Bazen bir yâr suretinde, bazen Şems, bazen dost, bazen kardeş. İnsan öylesine sahip çıkıyor işte derdini anlayanı görünce. Ne demiş eskiler: “Ekmeğimi bölüştüm bir sofrada, talibi çok oldu. Derdimi bölüştüm bir sofrada, arkasını dönüp giden çok oldu…”
Muhabbet duyduğumuz bir gönül bulunca da kelimelerin bile ses vermesine gerek kalmaz, gözler buyur eder içeri, gönül başlar muhabbete. Dünyaya tapan iki kişi bir araya geldiğinde kavga olur. Dünya ehliyle muhabbet ehli bir araya geldiğinde kavga olmaz ama muhabbet de olmaz. Ne var ki iki muhabbet ehli bir araya gelirse ana, baba, yoldaş olurlar. Muhabbet olur, eyvallah olur. Derdimize derman olmasa da derdimize ortak bir derttaş olur. Zaten aradığımız şey dertsizlik değil ki, derdimizi anlaya bilecek biri…