mutluluğundan sevinç duymayı öğrenmektir."
Sayfa 118·Kitabı okudu
Alıntı