Yağmur Sıla Değirmi

Yağmur Sıla Değirmi
@siladegirmi
Mezarım kül tarlası
Antalya
10 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
Ben ucuz bir romandım. Hayır, kötü bir edebiyatın bile bir gerçekliği vardı: Can sıkıcı taklitçilikleri bile benden gerçekti. Ben yoktum; hatta ben yokum, olmadım diyemeyecek bir yerdeydim; kelimeler bile yan yana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi. Ne olurdu benim de kelimelerim olsaydı; bana ait bir cümle, bir düşünce olsaydı. Binlerce yıldır söylenen milyonlarca sözden hiç olmazsa biri, beni içine alsaydı!
Sayfa 66·Kitabı okudu
Oğuz Atay
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
O ta önceki yerleşik acı artık katılaştı, kalıcı bir ur hâline geldi: onunla da birlikte yaşamayı, ona da katlanmayı öğrenirim herhalde — olmazsa da, olmaz, zaten!… En değerli hayalimdin sen, [——]: kendini yıktın!… — Elden çıkarmak istemediğin gerçekler vardı, herhalde: bir yarım-yamalak felsefecinin hayali olmak ise istemedin. Oysa, onun yaşamında bir kez olsun gerçekleştirdiği, gerçek hâle getirebildiği tek hayali olabilirdin — hatta, sanıyorum, bunu istiyordun da… Hayalden gerçekliğe giden yoldaki adımı atmadın — “Kaçtım” dedin… İşte: kaçtığın kendindi — belki de, benim gerçekleşen hayalim olabilseydin, kendi en yoğun gerçekliğin de olabilirdin… Kim bilir, artık — geçti…
Puan vermedi·479 syf.··
2022 1. kitabı
Ben Vedaları Sevmem Albayım “Ben vedaları sevmem albayım.hiç gitmesin insanlar. Hele gelmemek üzere giderlerse,çok üzülürüm albayım,dayanamam.“ Ne çok veda barındırıyor yaşam. Her köşe başında bir ayrılık, her yolculukta eksilen bir parça. Oysa vedalar, vuslatları doğurmaz mıydı? Ne var ki vuslat, veda kadar sık uğramaz insana. İnsanlara, kentlere, duygulara ve hayvanlara bağlanmak—başlı başına bir intihal gibi. Kalbin, ait olmayan şeylere alışması, tehlikeli bir oyuna dönüşüyor çoğu zaman. Oğuz Atay da bu oyunun talihsiz bir oyuncusuydu. Her defasında tutunmaya çalıştı bir şeylere; kelimelere, insanlara, anlamlara… Lakin neye elini uzatsa, kayıp bir metafora dönüştü sonunda. Bu oyunu da kaybetti—ama şatafatlı bir çöküş değildi onunki. Sessiz ve zihinsel bir çözülmeydi. Gecekonduya benzettiği yalnızlığında, kendi iç sesiyle baş başa ödedi bunun bedelini. Gerçekten de zor mudur veda etmek? “Gidenler sevinçliydi. Geride bıraktıklarına karşı ayıp olmasın diye üzgün görünüyorlardı.” (s. 209) Veda, basit bir hüzün değildir. O, asimetrik bir çöküştür. Ayrılığın acısı eşit dağılmaz. Kimileri gülümseyerek gider, kimileri enkaz altında kalır. Belki de mesele, hayatı yeniden kurgulamakta değil; samimiyetsiz bir devinimin parçası olmaya karşı duyulan tiksintidedir. “Bugünü atlattım, yarın yeni bir gün, sonra bir gün daha”… Bu anlamsız tekrar, bir tür duygusal otomasyon değil midir? Bu döngüden kaçmak istiyorsan, belki de yalnızlığa sığınmalısın. Ama unutma—yalnızlık, insanın en ağır kefaretidir. Duygular… Ah, duygular. Ne kadar da iğrenç ama kaçınılmaz bir mekanizma. Basit bir biyolojik varoluşa anlam katan ama aynı zamanda onu tahakküm altına alan bir sistem. Gidenlerin ardından duyduğumuz yas, bir ömre eş düşüyorsa, duygular tam bir musibettir. Birini kaybetmenin acısı
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Puan vermedi·260 syf.·
2023 8. kitabı
Celâl Şengör
8.5/10 · 3.899 okunma

Yağmur Sıla Değirmi

, bir kitabı okumaya başladı
Zülfü Livaneli
8.9/10 · 163,8bin okunma