Harîrî, Seneka okumuş mudur bilmem ama Makamat'ının ikinci hikayesini bitirirken "Ignis aurum probat, miseria fortes viros"un Arapçasını vermiş olabilir. İnsan soyunun il, dil ve çağ farklarına karşın hikmette ve yaşam bilgilerinde belirgin bir biçimde ortaklaştığına dair bir misal denebilir belki. Gerçi Seneka ömrü boyunca Akdeniz'de dolanmış. Kordoba, Roma, İskenderiye, Korsika... Bağdat (Abbasiler ile parlayan şehir değil, Yeni Babil döneminden bugüne kentlerin kurulup yıkıldığı coğrafya) ve Akdeniz arasındaki münasebetler kadim. Bu yüzden Romalı filozofun aktardığı aforizmi Harîrî'de bulmak pek şaşırtıcı olmayabilir. Sabri Sevsevil çevirisi (Milli Eğitim Şark Klasikleri baskısı, 1986, s. 34): "Beni ihtiyarlatan, hâdiselerdir. Hayat, insanları bir kararda bırakmaz, halden hale sokar. Bir şahsa bir gün gülerse, ertesi gün muhakkak onu ağlatır. Onun bir şimşek gibi parlamasına aldanma, çünkü o yağmursuz bir buluttur. Eğer sana bütün düşmanlığı ile, binbir belâsı ile de saldırırsa sen yine sabret; ateş üzerinde kalıptan kalıba girmesinden altına ne zarar gelir?"
Öyle Bir Baktı Ki...
Öyle bir baktı ki gözlerime, Zaman durdu, dünya sustu o an. Bir şimşek çaktı sanki karanlığıma, Eridi içimde buzdan saraylar, Dağıldı göğsümde biriken duman. Ne bir söz söyledi, ne bir adım attı, Yalnızca gözleriydi kalbime dokunan. Bir mısra bıraktı yarım kalmış şiire, Bir yangın başlattı sessiz derinden, Külleri rüzgarda savrulan. Öyle bir baktı ki geçerken yanımdan, Mevsimler değişti, kış ortası bahar. Şimdi ne yana baksam o derin nazar, Bir bakıştan geriye ne kalır dersen; Koca bir ömür yetmeyecek bir hasret kalır.
Şiir
Günaydın
Ben zamanı gördüm, İçimde ve dışımda sessiz çalışıyordu, Bir mezar böyle kazılırdı ancak, Yıldırımsız ve baltasız, Bir orman böyle devrilirdi! Ben zamanı gördüm, Şimşek gibi bir ânın uçurumunda. Ben zamanı gördüm, Kaç bakışta bozdu hayalimi, Ve kaç düşüncede! Kim tanır bizi şimdiden sonra.. Ahmet Hamdi Tanpınar - Zaman Kırıntıları instagram.com/reel/DZNTI-st_Q...
Yapay zorlamalar(ım)la iletişim kurduğum insanlar, aynayı lekeliyor. Baldırına iğne batırıp, tekmeler savurduğum yansımalarımı göremez oldum. Kaldırın şu yeryüzünü, nefesim tökezliyor. Kalbim, zihnim, hiçliğe direnen pamuk ipliği. Üzerinde fi(i)ller tepiniyor. "Ruhuma kukuletalar bakıyorum, sen de alır mısın? Mutlaka takmalısın..." Karanlık merdivenin birbirine kayıtsız, sayısız çarpık büyük basamakları... Sol ayağımın kilometresi bitmiş, ne bir değnek ne bir halden anlayan insan evladı. Göz kapağım düşmüş, gören var mı? Oturdum dinleniyorum. Kimse yok bağırsam ne çıkar, nefret sesinin imdadı, sayıklamalar... Çıkmak istemiyorum ki zaten. Lakin mecburum biliyorum. "Kim yamulttu lan basamakları?" Gelecek yalnız orda. Rengin şarabi olsun mu tasam? Yukarı uzatıyorum başımı, şimsek çakıyor. Kim bilir yine neye dellendi? Benle alakası yoktur herhalde. Çağrı atacağım bir dakika. =) Evet. Başımı uzatıyorum, al tekrar... Ölümsüzleştirici bir hâlim mi var? Neyse çek bakayım. "Hevesini alsın gider, dert etme." Bir gün havasını alan olur ama görürüm ben onu. Al beyaz havlu! Şurada bak, getirsene. Görmüyor musun camına asmış Nefakat teyze -yağmurun bol olsun manyak kadın. Hepsi senin için, gökyüzü ağlasın diyedir derdimiz-. "Al." Mersilerden bir demet... Attığım gibi yanmaz mı beyaz havlu? Birine bin kattığımın göğün yüzü! Neyse. Bekleyelim. "Kümülüsler üfürsen?" Külüstürde bir gelenek artık. Attığımı gönderiyor. "Nasıl yapalım?" Ben uyuyacağım, uyandırma. 14 Haziran 2026 00.08
Gri
Gri gri gri...Sabah, sis, yağmur Bulut, bakış, hatıra Ben de bir şarkı yoktu sen okudun Bir ayna yoktu bende sen baktın Bereketli toprakların uykusunda bir köktüm Senin bakışınla yeşerdim yağmurlar yağmadan Gözlerinde bir şimşek çaktı bakışlarım ıslandı Yanakların yağmurdan ıslak, gözlerin güneşli Kurtlar doğuruyor, kuzuları kollayayım Sen gözlerinle beni okşasan Çoban değneğim tesirli bir silah olacak Sen gözlerinle beni okşa Çoban değneğim tesirli bir silah olacak Savaş bitince senin için taze incirler toplayacağım Seninle kalacağım Seninle okuyacağım Ve seni güneşli hayranlığında öpeceğim Eğer bulutlar izin verirse... Mohammad Ebrahim Jaferi
Alıntı
ATATÜRK “BENİM BİR DİNİM YOK”
(Dini ve Namusu olanlar Kazanamazlar) Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. / Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Onun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız. (Andrew Mango, Atatürk, s 447 / İstanbul, Tekin Yayınevi, 1990, s 83-84) ✔ Kur’an Gökten İndiği Sanılan Bir Doğmadır: Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. (Söylev ve demeçler, cilt 1, s 389. (1 Kasım 1938' deki son meclis konuşması)) ✔ Suçlu Allah'ın Dinidir: Kralların ve padişahların istibdadına (baskılı yönetim), dinler mesnet olmuştur. (Atatürk’ün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, s 30) ✔ Bütün Dinler Utanmaz Peygamberlerin Kurgusudur: Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur. (Atatürkün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, Afet İnan) ✔ İnsanları Allah Değil "Tabiat" Üretti: Natür (Tabiat) insanları üretti, onları kendisine taptırdı da... / Çünkü malumdur ki, insan tabiatın mahlûkudur. / İnsanlar, kurtçuklar gibi sulardan çıktılar en önce... İlk ceddimiz balıktır. İşler daha daha ilerledikçe o insanlar, primat zümresinden türediler. "Biz maymunlarız"; düşüncelerimiz insandır. (Atatürk den Düşünceler, Derleyen: Prof. Enver Ziya / Atatürk’ün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, Afet İnan / Ruşen Eşraf Ünaydın, Atatürk Tarih ve Dil Kurumları, s 53) 👹 Atatürk’ün Din Algısı: “Onlar (Ashab-ı Kiram) aptallaştılar.” (M. Kemal) ✔ Din, Körü Körüne Bağlanmaktır: Gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur, din dediği şey, bilinmeyen inanç
Ben zamanı gördüm, İçimde ve dışımda sessiz çalışıyordu, Bir mezar böyle kazılırdı ancak, Yıldırımsız ve baltasız, Bir orman böyle devrilirdi! Ben zamanı gördüm, Kaç bakışta bozdu hayalimi, Ve kaç düşüncede! Ben zamanı gördüm, Şimşek gibi bir ânın uçurumunda. Ahmet Hamdi Tanpınar