sanki yaşamım, bana ve başkalarına nasıl görünmüş olursa olsun, aslında hep bir "keder Senfonisi" olmuş, uyumlu biçimde birbirine bağlanan bölümlerden tek tek geçip sanatta tum büyük şemaların işlenisinde görülen kaçınılmazlıkla finale ulaşmış gibi.
senin, kişilik gücümü tüketmene izin vermiştim; benim için alışkanlık edinmek yalnızca "başarısızlık"
Değil , tam bir "yıkım" anlamina geliyordu. Ahlaki anlamda beni uğrattığın yıkım, sanatsal anlamda uğrattigin yıkımdan daha da büyüktü.
“birini “mutlu” diye adlandırmaktan daha ciddi bir hakaret, ya da ona “bir hüzün temeli” atfetmekten daha büyük pohpohlama olamaz… Neşenin hiçbir önemli fiile bağlı olmamasındandır bu; deliler
dışında da hiç kimse yalnız başınayken gülmez.”